Homo Sapiens ile insan arasında bir fark olduğunu varsayarsak bu fark şüphesiz ki iletişimdir. Yani bizi bir hayvandan alıp medeniyet kurmuş varlıklara dönüştüren şey, sosyalliktir. Özellikle yaşadığımız çağda insanlar, internet sayesinde iletişimin doruklarını zorlamaktadır; hatta “İnternet bize arılar gibi aynı anda aynı şeyleri düşünme yetisi verdi.” bile denebilir.

Haliyle bu büyük bilgi aktarımı kirlenmeye, yalan yanlış bilgi birikimine sebep oldu, bunun hepimiz farkındayız. Peki bir soru sormak gerekirse, bu kirliliğin sınırları ne?

Başlamadan önce sizle bir soru sormak istiyorum. Soru şu: Aşağıdaki bilgilerden 1 tanesi hariç hepsi doğrudur, buna göre hangi şıktaki bilgi doğrudur?

A) Arabesk sanatçısı Azer Bülbül’ün kanında, öldükten sonra cinsel performans arttırıcı bulunmuştur

B) Ressam Salvador Dali bir faşisttir.

C) Dünyadaki temiz suyun %50’si et ve süt ürünleri elde etmek için kullanılmaktadır.

D) Şair Orhan Veli bir lağım çukuruna düştüğü için ölmüştür.

kandırıl

Kandırılmışlığın Sınırı Ne?

Daha önce de bir yazımda belirttiğim üzere insanların gelişmesinde dedikodu ve iletişimin büyük bir önemi vardır. Yalan ve sahte haber yaymak, yüzyıllardır casuslar, siyasetçiler, ilgi çekmek ya da ilgiden kaçmak isteyen insanlar tarafından kullanılıyor. Bu yüzden de medya ve haber kuruluşları her zaman hükumetlerin veya hükumet destekli birimlerin kontrolünde olmuştur, bu kralların korunmak için yaptığı gayri meşru bir sansürdür.

Örnek vermek gerekirse, eski çağlarda posta teşkilatları devlet denetimindeydi ya da yoğun eleştirilere maruz kalan bazı krallar gazetelere tarih boyunca sık sık sansürde bulundu. Lakin yaşadığımız çağda internet o kadar büyük sosyal bağlar kuruyor ki dünyada bu ağı denetleyecek bir kuvvetin oluşması muhtemel değil. Bu bir yandan iyi, bir yandan da kötü bir şey. İyi bir şey çünkü artık söylenmesi gereken her şey söylenebiliyor; kötü bir şey çünkü kitleleri kontrol edip haksız şiddet ve manipülasyon oluşturmak artık sadece bir tweete bakıyor.

Örneğin, bir haber sitesi Suriye uyruklu vatandaşların hiçbir ekstra sınava tabi tutulmadan sadece Gaziantep’de kurulan Suriye Geçici Hükümeti’nin verdiği lise yeterlilik belgesiyle Türkiye’de istediği üniversiteye girebildiğini iddia etti. Bu bilgi neredeyse tamamen yanlış olmasına rağmen 150’den fazla kez paylaşıldı. Ne Gaziantep’te Suriye Geçici Hükumeti diye bir kurum var, ne de MEB dışında bir kurum lise yeterlilik belgesi veriyor. Ayrıca lise yeterlilik belgesi alan yabancı öğrenciler de okullara alınmadan önce merkezi bir sınava tabi tutuluyor. Buna benzer şeylere illaki tanıklık etmişsinizdir, kendinizi bilinçli bir birey olarak görebilirsiniz ama emin olun değilsiniz, hiçbirimiz değiliz.

Yalan Haberler Nasıl Yayılıyor?

1990’lü yıllarda Lisa Hollst isimli PC Proffesional yazarı bir hanımefendi, bir yazısında insanların bir yılda ortalama 7 yahut 8 örümcek yuttuğunu söyleyen bir yazı yayınladı ve aniden bu bilgi tüm dünyaya yayıldı. Hatta 2000 yılında doğan bendeniz bile bu bilgiyi ortaokul yıllarındayken Oxford’un yaptığı bir araştırma olarak duydum. Bu bilgi Lisa Hollst’un yalan bir bilginin ne kadar hızlı yayıldığı ile ilgili yaptığı bir deneyden ibarettir ve tamamen sahte bir iddiadır.

Bu bilgi o kadar ciddiye alınmıştır ki BBC, Scientific America gibi önemli yayın organlarında yazarlar bu konu hakkında yazılar yazmış hatta bilim insanları bu bilginin doğruluğunu kanıtlamak için hipotez basamaklarına tabi tutmuştur. Elde ettikleri şey, bilginin yalan olduğuydu. Bu bilginin yayılmış olmasının çok basit nedenleri vardı aslında.

İlk olarak insanların korkularından besleniyor olmasıydı. Çoğu insan örümcek gibi bir canlıyı yutmuş olmaktan korkar. İkinci sebep ise bilginin sınırlarıdır. Bir insanın hayatında bir kere bile olsa bir örümcek yutmuş olma ihtimali çok da anormal olmayan iddiadır ama her sene 8 örümcek korkunç bir rakamdır. İddia o kadar büyük bir yalandır ki insana sahteymiş gibi gelse de bir zaman sonra kendi kendini inandırmaya yönelik etkisi olur. Üçüncü nedense bence ilginç olmasıdır. Bu kadar enteresan bir bilgiyi insan, başkalarına anlatmak ister ve böyle böyle bu yalan bilgi yayılır.

horoscopes ile ilgili görsel sonucu"
Burçlar ve Falcılık İnsanların Zaafını Kullanan Yalanlardandır.
Çok Fazla İnsanın İnanması Sahtekarlık Olduğunu Gerçeğini Değiştirmez.

Başka bir yalan haber ise meşhur “Sovyet Uykusuzluk Deneyi”dir. Bu haber SSCB’nin 5 deneği bir odaya koyup gazla 30 gün boyunca uykusuz bırakmayı amaçladığını iddia eder. Deneyin 15. günde sona erdirildiğini, deneklerden birinin öldüğünü, bir tanesinin çığlık atmaktan ses tellerini fiziksel olarak yırttığını, tüm deneylerin insan eti ile acıya bağımlı oldukları hatta kendilerini yedikleri iddia edildi.

Bu bilgi baştan sonra tamamen yalan. Bir insan günlerce uykusuz kalabilir. Uykusuzluktan ölen kayda geçen tek kişi biri protein hastalığından dolayı uyuyamamaktadır (Hiçbir gaz 30 gün boyunca bir insanı uyanık tutamaz) ve ölüm sebebi kendini yemek gibi fiziksel bir neden değil, sinir sistemindeki proteinlerden dolayı yaşadığı bir rahatsızlıktı.

Bu haberi, çocuklar için korku hikayeleri yazan Creepy Pasta isimli sitede 2010 yılında hikaye olarak paylaşılmıştır. Bu kadar yayılmış olmasının sebebi diğer örnekteki gibi merak uyandırıcı, ilginç ve korkutucu olmasıdır ama örümcek hikayesinden farklı olarak bir neden daha var: detaylar. Bu hikayenin orijinal metni bir hikaye için fazla detaylıdır ve kişisel görüş değil de bir bilim insanının günlüğünden alınmış gibidir. O odada bulunanları niye orada oldukları, deneyin yapıldığı yıllar, aşama aşama deneklerin geçirdiği rahatsızlıklar gibi bir ton detay verilmiş ve bir zaman sonra dinleyeni kurgu olduğu izlenimi bırakmadan inanmaya zorlamıştır.

Nasıl Kandırılmaktan Korunuruz?

Hiçbir şekilde. Yalan haberlerin inandırıcı olmasının merkezinde cehalet yatmaktadır. Ne kadar eğitimli olursanız olun, evrendeki tüm bilgiye kadir olamazsınız ve illa biri, bilmediğin bir konu hakkında bilgilendiriyorum bahanesiyle sizi yalan bir bilgiye inandırabilir.

Yapmanız gereken şey bilmediğiniz bir konu hakkında fiziksel bir tepki vermemek. Eğer sağlam bir kaynaktan teyit edemiyorsanız o bilgiyi yaymayın ya da bir olaya tanıksanız hatta olay hakkındaki kararınızda eminseniz bile kimseye sözlü yahut fiziksel şiddet uygulamamaktadır. Geçtiğimiz 10 yılda bir ton taciz-tecavüz olayı yaşandı ve birçoğu sosyal medya tarafından duyuldu, bu güzel bir şey. Fakat bir sürü tatsız olay da yaşandı. Paraya ihtiyacı olan insanların arasına dolandırıcılar, gerçek taciz mağdurları arasına ilgi çekme isteyen insanlar karıştı. Daha geçtiğimiz günlerde hiçbir suçu olmayan bir insan tecavüzcü damgası yedi ve sosyal linç mağduru oldu. Bunun bir yanlış anlaşılma olduğu ortaya çıkınca özür dilendi fakat o insan çoktan sevgilisi tarafından terk edilmiş, işinden kovulmuştu.

Bu yazının başındaki soruya gelirsek, o sorudaki şıklardaki bilgilerden hiçbiri yanlış değil, hepsi doğru. Size yalan da söylemedim. Sorudaki tek şaibeli şey sorunun kendisi. Kaynakçalı bir metinde bile, çeşitli paradokslar yaratılarak sizi kandırabilirler. Galileo’nun da dediği gibi “Kişi, bilimsel prensipleri reddederek herhangi bir paradoksu sürdürebilir.” ve biz bu paradoksa sonsuza kadar inanabiliriz.

Kaynakça: 1, 2, 3, 4