“Olur mu canım insanlar ve hayvanlar nasıl savaşsın?” dediğinizi duyar gibiyim ama bu başlık kesinlikle bir benzetme değil. 1932 yılında insanlar ve deve kuşları arasında kanlı bir savaş çıktı. Peki sizce galip gelen kim oldu?

Emu İle Savaşın Sebepleri

Savaşın sebepleri için biraz geçmişe gitmeliyiz. 1929 yılında 1. Dünya savaşından dönen Avusturalyalı askerler eski hayatlarına tekrar adapte olmak için çalışmalara başladılar. Çiftlikler kurdular, tohumlar ektiler ve eskisi gibi para kazanmayı düşlediler. Fakat pek de düşledikleri gibi olmadı. Çünkü devlet çiftçilerden desteği kesmişti. Çiftçiler bu sefer de “E buğdayımızı satar paramızı öyle kazanırız.” diye düşünmeye başladılar. Ama yine işler ters gitti ve 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı (Büyük Buhran) baş gösterdi. Ekonomik Bunalım buğdayı fiyatlarını iyice düşürmüştü. Tüm bu olanlarla baş etmeye çalışan çiftçi halkın başına bir de deve kuşu sürüleri eklenince işler yavaş yavaş çığırından çıkmaya başladı.

deve kuşu

Deve kuşları, bölgedeki ekinlere saldırıp büyük kısmını yiyor, yemedikleri alanları ise bozup diğer vahşi hayvanlar için bir kapı aralıyordu. Çiftçiler ve Avusturalya hükümeti tüm bu olanlardan dolayı milyon dolarlık zarara giriyordu. Çiftçiler artık tarlalarını bırakıp göç etmeye başlamıştı kalanlar ise şikayetler yağdırıp duruyordu. Bu işe artık birinin el atması gerekiyordu ve bu kişi de dönemin Savunma Bakanı Lewis oldu. Lewis deve kuşlarının gerçek bir problem olduğunu öne sürerek deve kuşlarına savaş ilan etti. Makineli tüfeklerle, çok sayıda mühimmat ve olayların filme alınması için bir ekip hazırlattı. Askerlerine emirlerinden birisi zaferin bir anısı olarak 100 tane emu (deve kuşu) derisi getirmeleri, savaşan askerlerin şapkalarına emu tüyleri takmaları ve bu gururu hep yaşamaları idi. Kazanmanın oldukça kolay olduğu düşünülüyordu, sonuç olarak düşmanın silahı yoktu. Batıda savaş başladığı sıralar doğu halkı bunun bir hayvan katliamı olduğunu söyleyerek isyanlar çıkartıyordu fakat isyanlar devletin umurunda bile değildi. Gazeteler her gün olayı naklediyorlardı. Deve kuşları için “ne yapacağı belli olmayan tehlikeli bir düşman” tanımlamasını bile yapmışlardı.

savaş

Taarruz Zamanı

İlk taarruzda yüzlerce metre uzaktan yayılım ateşi açılmıştı ama nafile emulara hiçbir şey olmamıştı. Çünkü aptal olduklarını düşündükleri emular çok zekiydi. Bir askerin raporuna göre küçük gruplara bölünen emularda her manganın (on kişiden oluşan askeri birlik) bir lideri vardı. Diğerleri ekinleri talan ederken o etrafı gözlüyor herhangi bir tehlike anında saniyeler içinde yüzlerce metre etrafa saçılıyorlardı.

İlk taarruz böyle başarısızlıkla sonuçlanınca komutan strateji değişikliği yaptı. Bu sefer düşmanı yakın menzilden öldürmeye karar verdi ve emri askerlerine iletti. 1000 kişilik bir emu ordusuna sinsice yaklaştılar ve şarjörleri boşalana dek tetiğe basmayı sürdürdüler. Her yer toz duman içindeydi. Avusturalyalı askerler toz kalkana dek kısa süreli bir zafer yaşadılar fakat toz duman kalkınca ortada sadece 12 leş gördüler. Ve bir fiyasko daha yaşadılar. Bir askerin raporunda şöyle yazmıştı: “emuları öldürmenin sadece 2 yolu var. tam kafasının arkasına ağızları kapalıyken ateş etmek veya eğer ağızları açıkken tam önden kafalarına ateş etmek. bunun ne kadar zor olduğunu düşünün.”

emu

Gelelim 3. taarruza. Komutan tekrar strateji değiştirerek bu sefer kamyonetlerin üzerine takılmış makineli bataryalarla emu sürülerini kovalayıp onlar kaçsa da peşinden gidip öldürmeye karar verdi. Evet düşününce mantıklı peki sizce başarılı oldu mu? Hayır. Araçların sesini duyan emular onlar yaklaşmaya kalktıkça koşarak uzaklaşıyor menzilden çıkıyorlardı. Arazide araçlarla bu hayvanları takip etmek için uygun bir arazi olmayınca 3 taarruz bir bakıma başlamadan bitmiş oldu.Savaşın kaybedildiği anlaşılınca ilk emri veren savunma bakanı Lewis geri çekilme emrini verdi. Savaşın bu şekilde fiyaskoya dönüşmesi sonrası basın ciddi ciddi olanları eleştirmeye hatta dalga geçmeye başladı. Gazeteler koca birliğin binlerce mermi harcamasına rağmen sadece 20 tane emu öldürebildiğini yazıyordu.Hatta gazetelerin birine şöyle bir manşet atıldı:

“Savaş bitti ama henüz karşı taraf ile bir barış anlaşması imzalanmadı. Düşman, işgal ettiği topraklardaki iddiasını sürdürüyor!”

Olanlardan 3 yıl sonra dev bir emu ordusu tekrar bölgeyi yağmalamaya başlayınca devlet savaş yerine “gagaya ödül sistemi” getirdi. Her getirilen ölü emu için belli miktarda para. Çiftçinin de oldukça işine gelen bu anlaşma sonrasında ilk 2 ayda 13.000 emu öldürülür. İlk yılın sonunda ise bu sayı 30.000’i bulmuştu. Neyse ki 50’li yıllarda daha insancıl bir çözüm getirilerek o bölgeye 200 km uzunluğunda çit çekildi ve sorun halloldu.

İnsanoğlu böyleydi işte vicdanı olduğu söylense bile bir hayvana savaş açacak kadar da gaddardı. Bana kalırsa para için savaşmak yerine önce insanlık için savaşmalıyız.

Kaynak:

https://seyler.eksisozluk.com/deve-kuslari-ile-avustralya-hukumeti-arasinda-1932de-cikan-tarihin-en-ilginc-savaslarindan-biri