“Bilim kendi kendini kandırmamanın bir yoludur. İlk kuralı kendini kandırmamaktır. Çünkü kandırması en kolay kişi, kendinizsiniz.”

Richard Feynman

Dil varoluşa anlam katar, yazı ise bu anlamı ölümsüzleştirir. Yazarak bir araya getirdiğimiz harflerden oluşan belki de milyonlarca kelime vardır. Ancak bunların pek çoğu tarihsel süreçte anlamlarını yitirmiş ve içi boşalmış kelimelerdir. Toplum içinde bu şekilde kullanılan pek çok kelime var. Ve ne yazık ki bu gruba dahil olmuş birçok bilimsel olgu ve konular da mevcut.

Bu yazı serisi boyunca, yıllar içinde anlamı dışında kullanılmaya başlanmış olguların gerçek manalarını anlatmaya çalışacağım. Ve bazen de cevabıyla ilgili hiçbir fikrimizin olmadığı ama bilimsel olarak açıklanabilen bazı sorular üzerine yoğunlaşacağım.

Bu doğrultuda, belki de insanların en çok karıştırdığı iki kavramla başlamak istiyorum.

Teori ve Yasa

Sokak röportajlarında sıkça sorulan bir soru vardır: “Evrim teorisine inanıyor musunuz?” Teori kelimesini TDK‘de aratacak olursak karşımıza üç farklı anlam çıkar. Bunlardan ilki soyut bilgi anlamındadır. İkincisi ise belirli bir konudaki düşünceler bütünü. Kelimenin bilimsel çerçevede kullanılan anlamı ise üçüncüdür: “Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü.”

Herhangi bir bilimsel teorinin inanç malzemesi yapılmasındaki olağanüstü mantıksızlığın kaynağı da bu anlamın altında yatar. Bilimsel teoriler iyi çalışılmış, gözlemler, deneyler ve bilimsel metodun diğer yöntemleriyle tekrar tekrar test edilmiş açıklamalardır. Gerçeği açıklama amacındadırlar ve gerçeklik bir inanç meselesi değildir.

“Bilimin güzel tarafı ona inansanız da inanmasanız da gerçek olmasıdır.”

Neil deGrasse Tyson

Kısacası, bilimsel bir teori doğanın açıklamasıdır. “Neden” ve “Nasıl” sorularına cevap verir. Diğer taraftan bilimsel yasalarsa ‘Ne’ sorusuna verilen bir cevaptan ibarettir. Burada bir de örnek verelim. Mesela görelilik teorisi; uzay ve zamanın birbirine nasıl bağlı olduğunu, kütlenin uzay geometrisinde nasıl eğriliklere sebep olarak kütleçekimi meydana getirdiğini açıklar. Diğer taraftan E=mc2 gibi bir formül ‘rest’ enerji nedir sorusunun cevabıdır.

fikrimiz

Esasında hayatta iki şey vardır: bilim ve şahsi düşünceler. İlki bilgiye yol açar, ikincisi cehalete.

Hipokrat

Ockham’ın Usturası

Ockham’ın usturası (parsimoni (basitlik) ilkesi olarak da bilinir) bilimin temelindeki en önemli ilkelerden birisidir. İlke, her şeyin birbirine eşit olduğu bir ortamda en basit açıklamanın doğruya en yakın açıklama olduğunun bir ifadesidir.

Ortaya atıldığı dönemden bu yana pek çok kez başvurulan ve faydasını ispatlamış bu ilke karşısında yine de dikkatli olmak gerekir. Çünkü ilke birçok kez çarptırılarak bilim insanlarının ‘inandıkları’ teorileri meşrulaştırması amacıyla da kullanılmıştır. İlkenin uygulamasında hata yapmamak adına anlaşılması gereken anahtar nokta şudur: “Basit olanın geçerli olma ihtimali daha yüksektir.”

Einstein’ın da ifade ettiği gibi: ”Her şey mümkün olduğu kadar basit olmalı ama daha basit değil. ” Yoksa doğada basit olan geçerli olmak zorundadır diye bir yasa bulunmamaktadır.

fikrimiz
İşleri olabildiğince basit tutmaya çalışırken dengeyi de kaçırmamaya çalışın!

Yararlanılan Kaynaklar:

  1. Olanaksızlık — John D. Barrow
  2. Bilmediğinizi Bilmediğiniz 100 Temel Şey — John D. Barrow

Editör: Cansu Köse