Orhan Veli kendini anlatmaya aşağıdaki dizelerle başlıyor:

Ben Orhan Veli

“Yazık oldu Süleyman Efendiye”

Mısra-i meşhurunun mübdii..

Duydum ki merak ediyormuşsunuz,

Hususi hayatımı,

Anlatayım:

Evvela adamım, yani

Sirk hayvanı falan değilim.

Burnum var, kulağım var,

Pek biçimli olmamakla beraber…

Diye de devam ediyor. Gelin bu ‘bir garip Orhan Veli’yi daha yakından tanıyalım.

Orhan Veli Kimdir?

Orhan Veli Kanık, ya da sık kullanılan adıyla Orhan Veli, 1914 yılında müzikle uğraşan bir ailede dünyaya geldi. İlkokuldan beri edebiyata ilgisi olan Orhan Veli, Ankara’daki lise öğrenimi sırasında tanıştığı ve ortak edebiyat zevkleri sayesinde yakınlaştığı arkadaşları Oktay Rıfat Horozcu ve Melih Cevdet Anday ile ‘Sesimiz’ adını verdikleri bir dergi çıkarmaya başladılar.

edebiyat

Yarım kalan bir üniversite hayatının ve öğretmenlikten çevirmenliğe çeşitli yerlerde memuriyetlerin ardından şiirleri 1936 yılında Varlık Dergisinde yayımlandı. İlk şiirlerinde Fransız etkileri görülen genç şairin şiirlerinde gerçeklerden kopuk, duygusal ve bireysel temaları işlediği görülür. 

Kimi şiirlerinde Mehmet Ali Sel mahlasını da kullanan Orhan Veli, arkadaşlarına göre atmaya kıyamadığı şiirlerini bu takma adla yayınlıyordu. Kendisine göreyse çok şiir yayınladığı sıralar kendi isminin bu denli sık görülmesini istemiyordu.

1937 senesine gelindiğinde genç şair Necip Fazıl Kısakürek’in yönettiği Ağaç isimli dergiye bir şiirini gönderir. Şiirin yayınlayacağını söyleyen Necip Fazıl, şiiri dergide yayınlamadığı gibi şair geri istediği halde şiirini de geri vermez. Bunun üzerine Orhan Veli aşağıdaki dizeleri yazar:

Ağaca bir taş attım,

Düşmedi taşım,

Düşmedi taşım.

Taşımı ağaç yedi;

Taşımı isterim,

Taşımı isterim!

İlk şiirlerinden sonra geleneksel çizgiden ayrılan Orhan Veli, sonraki şiirlerinde daha somut ve günlük olayları, mesela bir adamın nasırını, şiirlerine konu edinerek başlatacağı ‘Garipçilik’ akımının temelini oluşturdu.

Garipçilik Akımı Nedir?

Garipçilik akımı Orhan Veli’nin arkadaşları Oktay Rıfat Horozcu ve Melih Cevdet Anday ile ortaklaşa çıkardığı ‘Garip’ adlı şiir kitabıyla Türk Edebiyatına kazandırdığı bir şiir akımıdır. Şiirin belli zümrelerce beğenilen ve onaylanan klasik kalıplarını yıkarak her konuda ve her şekilde şiir yazılabileceğini savunur. Eleştirel ve mizahi unsurlar barındıran haliyle duygulardan çok zihne hitap eder. Adeta kalıplaşmış şiiri ‘fildişi kulesinden’ kurtararak halka sunar.

edebiyat

Orhan Veli’nin üslubu zaman geçtikçe daha olgun bir hal aldı. Tek insanın hallerinden toplumsal sorunlara ve duygulara yöneldi. 

Şair 1949’da yayınlanan son şiir kitabı ‘Karşı’daki şiirlerinde yaşama sevinci, insan ve doğa sevgisine yer verdi.

Hayatı boyunca toplumsal meselelere karşı son derece duyarlı olan Orhan Veli, Nazım Hikmet’in yazılarından dolayı yargılanıp hapsedilmesini arkadaşları Melih Cevdet ve Oktay Rıfat ile birlikte 3 gün boyunca açlık grevi yaparak protesto etti.

Orhan Veli’nin Ölümü

Ankara’da belediyenin kazdığı bir çukura düşüp başından yaralandıktan sonra İstanbul’a dönen şair, bir arkadaşının evinde öğlen yemeği yediği sırada fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Beyinde damar çatlaması yüzünden başlayan rahatsızlığın sebebi doktor tarafından anlaşılamadı ve şaire alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi uygulan ancak beyin kanaması geçirdiği sonradan anlaşıldı.

Geç konan teşhis ve yanlış tedavi sonucu komaya giren Orhan Veli, 1950 yılında henüz 36 yaşındayken hayata veda etti.

Ölümünün ardından arkadaşları kendisine ağıt niteliğinde şiirler yazdılar. Bunlardan biri de Halim Şefik Güzelson’un Otopsi şiiridir:

Morgta açılınca kafatası

Doktor beyler beyin gördüler

İndirince tenkafesine neşteri

Doktor beyler yürek gördüler

Yürekte ne gördüler dersiniz

Yürekte memleket gördüler

Dünya gördüler

Bir de dost gördüler

Ama bu işte doktor beyler

Doğrusu geç kaldılar

Çok geç kaldılar

Kaynaklar: 1, 2

Editör: Efe Şen