Çevremizdeki her şeyden etkilenir ya da biz her şeyi etkiler miyiz? Bir arkadaşımızla buluştuğumuzda onun dertleriyle kederlenip, onun sevinçleriyle güleriz ya da radyoda karşımıza çıkan en sevdiğimiz şarkının sonuna denk geldiğimizde sevinip üzülmek arasında bir noktada asılı kaldığımız anlar olur. Çok istediğimiz bir şey gerçekleştiğinde, sevdiklerimize sarıldığımızda, sınavdan yüksek not aldığımızda içimizdeki sevinç dışımıza taşar. Velhasıl gülümsememiz bulaşıcıdır. Fakat gülümsemenin bulaşıcı olduğu gibi üzüntümüz de bulaşıcıdır. Hastalandığınızda, sevdiğiniz birini kaybettiğinizde nasıl tepkiler verdiğinizi ve çevrenizin nasıl tepkiler verdiğini düşünün.

Şimdi size bir prensibi kendi yorumladığım haliyle anlatacağım.

Pauli’nin Dışsallaştırma Prensibi

Bu teoriye göre, evrende her elektron ayrı bir enerji seviyesinde titreşir.
Tek bir elektronun başka bir enerji seviyesine zıplaması, evrendeki diğer bütün elektronların enerji seviyesini değiştirmelerine sebep olur. Maddeyi oluşturan parçacıklar başka parçacıklara dönüşebilirler. Bir enerjiyle üretilip yine aynı enerjiyle yok edilebilirler. Hem sabit bir dönüşüm hem de sürüp giden bir harekettir bu enerji. Bu nedenle bütün yaşadıklarımız birbirleriyle bağlantılıdır çünkü hepimiz aynı bütünün parçalarıyız. Bu nedenle var olan enerji parçacıklarıyla kimi zaman düzenli kimi zaman düzensiz bağlantılar içindeyiz.

Yolda hiç tanımadığımız birini ağlarken gördüğümüzde aslında içten içe üzüldüğümüzü kendimize itiraf etmemiz gerekiyor. Sonra içimizdeki birkaç üzüntü parçacığıyla başka insanların hayatlarına dokunabiliriz. Yani farkında olmadan agresifleşip kırıp dökebiliriz ya da tam tersi. Bir ortama girdiğinizde oranın enerjisiyle içinizin neşe dolduğunu, arkadaşlarınızla muhabbet ederken ağız dolusu kahkahalarınızı ve bu kahkahaların yan masada oturan kişilerin de içinde sevinç tohumları yeşerttiğini bilin.

Evrendeki Her Şey Enerjidir

Evrendeki her şeyin kendine özgü bir enerjisi mevcuttur. Böyle söylediğimde evlendirme programlarında sıkça duyduğumuz bir söz aklıma geldi. “Elektrik alamadım.”. İnsanlar karşısındaki kişiden olumlu enerjiler alamadığında bu sözü söylüyorlar. Olumlu enerjinin altında ise birçok şey gizli fakat benim burada anlatmak istediğim şey bundan biraz daha farklı.

Her şey

Evrende her şey enerjidir ve her enerji kendisine benzeyen diğer enerjileri çeker. Çekim yasası evrenin en temel yasalarından biridir. Evrende makro düzeyde gezegenler, yıldızlar birbirini çeker; mikro düzeyde ise bir atomun yapısında atomun çekirdeği elektronlara çok hassas bir çekim gücü uygular ve bu çekim gücü sayesinde atom dağılmadan var olabilir. Evrenin her biriminde çekim gücü vardır ve şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki bu yasa olmasaydı evren var olmazdı.

Araştırmalara göre insan beyni bir gün içinde 60.000 tane düşünce üretebilmektedir. Bu düşüncelerin hepsi bir frekansa sahiptir. Yani diğer bir deyişle düşüncelerimiz somutlaşır. İstediğimiz cisim enerjiden oluşur ve bir frekans yayar; düşüncelerimiz de bir frekans yayar. Bu iki frekans mutlaka evrende birbirini çekecektir. İnsan dev bir mıknatıs gibidir. Düşüncelerimiz ile evrene sürekli mesaj gönderiyoruz. Bu düşünceler belirli bir frekansta enerjiye dönüşüyor. Bu frekans gidip kendisine en çok benzeyen frekans ile örtüşüyor. Böylece düşündüğümüz şey her ne ise bize doğru yaklaşıyor. Küçük bir örnek vermek gerekirse, kendimizi ne kadar şanslı hissedersek başımıza o kadar güzel olaylar gelir çünkü güzel olan şeyleri kendimize çekeriz.

Düşüncenin gücünü keşfedin ve bu yolda bir yolculuğa çıkın. Ruhunuza iyi gelmesi dileğiyle…

Kaynakça:

Editör: Berfincan Doğan