Ülkesinde hak ettiği takdir ve ilgiyi bulamayan ancak Dünya çapında oldukça beğeni gören heykeltıraşımız, İlhan Koman… Bilim ve sanatı, eserlerinde bir araya getirebilmesi sebebiyle “Türk Da Vinci” olarak anılmış. Denize aşık bu heykeltıraşımız kimdir? Ünlü eseri “Akdeniz Heykeli”nin öyküsü nedir?

Heykeltıraş İlhan Koman ve Meşhur “Akdeniz” 1

“Türk Da Vinci”

1921 Edirne doğumlu sanatçımız, 1941 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, şimdiki adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi’nde resim üzerine eğitim almaya başlıyor. Bir yıllık süren eğitimden sonra resimden heykeltıraş eğitime geçiyor. Mezuniyetinin ardından Pariste sanatını icra etmeye koyulmuş. Heykeltıraşların ve sanatlarının ülkemizde yeterince ilgi görmediği o dönemde, Paris’te ilk sergisini açan Koman, orada gayet mutlu ve başarılıydı. Fakat sonra yurda dönüp mezun olduğu kurumda akademisyenlik yapmaya başlıyor. Sonraki yıllarda İsveç’e yerleşiyor, orada öğretim görevlisi olarak çalışıp eserlerini meydana getiriyor. Tam bir deniz aşığı olan sanatçımız Türkiye’de geçirdiği yıllarını denizde yaşayarak geçirmiş. “Huda” isimli teknesinde, tutkun olduğu sularda yaşlanmış.

Heykeltıraş İlhan Koman ve Meşhur “Akdeniz” 2

Akdeniz Heykeli ve Hikayesi

Gelelim meşhur heykel ve hikayesine… Gerçekten de görenlerin içini titreten, sakin dalga çağrışımları yaptıran, naif bir eser bu. Heykel 1980 yılında Yapı Kredi Sigorta’nın Zincirlikuyu’daki binasının yanına konumlanıyor, ardından Levent’teki şubenin yanına taşınıyor. Maalesef burada bir vandalizm mağduru oluyor ve tehdit altında kalıyor. Bu sebeple heykel bugünkü yerine, İstiklal Caddesi manzaralı Yapı Kredi Kültür Sanat binasının üçüncü katına yerleşiyor. Galatsaray meydanından geçerken, bu binanın üçüncü katından bakarsanız bu güzel heykelle selamlaşabilirsiniz. Aslında İlhan Bey, heykelinin bir Akdeniz kentinin liman girişinde durup dalgalarla manen buluşmasını istermiş. Bu dileği henüz gerçek olamadı, ancak Akdeniz en azından korunaklı bir yerde, sanatseverle kolayca buluşabileceği bir yerde. İlhan Koman, heykeli 1981’de Sedat Semavi Vakfı Güzel Sanatlar Ödülü’nü kazandığında onun için şu sözleri sarfetmiştir:

İnsanın kucaklaşması, sevgisi anlatılırken aklıma Akdeniz geldi. Akdeniz büyüktü, bizden bir denizdi. Kucak açmayı bu adla anlatmak istedim. Sevgiyi ve kucaklaşmayı anlatırken bir kadının bütünlüğünden yararlanmak istedim.

Bu naif sözler bu eseri anlatmak için son derece doyurucu aslında… Anıtkabir’de bile imzası bulunan, ödüllere doyamayan, yaratıcılıkta sınır tanımayan, bilim ve harmoniyi buluşturan bu sanatçıyı bu denli az tanımamız üzücü. Ancak eserleriyle ölümsüzlüğü yakaladığını ve dünyaya iz bıraktığını bilmek rahatlatıcı. Dilerim ki izi hiç silinmesin, hatta daha çok insana ulaşarak giderek yayılsın…

Kaynakça : https://m.ensonhaber.com/biyografi/ilhan-koman-kimdir-2013-04-26