İnsanlar kusursuz olmamalarına rağmen gerçekten kibar, duyarlı, iyi canlılar mı?

Derinlerde kötü niyetli, dar görüşlü, tembel, kibirli, kinci ve bencil olabilir mi?

İnsan doğası ve içgüdüleriyle sandığımız kadar masum olmayabilir.

Bugün kanıta dayalı olarak, insan doğasının karanlık ve sevimsiz yönlerine dair yapılan araştırmaların sonucundaki insanlar hakkındaki 5 çarpıcı bulgudan bahsedeceğim.

Araştırmalarda nöral aktivitenin ölçüldüğü bölge = “Medial prefrontal kortex” başka insanlara ya da kendimize ilişkin düşüncelerimizden sorumlu kısım.

Canavarlaştırma

Azınlıkları ve zarar görebilir olanları “daha az insan” olarak görüyoruz. Canavarlaştırma (dehumanisation) için çarpıcı bir örnek, bir beyin görüntüleme çalışmasından geliyor. Küçük bir grup öğrencinin, evsiz ve uyuşturucu bağımlısı insanların fotoğraflarına bakarken ki nöral aktiviteleri ölçülüyor. Bu aktivitenin daha yüksek statüden insanların fotoğraflarına baktıkları zamanki değerden daha az olduğunu gözlemlenmiş.

Diğer bir çalışma gösteriyor ki; Arap göçmenlere karşı çıkan kişiler, Arap ve Müslümanları daha az evrimleşmiş olarak görüyor. Diğer örnekler arasında: gençlerin yaşlı insanları canavarlaştırdığını gösteren bir çalışma..

İnsan Doğasının 5 Karanlık Yüzü 1

Dar Görüşlü ve Dogmatiğiz

İnsanlar rasyonel ve açık fikirli olsaydı, o zaman birinin yanlış inançlarını düzeltmenin en basit yolu onlara uygun olan gerçekleri göstermek olurdu. Fakat 1979 yılında yapılmış bir çalışma bu yaklaşımın beyhudeliğini ortaya koydu. İdam cezasının şiddetle karşısında olan ya da bunu savunan katılımcıların görüşlerini boşa çıkaran gerçekler bu kişilere sunulduğunda, bunu görmezden geldiler. Hatta bu verileri göstermek onların görüşlerine olan inançlarının ikiye katlanmasına neden oldu.

Öyle görünüyor ki karşıt gerçekleri, kişilik algımızı sarsan şeyler olarak değerlendiriyoruz. Çoğumuz konu kendi bilgi düzeyimize geldiğinde hak edilmemiş bir özgüven ve başkalarının bakış açısından daha üstününe sahip olduğumuz düşüncesiyle hareket ediyoruz.

Kendini Beğenmiş ve Aşırı Özgüvenli

Çoğumuz araba sürmek, zeki ve çekici olmak gibi yeteneklerimizin ve niteliklerimizin şişirilmiş görüntüleri ile dolaşıyoruz. Bu fenomene ”tüm kadınların güçlü, tüm erkeklerin yakışıklı, tüm çocukların da ortalamanın üstünde olduğu” bir hayali kasabadan adını alan Wobegon Gölü etkisi deniyor.

İronik olarak, aramızdaki en yeteneksizler, aynı zaman en aşırı özgüvenli olmaya eğilimli kişiler oluyor (Dunning-Kruger etkisi). Hatta hapse atılmış suçlular kendilerini, halkın ortalama bir bireyinden daha kibar, güvenilir ve dürüst olarak değerlendiriyor.

İnsan Doğasının 5 Karanlık Yüzü 2

Karanlık Kişilik Özellikleri Olanları Cinsel Açıdan Çekici Buluyoruz

Psikopatik özelliklere sahip insanları yalnızca yöneticimiz olarak seçmiyoruz, çalışmalar gösteriyor ki erkek ve kadınlar -en azından kısa vadede- “karanlık üçlü” denilen (narsisizm, psikopati ve Makyavelizm) özellikleri sergileyen insanlara cinsel olarak çekiliyorlar. Bu durum bu özelliklerin yaygınlaşmasına risk oluşturuyor. Bir çalışma, bir erkeğin kendini egoist, manipülatif ve duygusuz olarak tanımladığında kadınlara yönelik fiziksel çekiciliğinin arttığını ortaya koydu. Bu konudaki teorilerden bir tanesi: Karanlık karakter özellikleri kişileri kendilerine daha güvenli ve riske karşı daha istekli olmaya ittiğinden onları daha kaliteli bir partner olarak göstermektedir. Bu türümüzün geleceği için önemli mi? Belki de… 2016 yılından bir başka makale, narsist erkeklerin yüzlerine daha fazla ilgi gösteren kadınların daha fazla çocuğa sahip olma eğiliminde olduğunu buldu.

İki Yüzlü Ahlak

Ahlaki açıdan iki yüzlüyüz. Başkalarının ahlaki kusurlarını kınamada, en hızlı ve en gürültücü olanlara karşı dikkatli olmak faydalıdır. Tesadüfe bakın ki, ahlak konusunda vaiz kesilenler, onlar kadar suçlu olmalarına rağmen kendi suçları söz konusu olduğunda çok daha hafif bir pozisyon alırlar. Bir çalışmada araştırmacılar, insanların aynı bencil davranış (yaptıkları görevleri kolaylaştırıcı ve hızlandırıcı aletlerin kendilerine verilmesi) başkalarına yapılırsa daha az adil bulduklarını ortaya koydu.

Son olarak elbetteki bu bulgular kendi içgüdülerimizin üstesinden gelmekteki başarımız hakkında hiçbir şey söylemiyor. Aslında hatalarımız konusunda daha fazla bilgi sahibi olarak ve onları anlayarak, başarıyla onların üstesinden gelebilir ve böylece doğamızdaki iyiliği keşfedebiliriz. İşin özü insan kendini ayıklamasını bilmeli tıpkı diğer her şeyde olduğu gibi. Hem kendisini hem çevresini hem de fikirlerini ayıklamalı ki kaliteli bir insan olabilsin.

kaynak: