Hayal ettiğimiz bir hayat var bir de hak ettiğimiz!

Hedeflerinizle donattığınız ve bunun için çabalayarak geçirdiğiniz onca gün ve öte yandan hayalini kurduğunuz gelecek, ikisi bir terazide gibi değil mi? Bu terazide ancak hedef ve sarf ettiğiniz çabanın ağırlığını korumasıyla hayallerinizi yükseltebilirsiniz.

Bu konuda Mümin Sekman’ın çok haklı bulduğum yorumuna değinmek istiyorum.

Yetersiz bir altyapının üzerine, çok yüksek beklentilerle yola çıkıyoruz. İsteklerimiz İsviçre standardında, yeteneklerimiz ise Pakistan. Kaybedeceği baştan belli bir model. Bilgi, beceri ve çabadan oluşan altyapımızla, kıyas ve isteklerimizden oluşan üst yapımız arasındaki uçurum yıllardır açılıyor. Bu bizim psikolojik fay hattımız. Makas açıldıkça gerilim tırmanıyor.

İsteklerimiz ile yeteneklerimiz arasındaki bu boşluğu kapatmaya çalışma şeklimizse ayrı bir sorun.

Hayal etmek

Hayal Etmenin Gerçekliği

Hayal kurmak, göremediğimiz ve dokunamadığımız, ancak istediğimiz bir şekilde yaratabileceğimiz bir dünyayı düşlemektir. Hayal kurmak bir delilik ibaresi değildir. Asıl delilik, hiç hayal etmemek ve hayalini kurduğumuz hayatı yaşayamama ihtimalinin korkusuyla felç olmaktır. Aslında hayaller, yapmak istediklerimizin bir taslağıdır ve düşlediğimiz yoldaki ilk adımlarımızı atmamıza yardım ederler.

Hayal etmek, var olmayan ile olabilecek olan arasında bir köprü kurmaktır. Hayal ettiğimiz şeyin bir gerçeklik haline gelip gelemeyeceğini sorgulamamız gereken zamanlar olduğu doğrudur. Bunu yapmanın en iyi yolu ise, hayallerimizi, mümkün olan ve olmayanın filtresinden geçirmektir. Hayaller sınırsızdır, ancak gerçeklerin sınırları vardır.

Hayaller kurarken yapılacak en iyi şey, ne yaptığımızın farkında olmaktır. O harika, çılgın fikirlere kapılıp gitmemeli ve kendimize gerçekten bunların gerçekleştirebilir mi olduklarını yoksa hayal dünyamızda mı kalmaları gerektiğini  sormalıyız. Gerçekçi ve ulaşılabilir hayaller için savaşmalıyız.

Çünkü hayat, gerçekçi olmayacak şeylere zaman ayırmak için pekte yeterli değil gibi.

“Hayaller sadece birer hayaldir” lafını çok duymuşsunuzdur. Bununla birlikte gerçek şu ki, gerçek dünyanın bu soyutlamaları, gerçekliği farklı bir perspektiften gözlemlememize ve daha da iyisi, tamamen yeni perspektifler yaratmamıza izin verir. Daha iyi bir yarın hayal edebiliriz ve içine ne istersek onu koyabiliriz.  Bu yüzden hayaller yalnızca birer hayal değildir, yarın gerçekleştireceklerinizin gizli bir krokisidir.

Ayrıca, “hayallerimizin peşinden gitmek” fikrinin mutluluğa giden tek yol olduğu tuzağına da düşmemek gerekir. Güzel dostlarımızın olduğu, sakin ve sade bir yaşamın da dolu dolu, mutlu mesut bir hayat için yeterli olabileceğini unutmamak gerekir. Hayallerimizin peşinden gitmek kişisel bir tercihtir, bir zorunluluk değildir.

Eğer gerçekçi bir hayalin peşinden gitme konusunda kararlıysanız, yeteri kadar gayret sarf etmeden ve başkalarından yardım almadan bu yolun sonunun gelmeyeceğini bilmeniz gerekiyor. Bir hayal, bir gecede gerçeğe dönüşmez. Alın teri, kararlılık ve çok çalışmayı gerektirir.

Beklentiyi Yanlış Yere Odaklamak

Yazının başında isteklerimiz ve yeteneklerimiz arasındaki boşluğa değinmiştim. Peki, insanlar bu noktada nasıl bir yola gidiyorlar sizce?

Kendilerini geliştirerek mi yoksa ilişkilerine yüklenerek mi kapatmaya çalışıyorlar bu açığı?

Çoğu insan ikincisini tercih ediyor. İşini iyi yapmak yerine ideal ilişkiye ulaşmak istiyor. Bunu bazıları devlet üzerinden bazıları evlilik bazılarıysa bir topluluğa katılarak halletmek istiyor. “Bedeli başkası ödesin ama ödülü bölüşelim.” diye bekliyoruz. Neden?

Bu ülkede hak etmek yerine hak görmek kültürü yükseliyor. İşini iyi yaparak başarmak yerine, ilişkilere dayanan sarmaşık tipi yükselme çabaları artıyor. Çoğu beyinde esasta şu soru var: İsteklerimin bedelini kim öder? Kendimi bulmak yerine kendime uygun birini bularak nasıl ideal hayata ulaşabilirim? “

İşin açığı cesaret edemiyoruz. Ödeyeceğimiz bedellerle, karşılaşacağımız engellerle başkalarını yüzleştirmeye çalışıyoruz.

Bu yüzden insanlar, ilişkilerde verdiklerinden birkaç katını almak istiyor. Ne veriyorum değil ne alabilirim odaklı yaşıyorlar.

Kısa bir özet geçecek olursam; İnsan önce kendini bulmalı çünkü ancak kendinizi bulduğunuzda yeteneklerinizle tanışabilirsiniz. Böylece hayallerinizi daha kaliteli kurabilir, daha gerçekçi düşünebilirsiniz. Çıkarcılık ilişkilerinin içinden kendinizi kurtarıp bireysel gelişiminizi önemsemeniz gerekiyor ki bu dünyada görmek istediğiniz değişiklik siz olabilesiniz. Zaten böyle düşünmek büyük düşünmenin kapısını açıyor. Bu söz herkesin kilit noktası olmalı. “ Dünyada görmek istediğin değişiklik neden sen olmayasın!

Bir şeyin kendini gerektirmesi, ilerlemeyi de kilitliyor. Işığı görmek için yine ışığa ihtiyaç duyuyoruz. Kendinizi bulmak için yine kendinize ihtiyaç duyuyorsunuz, böyle bir döngü ya da durağanlık… Size bağlı.

 “Hak etmek” öyle kıymetli bir kavram ki, bunun idrakından sonra uğruna yaşadığı hayaller kurar insan.

Kaynaklar: 1, 2