Kısa ve öz bir şekilde, “Kadınlar İçin Söylenenler” başlığı altında bir şeyleri toparlamak istedim. Amacım ataerkil toplumun gerçeklerini sizlere çarpmak, kadınları övüp, erkekler şöyle böyle yanlış diyerek birilerine sözler savurmak değil. Bir şeyler söylenmese de fazlasıyla gözlenebiliyor maalesef ki. Evet gözlenebiliyor diyorum çünkü Türkiye ve birçok ülke vicdansızların, sapıkların, katillerin, nefretin, cehaletin deney sahası sanki.. Aslında Türkiye anaerkil bir toplum gibi de gözüküyor ama karar vermesi biraz güç…

“Anadolu’da Kadınların Şiirli Tarihi” diye bir kitap var. Bir araştırma, inceleme ve şiir antolojisi kitabı. İçinde kadınlar için söylenmiş şiirler var. Ama bir şiir antolojisinden ziyade yaşadığımız topraklar üzerinde kadının konumunu anlatan bir kitap. Tarihsel süreç içinde kadına ne gözle bakıldığını anlatmak, onların duygu ve düşüncelerine yer vermek.

Son yaşanılan olaylardan sonra (ki hangi son bilmeden yazmak çok zor); bu konu hakkında mutlaka yazmam gerek dedim. İnternette gezinirken güçlü kadınların 10 özelliği, güçlü kadınların yürüyüşü başlıklı yazılar görüyorum. Her kadın/erkek/insan güçlüdür. Listelere uymamız gerekmez. Her insan bilmediğiniz yüzlerce şeyle savaşır. Böyle bir liste olması mümkün değil! Ama var… Bir de bu başlıkları bilinen gazeteler atıyor, ardından da cinayet haberi veriyor. Fazla ironik yaşıyoruz, hem de her konuda.

Yazdığım şeyler yalnızca BİLGİ vermek amaçlıdır. Bu bir duyar yazısı değil, bir yazıyla bir insanda zaten olmayan duyarı oluşturamayacağımın gayet farkındayım. Sadece kısaca tarihte kadın’ı öğrenelim, kadından bahsedelim.

Kadınlar İçin Söylenenler

Sümerler ve Antik Çağ

Gılgamış Destanı’nda Gılgamış’ın söylediklerine baktığımızda tanrıça olsa bile kadının kötülüklerin kaynağı olarak görüldüğünü öğreniyoruz.

“Yoo, hayır, evlenemem seninle, kocan olamam!

Soğukta insanı ısıtmayan ocaksın sen

Rüzgarı tutmayan derme çatma kapısın

Savunucuların üstüne devrilen saray

Altında yatanı boğan bir yorgan

Götürenin üstünü kirleten zift

Taşıyanın üstünde boşalan su tulumu

Taş duvarı çatlatan kireç

Çökerten koçbaşı bir dost ülkeyi/

Giyenin ayağını vuran çarık!”

Antik çağda Homeros’un İlyada’sına baktığımızda en güçlü kadın figürlerinden biri olarak karşımıza Odyssseus’un karısı Penelope çıkıyor. Kocası savaşa gidince yıllar boyu eşini bekliyor. Kendisiyle evlenmek için baskı yapan taliplerini hiç bitmeyen bir kumaş dokuyarak oyalamaya çalışır. Penelope kocasını beklerken, Odysseus birçok kadınla birlikte olur.

Halk Edebiyatı

Dede Korkut destanlarında da erkekler yüceltilirken kadınlar aşağılanıyor, hatta bazı kadınların eşek soyundan geldiği bile söyleniyor. Halk edebiyatında ninni, ağıt, yakım, türkü ve maniler kadınların yaşamlarını ve duygularını ele veriyor. Kadınlar dile getiremedikleri üzüntüyü, durumlarından şikayeti, övgü ya da yergilerini, sevgi veya ilgilerini, çocukları için tasarladıkları güzel yaşam isteklerini genellikle ninnilerle dile getirmişler.

İlklere İmza Atan Başarılı Türk Kadınlardan Bazıları

Tomris Hatun: Türk tarihinin ilk kadın hükümdarı; Tomris Hatun ise M.Ö. 6. yüzyılda yaşadığı varsayılan Saka kraliçesidir. Kendisi tahta çıktığında rakip ülkelere karşı önlem alarak ülkesini korumaya çalışmıştır.

Kadınlar İçin Söylenenler

Safiye Ali; İlk Kadın Türk Doktoru. Hangi kapıyı çalsa ‘‘Tıp Fakültesine kadın öğrenci alamayız’’ sözüyle karşılaşmıştır. Buna rağmen yılmayarak çalışkanlığı ve başarısıyla dikkat çeken Safiye Ali, dönemin Maarif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) Şükrü Bey’in desteğiyle tıp eğitimi almak üzere Almanya’ya gitti. Almanya’da kadın ve çocuk hastalıkları üzerine ihtisas yaptı. Bu yıllarda açlık ve sefaletin en dibini gördü.

Günlüğünde şu not vardır; ‘‘Çöpten çıkarıp geceleri yediğim ekmek hiç ağrıma gitmiyor. Ülkemde tıp fakültesi varken buralarda olmam daha çok ağrıma gidiyor. Ne olursa olsun ülkeme doktor olarak döneceğim.’’

Dediğini yaptı. Kurtuluş Savaşı’nın son günlerinde yurda döndü ve hemen işe başladı.

Kadınlar İçin Söylenenler

İlk Kadın Kimyacı: Prof. Dr. Remziye Hisar; Fransa Sorbonne Üniversitesi’nden mezun olan ilk Türk kadınıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın kimyacısı olarak kabul edilmektedir. 1992 yılında yaşamını yitiren Remziye Hisar, dünyaca ünlü fizikçi Feza Gürsey ve Milletlerarası Psikoloji Cemiyeti’nin tek Türk azası psikiyatrisi Deha Hanım’ın annesidir. Hisar, 1933–1936 yıllarında İstanbul Üniversitesi’nde kimya ve fizikokimya doçenti olarak görev yapmıştır.

İlk Kadın Savaş Muhabiri ve Fotoğrafçı: Semiha Es; 1956 yılında Tifdruk tekniği ile basılan Hayat Dergisi, fotoğraf dünyamıza yeni ve özel bir değer kazandıran dergi olmuştur. Derginin ilk sayısında Hikmet Ferudun Es’in Malatya’dan yolladığı bir yazı dizisi yayınlanmıştır. Röportajın fotoğrafları ise Semiha Es tarafından çekilmiştir. Celal Bayar’ın cumhurbaşkanlığı döneminde toplanan Bakanlar Kurulu, Kore Savaşı’na katılması için 4500 silahlı birliği Birleşmiş Milletler emrine vermiştir. Hürriyet Gazetesi savaşın görüntülenmesi için Semiha Es’i görevlendirmiştir. Türkler 11 Kasım 1950 tarihli gazetede, savaşı Semiha Es’in objektifinden öğrenmiştir.

Kadınlar İçin Söylenenler

İlk Kadın Jet Pilotu: Leman Bozkurt Altınçekiç; NATO’nun da ilk ve uzun zaman boyunca tek kadın jet pilotu olmuştur. Hava Kuvvetleri’nin karargâh hizmetlerinde çalışmış, kıdemli Albay rütbesiyle Hava Kuvvetleri’nden emekli olmuştur.

Kadın her şey olabilir.

Tıpkı herkesin her şey olabileceği gibi.

İnsanlara cinsiyetin, giyimin ve ırkın ötesinde bakabilmeyi ve o şekilde yaklaşabilmeyi başardığınız zaman kesinlikle çok şey katetmişsiniz demektir. O zaman göreceksiniz ki aslında insanların bedenleri yalnızca bir varlık, esasta ruhlarını seviyorsunuz, ruhlarıyla konuşuyor iç dünyalarına hayran kalıyorsunuz.

Aşık olunan ya da hayran kalınıp hayaller kurduran gözler ya da somut şeyler değil gözlere bakıldığında derine inen naif düşüncelerdir.

Bir kısım başı açık kadınları edepsiz-başı kapalı kadınları edepli, bir kısım da başı kapalı kadınları yobaz-başı açık kadınları medeni sanıyor. Edep bunlarla ölçülmez. Zeka bunlarla ölçülmez. Birazcık mantığı olan her birey insana insan olduğundan saygı göstermeli!

Her insanın eşsiz düşünceleri, eşsiz bir karakteri vardır. Ne cinsiyet ne kıyafet ne para bunlara etken değildir.

“Yaşamı boyunca hiçbir zaman para karşılığı ya da mevki gücü için kendini bir erkeğe vermemiş, ya da ekonomik sonuçlarını düşünerek sevdiği erkeği geri çevirmemiş bir kadınlar kuşağıyla; para ya da mevki gücüyle bir kadını yüzüstü bırakmamış ya da geçimini düşünerek sırf çıkarı için sevmediği kadına bağlanmamış erkekler kuşağı yetiştiği zaman. İşte o zaman kadın-erkek ilişkileri ve İNSAN ilişkileri ahlaki yüceliğe ulaşacaktır.”

Friedrich Engels , (Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni.)

Okuduğunuz için teşekkürler…

Kaynakça ve İleri Okuma:

1, 2, 3