Neden hayal kurarız? Göz yanılsamaları neden olur? Beyin serimizin üçüncü bölümüyle sizlerleyiz…

Bilim insanlarının beynin amacı konusundaki genel görüşü onun bir hayatta kalma organı olduğu yönündedir. Önceki yazımda da beynin bir adaptasyon aracı olduğunu, çok geniş bir plastisiteye (değişim potansiyeli ) sahip olduğu, ve asıl amacının  değişen çevre koşullarına uyum sağlayarak bizi hayatta tutmak olduğundan bahsetmiştik. Son olarak da beynimizin neden soyut düşünceler ürettiğini sormuştuk. Hadi başlayalım.

Beyin neden soyut düşünceler üretir?

Öncelikle beynimizin temel görevi dış dünyadaki gerçekliği tamamen öznel, değiştirilmiş ve kişiselleştirilmiş bir temsilini oluşturmak ve bizi ona inandırmaktır. İnsan oğlu beyninin kurguladığı bu yarı-sanal gerçeklikte hayatını sürdürür gider.

Kısaca bir örnekle açıklayalım; dış dünyada renk diye bir şey yoktur. Hatta ses diye de bir şey yoktur. Bunlar bir yüzeyden yansıyan farklı dalga boylarındaki elektro manyetik dalgalar veya bir dizi titreşimden ibarettir. Onları anlamlandıran bizleriz. Mesela hiç kimsenin duyamayacağı bir yerde bir ağaç devrilse ses çıkar mı? Bilim camiasının kafasını bir süre kurcalayan bu sorunun cevabı ses çıkmaz olarak cevaplandı, ancak bir dizi titreşim oluşur fakat onun ses olabilmesi için bir beyne ihtiyaç vardır.  Bu sebepledir ki dışarıdaki dünyada olan biteni asla doğrudan deneyimleme şansınız olmaz kısacası titreşimleri hep ses olarak algılarsınız.

İyi ki de beynimiz bu şekilde çalışıyor çünkü eğer beyin dış dünyadaki verileri olduğu gibi alsaydı elimizde tonlarca anlamsız veri yığınıyla kalakalırdık işte beyin bu karmaşanın olmaması için titreşimleri sese görünür ışıktaki değişimleri de renge dönüştürerek bizi bu yükten kurtarır ve bize hayatın tadını çıkarma fırsatı verir. Peki bunun yan etkileri yok mudur? Elbete ki vardır, hatta bunun en belirgini hepimizin bildiği göz yanılsamalarıdır. (sihirbazların bizi kandırmasına sebep olan) Mesela aşağıdaki resme bir bakalım.

Göz yanılsamaları neden olur?

İnsan neden soyut düşünce üretir? 1

Cevaplaması zor bir soru öyle değil mi?  Aslında cevap oldukça basit filin 4 bacağı var ama ayakları bacaklarının ucunda değil. Bacakların arasında kalan boşluğun ucuna ayak yerleştirilmiş ve birde en sondaki bacağın ucunda ayak var böylece ortalık iyice karışmış oluyor.  Beyin bacakları sayıyor 4 tane,  birde ayaklara bakıyor ki 5 tane, e bacaksız ayak mı olur o zaman 5 bacağı var. Ama 5 bacaklı fil mi olur canım işte ilizyon böyle ortaya çıkıyor beyin var olan bilgileri yorumlayarak aldığı yetmezmiş gibi bir de önceki bilgiler le birleştiriyor ve bacaksız ayak mı olur ya da beş bacaklı fil mi olur düşüncelerini içeride sizin yerinize düşünüp duruyor ve fili bir dört ayaklı, bir beş ayaklı görmenize sebep oluyor. Aslında bu beyindeki gerçeklik karmaşasının  devam etmesi sonucu size peş peşe farklı gerçeklikler sunmasının bir sonucudur.

Beyin içerisindeki rakip görüşlerin birinin galip gelmesi sonucu düşünce üretir.

Birde şu resme bir bakın. Siyah arka planda beyaz bir vazomu yoksa beyaz arka planda birbirine bakan iki siyah kafa mı?

İnsan neden soyut düşünce üretir? 2
Bir vazo mu, yoksa iki insan mı

Beyniniz sorunun cevabını bulamayacaktır ve içeride bir grup vazoyu bir grup iki kafayı savunacak bu iki grubun savaşması sonucu resimler arasında gidip geleceksiniz. Aslında  bu resimler beynimizin çalışma prensibi hakkında bize çok şey işaret ediyor!

Beynimiz önceki yazımızda da bahsettiğimiz üzere bilgisayar dahil bizim ürettiğimiz hiçbir şeye benzemez. Fakat beyni anlamak için insandan yola çıkarsak bu acizliğimiz son bulabilir. (Çünkü beyin eşittir insanın ta kendisidir.) Buradan hareketle beyinin çalışmasını bir çok bilim insanı tarafından kabul edilen “Rakip Takımlar Teorisi ” ile açıklayabiliriz. Birbirinden farklı görüşler mecliste bitmeyen bir mücadele içerisindedir ve bazen bu mücadelede X bazen de Y partisi (bu partileri çoğaltabiliriz, ki zaten beynimizde böyle onlarca parti -görüş- olduğu düşünülüyor) galip gelir. Fakat istisnai de olsa beyinde hiçbir partinin galip gelemediği bazı durumlar vardır (ve ilizyonistler bu açığı çok güzel kullanırlar) yukarıdaki örneklerde de olduğu gibi. Bu galip gelememe sonucu insan iki tarafın görüşünü de peş peşe görmeye başlar (Şekil 2).

Bir sonraki yazımızda insan neden sanat yapar yahut neden felsefi düşünce üretir’i tartışacağız. Takipte kalın.

Bir önceki bölümü okumak için buraya tıklayabilirsin…