6 Ağustos 1945’te saat 8.15’i gösterdiğinde Hiroşima halkı atom bombası ile güne uyandı. II. Dünya Savaşının devam ettiği dönemde atom bombasını savaş esnasında kullanan ilk devlet Amerika Birleşik Devletleri olarak tarihe geçti. ABD bombalamayı tek seferde bırakmayıp, Japonya Hiroşima’daki yaralarını saramadan 9 Ağustos 1945’te bir atom bombasını da Nagasaki üzerine attı. Bu olaylar yegane nükleer saldırı olarak tarihin tozlu sayfalarında yerini alsa da bölge halkı etkilerini hala hissetmekte.

1945 yılının sonuna kadar Hiroşima’da atom bombası saldırısından dolayı yaklaşık 140.000 ve Nagasaki’de 80.000 kişi hayatını kaybetmiş. 2007’de, Nagasaki belediyesinin resmî listesine göre, o an öldürülen veya daha sonra atom bombasının etkisiyle ölenlerin toplam sayısı 143.124’e ulaşmıştır.

Nükleer Silah (Atom Bombası) Nedir?

Atom bombası tahrip edici gücünü nükleer reaksiyon, füzyon ya da termonükleer sayesinde gerçekleştiren patlayıcı bir tür nükleer bomba çeşididir. Atom bombası çok küçük miktarda bir maddenin devasa boyutta enerji açığa çıkarmasına sebep olur. Atom bombası füzyon tipi bombadır ve gücünü nükleer füzyon reaksiyonlarından alır.

Atom bombası gibi füzyon silahlarında zenginleştirilmiş uranyum ya da plütonyum kritik kütleye zorlanır. Bu durum nükleer zincir reaksiyonunun üstel büyümesinin önünü açar. Atom bombalarının açığa çıkardığı enerji 500 bin ton TNT’ye eş değer olabilir. Atom bombalarında en çok kullanılan parçalanabilir madde Uranyum-235 ve Uranyum-239’dur.

Hiroşima Ve Nagasaki’ye Atılan Atom Bombalarının Hikayesi

6 Ağustos 1945’te Amerikan bombardıman uçağı Enola Gay, Japon Hiroşima kenti üzerine beş tonluk bir Uranyum 235 tipi atom bombası attı. 15.000 ton TNT gücüne eşdeğer bir patlama, şehrin dört mil karesini harabeye çevirdi ve hemen 80.000 insanı öldürdü. 

Hiroşima’ya atılan atom bombası “Küçük çocuk” yassı bir silindir biçimindeyken, “Şişman adam” dev bir yumurtaya benziyordu.

Hiroşima Ve Nagasaki Nükleer Saldırılarının 75. Yıl Dönümü 1

9 Ağustos 1945’te Amerikan bombardıman uçağı Bockstar saat 11.50’de, yaklaşık 8 saatlik uçuşun ardından Nagasaki semalarına ulaştı. Pilot hedefi gördüğünü söyledikten 45 saniye sonra “Şişman adam” Bockscar’dan atıldı. Bomba uçaktan ayrılır ayrılmaz pilot irtifa kazanarak saniyeler sonra yaşanacak büyük felaketten uzaklaşmaya başladı. “Şişman Adam” 12’yi 2 dakika geçe Nagasaki’ye düştü. Plütonyum-239 tipi olan bu devasa atom bombası düştüğü anda 70.000 kişinin ölümüne sebep olmuştur.

Bombardıman uçağı tarafından çekilen görüntülerde patlamanın yarattığı şok dalgasıyla bulutların dağıldığını gösteriyor. Önce kırmızı renkte olan ateş topu beyaza dönüşerek yükseliyor.

hiroşima

Nükleer Serpinti

Nükleer serpinti; bir nükleer patlamanın ardından üst atmosfere itilen artık radyoaktif malzemedir.

1945’ten 1980’e kadar dünyanın çeşitli yerlerinde 500’den fazla atmosferik nükleer silah testi yapılmıştır. Nükleer silah testlerinden radyoaktif serpinti ilk olarak 1954’te Pasifik Savunma Alanlarındaki Castle Bravo hidrojen bomba testi sırasında balıkçı mürettebatının avlanmasıyla dikkat çekmiştir. Bunun üzerine testler yapılarak nükleer serpintinin boyutları araştırılmaya başlanmıştır.

Bir Ulusal Kanser Enstitüsü araştırması, atmosferik nükleer testlerden kaynaklanan serpintinin, 1951’den bu yana lösemi dahil olmak üzere tüm kanser türlerinden, Birleşik Devletler’deki atmosferik testler sırasında yaşayan insanlar arasında 11.000 fazla ölüme yol açtığını iddia ediyor. 

Bir atom bombasının patlaması, gökten patlama alanı çevresindeki alana düşen radyoaktif toz oluşturur. Rüzgar ve su akıntıları tozu, zemini, su kaynağını ve besin zincirini kirlettiği ilk patlamadan çok daha büyük bir yarıçap boyunca taşır. Nükleer serpinti kaynaklı radyoaktif parçacıklar, hem vahşi hem de evcil hayvanların yanı sıra tarımsal bitkileri de kirletebilir. Kontaminasyonu takiben hayvan ve insan nesillerindeki genetik mutasyonlar ve yeni hastalıklar da ortaya çıkacaktır. Radyoaktif maddenin aktif ömrü dikkate alındığında yeryüzünü ne denli etkileyeceği ve bulunduğu alandaki etkilerin ne kadar süreceğini tahmin etmek zor değil. Hiroşima’ya atılan atom bombasında kullanılan Uranyum 235 elementinin yarılanma ömrü 700 milyon yıldır.

Nükleer Bir Faaliyetin Çevresel Etkileri

Nükleer olayın ilk birkaç ayında nükleer serpinti gelişmeye ve çevreye zarar vermeye devam edecektir. Toz, duman ve radyoaktif parçacıklar, patlama noktasından yüzlerce kilometre aşağıya düşecek ve yüzey su kaynaklarını kirletecektir. İlk birkaç ay içinde baskın füzyon ürünü oluşacaktır.

Bu füzyon ürünleri serpinti tozunda kalarak nehirlerin, göllerin, tortulların ve toprakların serpinti ile kirlenmesine neden olacaktır. Kırsal alanların su kaynakları, şehirler ve banliyö alanlarına göre orta ve uzun vadeli serpintilerde fisyon parçacıkları tarafından biraz daha az kirlenecektir. Ek kontaminasyon olmadan, su sisteminden akmaya devam ettikçe göller, rezervuarlar, nehirler ve yüzey akışı giderek daha az kirlenecektir.

Bununla birlikte, akiferler gibi yeraltı suyu kaynakları, bir nükleer serpinti durumunda başlangıçta kirlenmeden kalacaktır. Zamanla yeraltı suyu serpinti parçacıklarıyla kirlenebilir ve bir nükleer çarpışmadan sonra 10 yıldan fazla bir süre kirlenmiş kalabilir. Bir akiferin tamamen saf hale gelmesi yüzlerce veya binlerce yıl alır.

Dünya yüzeyinin yakınında yapılan patlamalar binlerce ton toprağı havaya kaldırır. Atmosfere yükselen radyoaktif malzeme alçak irtifa rüzgarları tarafından taşınır ve çevredeki alanlarda radyoaktif toz olarak birikir. Yüksek irtifa rüzgarlarının yakaladığı radyoaktif malzeme ise gitmeye devam eder. Yüksek irtifadaki bir radyasyon bulutu yağmura maruz kaldığında, radyoaktif serpinti aşağıdaki yeryüzüne ulaşmış olur.

Böylece, tarım alanları ve bitkileri kirlenmiş materyali emecek ve hayvanlar radyoaktif materyali tüketecektir. Sonuç olarak, nükleer serpinti çiftlik hayvanlarının hastalanmasına veya ölmesine neden olabileceği gibi kontamine bitkiler tüketilirse radyoaktif malzeme insanlara geçecektir.

hiroşima

Yukarıdakilere benzer birçok kirliliğin taşınım yolu örneği verilebilir. Geçtiğimiz günlerde Lübnan’ın Beyrut şehrinde yaşanan 2750 tonluk amonyum nitrat patlaması da atom bombası ve ya nükleer malzeme olmamasına rağmen Hiroşima’ya benzetiliyor. Bunun sebebi herhangi bir çevreye zararlı kimyasalın yüksek miktarda ve aniden çevresel ortama verilmesinin ekosistemi ve dolayısıyla canlı yaşamını tehdit etmesidir.

1945’te atılan atom bombaları daha sonra 1986’da yaşanan Çernobil ve bu günlerde Lübnan’ın yaşadığı patlama hiç biri tesadüfen veya yanlışlıkla değildi. İhmal varsa kaza vardır. Bir tane daha dünyamız ve yaşam evimiz olmadığını unutmadan dünyamıza iyi bakmalıyız.

Kaynaklar: 1, 2, 3, 4