Kadın insandır, biz insanoğlu.” der Neşet Ertaş. Erkeğin egemen olduğu, kadını daha çok bir yardımcı, bir alet kalıbına sıkıştırdığımız bir dünyada yaşıyoruz. Genel kanı var olan değerin büyük bölümünü erkeğe atfederken kadına angarya, alelade işler yüklüyor. Halbuki kadın; taşıyan, doğuran, koruyan, bir nevi var eden konumundayken erkek; tür olarak daha çok saldırganlık içgüdüsüne sahip bir varlık. Hal böyleyken kadını aşağılayan, yok sayan, umursamayan erkeğe ne demeli?

kadın

Kadın

Bağnazların ve cahillerin kadını hor görmesi, dışlaması, ona toplumsal birtakım roller yüklemeye çalışmasını anlarım anlamasına da gelin görün ki durum sadece bu insanlarla sınırlı değil. Eğitim almış, kendini geliştirmiş ve ufkunu açmış birçok insan da bu hataya ne yazık ki düşüyor. Önemli problemlerimizden biri bence bu; eğitimli, aydın kesimin bireysel ve toplumsal konuların kilit yerlerinde hataya düşmesi.

Cahil zaten bilmiyor, kaybeden zaten kaybetmiş. Bunlarla tartışıp onları bir şeylere uyandırana dek çok zaman kaybedeceğiz. Uyuyan aydınları uyandırarak onların nüfuz gücünü kullanabiliriz. Aristo bile bu konuda yanılgıya düşmüş ve kadını tamamlanmamış bir erkek olarak tanımlamıştır. Buna karşın Karl Marx kadının erkeğe ihtiyaç duymadan, ondan bağımsız şekilde gelişebileceğini söyler. Çok uzakta aramamıza gerek de yok aslında. İslamiyet de üstünlüğün ancak takvada olacağını açıkça belirtmiştir.

Eşitlik, adalet naraları altında kadına yapılan bu haksızlığa karşı gün geçtikçe elimizi güçlendirmek de yine biz gençlere düşmekte. Bu kadar yazdık ettik. Şimdi soralım: Kadın kimdir?

Kadın kelimesinin kökenine indiğimizde bizi Orhun Yazıtları karşılamakta. Yazıtta ”Ögüm ilbilge ḳatunı [anam İlbilge kraliçeyi] ” şeklinde yer almaktadır. Buradan anlayacağımız gibi kadın katunı kelimesinden gelir ve hatun olarak ikinci bir şeklini de alır. Tabii bize de Soğdca’daki χwatēn sözcüğünden geldiğini söyleyelim. Soğdca χwa “kendi” ve tāw “güç, güçlü” sözcüklerinin bileşiğidir. Huda (Tanrı) da aynı kökten geliyor.

Kelimenin anlamı kraliçe, hakan eşi veya kızıdır. Hemen herkesin duyduğu bir rivayet ile de pekiştirelim. Rivayet odur ki Orta Asya’da Çin sultanı ile Türk Hanı bir toplantıda buluşurlar. Kadın o zaman Türk toplumunda önemli bir yere sahip olduğundan toplantıda o da yerini alır. Çinli bu duruma şaşırarak kadının burada ne işi olduğunu sorar. Türk hanının cevabı ise: “Bu da benim Han’ım.”

Kadınlar günümüz kutlu, kadına değer verenimiz mutlu, vermeyen yaslı olsun.

Kaynaklar: 1, 2