Bugün 11 Kasım, Kemal Sunal’ın doğum günü. Ufacık bir gülümseyiş, hafif saf bir bakış ile aklımıza gelen “hayır, o geçip gitmedi” dedirten gün. Zamanımızın “komedyen” şahısları gibi halkın gözünde sadece aldığı roller ile anılmayan, Şaban’ı ayrı, Feyzo’yu ayrı, Kemal’i ayrı tutabilen, yediden yetmişe herkesin kalbine taht kuran bir Kemal Sunal geldi ve hiç gitmedi.

yeşilçam

Kemal Sunal Kimdir?

10 Kasım 1944’te İstanbul’da doğdu. Babası Mustafa Sunal, ailesi ile birlikte Malatya’dan İstanbul’un Küçükpazar semtine gelmişti ve Kemal Sunal çocukluk yıllarını bu semtte geçirdi. Eğitim hayatına Mimar Sinan İlkokulu’nda başladı. Liseyi Vefa Lisesi’nde okudu. Lise yıllarında oyunculuğa başladı. 1974 yılında Gül Sunal ile evlendi. Bu evlilikten Ali ve Ezo isimli iki çocuğu oldu.

sunal ailesi

Oyunculuğa Nasıl Başladı?

Oyunculuğa lise yıllarında başladı. Felsefe öğretmeni Belkıs Balkır’ın kendisini Müşfik Kenter ile tanıştırması sayesinde profesyonel bir oyuncu oldu. Üniversite birinci sınıftayken tiyatro ile okulu beraber götüremediği için eğitimine ara vermek zorunda kaldı. Kent Oyuncuları, Ulvi Uraz Tiyatrosu, Ayfer Feray Tiyatrosu ve Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nda oynadı. 1972’de Ertem Eğilmez’in Tatlı Dillim filmi için seçilmesiyle birlikte artık sinemaya da adım atmıştı.

Seçilmesinin komikliği kadar uzun boyuyla da ilgisi vardı. Devekuşu Kabare’de “Dün Bugün” oyununda oynuyordu. Seyircilerin arasında Arzu Film’in sahibi Ertem Eğilmez’de vardı. Yeni çekeceği filmde Tarık Akan’ın yanında rol alacak basketbolcu arkadaşlara ihtiyacı vardı ve Kemal Sunal dikkatini çekmişti. Çekim günü geldi, roller dağıtıldı. Kemal Sunal için bir replik kalmamıştı. “Oğlum sen de gül” dedi Ertem Eğilmez. Kim bilebilirdi bu gülüşün 81 tane filmi beraberinde getirebileceğini? İlk başrolünü Atıf Yılmaz’ın yönettiği ‘’Salako’’ filminde oynadı. 1975 yılında akıllara kazınan “Hababam Sınıfı” çekildi. Ardından “Kapıcılar Kralı” “Tosun Paşa” ve daha nice unutulmaz filmde rol aldı. Sinemada “Kemal Sunal Dönemi” adıyla bir dönemi filmleriyle yarattı.

yeşilçam

Eğitim ve Kemal Sunal

Kemal Sunal liseyi 11 senede bitirdi ve Vefa Lisesi’nin tarihine geçti. Sebebi ise tembellik değil arkadaş grubuyla birlikte olmak istemesiydi. Verdiği röportajda bu durumu şu şekilde anlatıyor:  ‘’Bir arkadaş grubumuz vardı. Onlar ile birlikte kalıyor ve birlikte geçiyorduk. Bu düzeni bozmayayım diye ben sürekli kaldım. Bu arkadaşlardan kopmamak için lise hayatımı böyle devam ettirdim.’’

Bu olay sizlere de bir yerden tanıdık gelmiyor mu?

-Bu yaşta neden hala lisedesin?

+Benim peşimi kızlar bırakmıyor da. Vahşi bir cazibem varmış.

(Hababam Sınıfı)

‘’Okumanın yaşı yok.’’ diyerek yıllar sonra üniversite öğrencilerine çıkan aftan yararlanarak okuluna geri döndü Kemal Sunal. Amacı hem gençlere hem de kendi çocuklarına iyi bir örnek olabilmekti. Yüksek Lisans tezinde amacını şu şekilde anlatıyor Sunal: “Çeyrek yüzyıl sonra tekrar üniversite öğrenimime başlamamın gerçek nedeni ise, meslekte edindiğim birikimi akademik platformlarda değerlendirerek, iletişimin bir dalı olan sinema üzerine eğitim-öğretim gören genç arkadaşlara bu deneyimi aktarabilme, onların ufkunu genişletebilme açısından üzerime düşen görevi yapabilmektir.”

Sunal, mezuniyet töreni konuşmasında şu sözlere yer vermişti:

‘’İki insanın birbiriyle iletişim kurmakta zorlandığı yurdumuzda, biz yeni mezunlara çok büyük görevler düşmektedir. İnsanlara sevgi, saygı ve hoşgörüyle yaklaşmalıyız. Bu sayede insanlarla iletişim kurup aramızdaki kopukluğu giderebiliriz. Bu barış sağlandığı zaman yurdumuzdaki iletişimsizlikte ortadan kalkmış olur.’’

sunal

Kemal Sunal Güldürüsü Nedir?

Kemal Sunal’ın yüksek lisans tezi kendisi üzerinedir. Burada sinema hakkında birçok şeye değinmiştir. Ana başlıklardan biri ‘’Güldürü’’ ve bir diğeri ‘’Kemal Sunal Güldürüsü’’dür. Kemal Sunal Güldürüsü’nü en iyi Kemal Sunal’dan öğrenebilirsiniz 😊 (25.sayfa)

”Beni isterseniz dövün ama bırakın istediğim gibi güleyim.”

Kemal Sunal

Kemal Sunal Filmleri Neden Sıradanlaşmıyor?

Kemal Sunal filmleri neden hala bu kadar çok izleniyor sorusunun birçok cevabı var. Kimisi gerçekten güldürdüğü için izliyor, kimisi toplumun sorunlarının bu şekilde izleyiciye aktarılmasını takdir ediyor, yakınları ve izleyenleri onun gerçekleri gerçek bir şekilde yansıttığını söylüyor. Günümüzün sinemasına ve televizyonuna baktığımızda toplum konularını esas alan senaristlerin çok az olduğunu görüyoruz.

Genelde aşk etrafında şekillenen diziler veya filmlerle karşılaşıyoruz bugünlerde. İşte Kemal Sunal, yeri geldi aşık oldu, yeri geldi öğrenci olup ezberci eğitim sistemini müfettiş ile birlikte eleştirdi, yeri geldi kapıcı oldu kendini üstün gören insanlara herkesin eşit olduğunu gösterdi, yeri geldi kadın kılığına girip kan davasını eleştirdi, yeri geldi reklam yüzü olup para için iyi olmayan ürünleri tanıtan ünlülere gönderme yaptı, yeri geldi faşizmi eleştirdi, Almanlar’a Atatürk resminin önünde diz çöktürdü, yeri geldi hüznü de yaşattı bizlere, memurun sesi oldu, işçinin hakkını savundu.

O, halkın sesiydi. Zaten bu yüzden sevildi, bu yüzden ”Kemal Sunal filmleri” diyebiliyoruz. Onun filmleri bugün de televizyon kanallarının kurtarıcısı ve böyle giderse yarın da, yıllar sonra da böyle olacak. Televizyonda toplumsal konuları eleştiren, bu konuları oyunlaştıran diziler görmek pek mümkün değil ülkemizde. En azından benim bildiğim ‘’aşk’’ çevresinde şekillenmeyen iki veya üç dizi var. Ülkede olup biten şeyleri genelde kısa skeçlerde görmek mümkün. Bana kalırsa bu sebeplerden dolayı hala Kemal Sunal filmi görünce kanalı değiştiremiyoruz. Çünkü o samimiyet kelimesinin vücut bulmuş hali.

yeşilçam

Kemal Sunal Hakkında Bilmediklerimiz

-Kemal Sunal, dışarıda yemek yemeyi sevmezmiş. Hatta eşi Gül Sunal, bir röportajında eğer Kemal Sunal bir seyahate çıkıyorsa yemekleri evden yapıp gün gün ayırırmış.

-Asıl doğum tarihi 10 Kasımdır. Kemal Sunal doğum tarihiyle ilgili şu sözleri söylemiştir: “Aslen 10 Kasım doğumluyum. Ama Mustafa Kemal Atatürk’ün vefat ettiği günde doğum günü kutlayamam, sevinemem. 11 Kasım doğum günümdür”

-“Beni kimse araştırmayacak galiba, ben yapayım.” diyerek yüksek lisans tezini kendi üzerine yazmış.

-Çocuklarıyla “ineğin oğlu” diye dalga geçerlermiş. Ali Sunal küçükken annesine Cüneyt Arkın’la evlenmediği için sitem etmiş.  🙂

-İbrahim Tatlıses dinlemeyi çok severmiş.

-Evde film kostümleriyle gezermiş.

-Altın Portakal’da En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü alan ilk komedyendir.

-Fatma Girik ile birlikte Can Yapım isimli bir yapım şirketi kurmuşlardır.

-Günlük hayatında ciddi bir insanmış.

-Kemal Sunal, Vefaspor takımını tutarmış, her kutlama gecesine katılırmış.

-Eşi Gül Sunal ile 2.5 yıl mektuplaşmışlar.

-Eşi Gül Sunal’ın Kemal Sunal ile ilgili anılarını anlattığı bir kitabı vardır. (Kemal-Hadi Gel, Bi Kahve İçelim)

mavi boncuk

Arkadaşlarının Aktardıkları

Hülya Koçyiğit: ‘’Politik kimliğiyle öne çıkmak istemezdi. Bizim oyuncu derneğimize üye olmadı. Daha sonra ÇASOD’un (Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği) kurulması için çalıştı ama oraya da üye olmadı.’’

Metin Akpınar: ‘’Biz prova yaparken Kemal kulise gider, Zeki’nin sigarasını içerdi. Zeki de her seferinde ‘Ne oldu bu sigara?’ deyip etrafa sorardı. Bir gün yakayı ele verdi.’’

Emel Sayın:  “O zamanlar tığ gibi delikanlı, cepte para çok. Oyuncu bir de, Mavi Boncuk filmini çekiyoruz. Bir gün setten çıktık, eve gidiyoruz. Ben Laleli’de oturuyorum, Kemal benden önce çıktı. Herkes yevmiyesini almış. Taksiyle kendi arabasıyla giden gitti. Baktım Kemal yürüyerek gidiyor, üç kilometre var gideceği yere. Her gün yürüyerek gidip geliyor, merak ettim nereye gidiyor bu adam böyle diye. Uzun süre yürüdü, sonra bir bankta yatan adamı kaldırdı… Bir şeyler konuştular, sonra cebinden para çıkarıp verdi.

Şaşırmıştım, ardından biraz daha ilerde bir lokantaya girdi, bir şey yemeden çıktı, oraya da para verdiğini görmüştüm. Bıraktım takibi, banktaki adama yaklaştım, ‘Tanıyor musunuz o az önce size para veren adamı?’ dedim. “Adını bilmem, sormam da, her gün para verir bana.” dedi. Teşekkür ettim, az ilerideki lokantaya gittim, “Az önce gelen beyin borcu mu var size? ” dedim, tanımadılar beni. “Kemal abi’nin mi? Yok hayır bize her gün evsizler uğrar, yemek yediririz. O da sağolsun, onların yemek masrafını öder.” dedi. Ertesi gün Kemal’in yanına gittim, “Sen ne güzel bir adamsın ya…” dedim, ne olduğunu anlayamadı, sarıldım ağladım. “Ölme sen benden önce” dedim, dinletemedim…’’

Zeki Alasya: ‘’Bizler iyi oyunculardık belki, stardık belki kendi çapımızda ama o ulusal stardı.’’

sunal

3 Temmuz 2000

‘’Yolculuk yapmayı severim de bildiğim taşıtlarla…’’

-Kemal Sunal

Balalayka filminin çekimleri için oğlu Ali Sunal ile beraber uçak yolculuğu yapması gerekiyordu. Daha önce de denemişti uçağa binmeyi fakat olmamıştı. Koşarak uçaktan inmişti. Uzun yolculuklara arabayla gitmeyi tercih ediyordu. O gün, Batum’a gitmesi gerekiyordu. Uçağa bindi bir yanında oğlu, bir yanında Ali Özgen Türk. Uçak kalkmıştı, bir süre sonra Kemal Sunal fenalaştı. İlk müdahaleler yapıldı, sağlık ekipleri de gelmişti fakat kalbi durmuştu. 3 Temmuz 2000 yılında Kemal Sunal’ı kaybettik. Kaybettik demek doğru değil aslında. Kimse unutamaz o anlamlı gülüşünü, her insanın hafızasına yerleşmiş bir Kemal Sunal repliği vardır.

-Şaban yok artık! Şaban öldü.

+Yok canım… Ne zaman öldüm? Vah vah! Ben çok iyi adamdım ya.

(Tosun Paşa)

“Gülmek” herkes için farklı şeyler ifade eden bir kelime öyle değil mi? Kimimiz için komik bir espriye verilen tepki, kimimiz için akıllı telefonlarımızın önemsiz bir detayı, kimimiz için çok sıradan bir duyu fakat çoğumuz için Kemal Sunal ve biliyorum ki gülmek kelimesinin ikinci bir anlamı olsaydı o da Kemal Sunal olurdu.

Kaynakça:

1   2   3   4   5   6   7   8