Samanilerin hakimiyet merkezi olan Buhara’da dünyaya gelen İbn-i Sina, yüzyıllar sonra bile isminin yaptığı çalışmalarla anıldığı önemli bir bilim insanıdır. Bununla birlikte kendisi Ortaçağ’da önemli bir tabip, filozof, bürokrat, şair ve önemli bir alimdi. Yaptığı çalışmalardan dolayı kendisine “Şeyhü’r-Reis” unvanı verilmiştir. Avrupalı bilim insanları onun çalışmalarına saygı duymuş ve onun felsefesi ve tıbbından yararlanmıştır. Avrupalılar “Avicenna” olarak adlandırdıkları İbn-i Sina’nın, tıp biliminde Hipokrat ve Galen’i geçtiğini kabul ederek ismini her zaman onlardan önce zikrederler. Bu yazımızda İbn-i Sina tıbbında tedavisi geliştirilen melankoli hastalığına değineceğiz.

İbn-i Sina Tıbbında Melankoli Hastalığı

Melankoli nedir?

Melankoli, derin bir üzüntünün hakim olduğu kötümserliğin derine inerek şekillendiği bir hastalıktır. Hastalarda genel bir üzünç ve yıkılmışlık hali hakimdir. İslam tıbbında; ateş, hava, toprak ve su denen Anasır-ı Erbaa’nın insan bedenindeki karşılığı olarak kabul edilen dört sıvısına Ahlat-ı Erbaa denilmiştir. Ahlat-ı Erbaa; sarı safra, kan, kara savda ve balgamdan oluşmaktadır. İbn-i Sina Ahlat-ı Erbaa’nın her insanda farklı olarak bu dört sıvının karışarak, kişiye özel bir denge oluşturduğunu söyler. Buna da mizaç der.

Ahlat-ı Erbaa’dan kaynaklanan dört mizaçtan bahseder. Safravi, demevi, sevdavi ve balgami. Bu mizaç türlerinden en çok bahsedilen ise sevdavi olmuştur. Bu mizaç işte İbn-i Sina’da melankoli ile ilişkilendirilir. Düşünceler hastanın mantık skalasından çıkarak korku ve çaresizliğe dönüşür ve işte böylece melankoli ortaya çıkar. Bu mizaç kişinin beyin hakimiyetini ele geçirmeyi başararak karanlık etkisiyle onu korkuya sevk eder, yalnızlık ve endişe oluşturur. Tedavisinde ise hem kalp hem de beyin dikkate alınmalıdır.

İbn-i Sina Tıbbında Melankoli Hastalığı

İbn-i Sina genç yaşta bir hekim olarak yolu Cürcan, yani günümüz İran’da Mazenderan bölgesi etrafına düştüğünde melankoliye yakalanmış bir gencin hastalığını tedavi etmiştir.

Hasta iyi yüzlü, vücudu orantılı, tüyleri belirmiş, bitkin düşmüş bir gençti. İbn-i Sina ilk olarak onun nabzına baktı ve idrar tahlili istedi. Daha sonra ise Cürcan’ın tüm mahallelerini tanıyan birini yanlarına çağırmalarını istedi. Adam Cürcan’ın tüm mahalle isimlerini tek tek yüksek sesle söylerken İbn-i Sina hastasının nabzını tutuyordu. Hastanın nabzı bir mahallede garip hareket etti. İbn-i Sina bu sefer adama o mahallede oturan kişilerin isimlerini saymasını söyledi. Adam, gencin nabzında değişiklik yapacak isme kadar söylemeye devam etti. Durum açıktı. Bu genç ismini duyunca nabzının değiştiği kıza aşıktı. Onun ilacı o kıza kavuşmaktı. Gencin tedavisi buydu. Genç daha sonra bu kızla evlenmiş ve bu hastalıktan kurtulmuştur.

İbn-i Sina

İbn-i Sina nabız ve idrar tahlili ile tedavisine başladığı melankoli hastalığına hastanın mutlu olmasının, eğlenceli ortamlara katılmasının, ılık bir iklimin olduğu yerde yaşamasının, olduğu ortamı sık sık havalandırmasının, yine bulunduğu ortamın güzel kokmasının etkisinin olacağı ve tedaviye iyi geleceğini söylemiştir. Melankoli hastasının kendi mizacına uygun olarak, hafif besinlerle beslenmesi gerektiğini, yemekten önce duş almasını önermiştir. Onların aşırı tuzlu ve ekşi yiyecek ve içeceklerden uzak durmalarını arada ise tatlı ve kaymak yemelerini söylemiştir.

Melankoli hastalığı İbn-i Sina’ya göre ise pelteklerde, hazır cevaplarda, acelecilerde, damarları dışarı fırlamış olanlarda, kalın dudaklılarda daha fazla görülür. Bu hastalığın kışın azaldığını, yazın ve sonbaharda çoğaldığını, bu mevsimlerde kanın çok pompalanmasından kaynaklı olarak kan dolaşımındaki hız ve heyecan, Ahlat-ı Erbaa’dan kara sevdayı körükler. İşte kara sevdaya tutulmak dedikleri budur.

Kaynakça:

1