Çağımızın baş belası hastalıklarından biri haline gelen kansere yakalanan veya kanserden ölen kişi sayısı her geçen gün artmaktadır. Amerikan Kanser Topluluğu’nun yaptığı tahminlere göre 2017 yılında Amerika’da kanserden ölen kişi sayısı 600,920 iken bu sayı, henüz 2019’un 3. Çeyreğindeyken yaklaşık %1 artış ile 606,880 sayısına ulaşmıştır ve uzmanların tahminlerine göre bu rakam her geçen gün daha da artacaktır. Bu acı artışı önlemek için bilim insanları daha etkili tanı ve tedavi yolları bulmaya çalışmaktadır. Kanser tanısında kullanılan en önemli yöntemlerden biri de kütle spektrometrik yöntemlerdir.

Nedir Bu Kütle Spektrometrik Yöntem?

Kütle spektrometresi, kütle/yük mantığına dayanan bir yöntemdir, aynı zamanda cihazdır diyebiliriz. Bu yöntem, örneğin (herhangi bir doku) buharlaştırılması (genelde örneğe lazer gönderilerek yapılır) ve aynı zamanda iyonlaştırılması (manyetik veya elektrik alan uygulanır) sonucu, kütle/yük oranına göre ayrılması ile gerçekleşir ve bilgisayar üzerinden ilgili kişi oluşan grafiği yorumlar.

Kütle Spektrometrik Yöntemlerin (Cihazların) Bölümleri Nelerdir?

Örnek Girişi: Uygun kimyasallarla süslenmiş örneğin cihaza yerleştirilmesi

Vakum Kaynağı: Lazer veya başka yöntemlerle buharlaştırılan örneklerden oluşan iyonların dedektöre ulaşması için uygulanan güç

İyonlaştırma Kaynağı: Buharlaşan parçacıkları iyonlaştırmak için uygulanan elektrik veya manyetik alan

Kütle Analizörü: Mesela dedektöre varış süresine göre grafik oluşumu (dedektöre varış süresini uzatarak ağır olan iyonun daha geç varması gibi) 

Dedektör: İyonların bilgisayarda grafik oluşturması için son durak

Bilgisayar: Dedektöre gelme süresi veya gelme yönüne göre oluşan grafiklerin gözlemlenmesi

Kütle spektrometrik yöntemlerin bölümleri aşağıda şekil-1’de gösterilmektedir.

Kanser Araştırmalarında Kütle Spektrometrik Yöntemi
Şekil-1

Kütle Spektrometrik Yöntemlerin Kanserde Etkisi  

Kanserli dokularda, sağlıklı dokulara göre bazı moleküllerde değişiklikler olabilmektedir. Bilim insanları da zaten kütle spektrometrik yöntemlerle (cihazlarla) araştırılacak dokuları, moleküler düzeyde kolay bir şekilde ayırabildikleri için kanser araştırmalarında güvenilir bir yöntem olarak bu yöntemi kullanabilmektedirler. Basit bir örnekle açıklayacak olursak; sağlıklı dokudaki şeker (karbonhidrat) düzeyi ile kanserli dokudaki şeker oranı değişim gösterebilmektedir. Bilim insanları da bu tip değişimleri tespit ederek ileriki yıllar için cevher değerinde bilgi depolamakta, daha doğrusu üretmektedirler. Hatta bilim insanları ve mühendislerin her ne kadar doğrulayıcı bir haber kaynağı henüz bulunmasa da bu verileri kullanarak nefesten kanser tespiti için sensör geliştirmeye başladıkları, kulaktan kulağa yayılmaktadır.

Kim bilir bir de yapay zeka bu sistemlere entegre edilirse belki bir gün erken teşhis konmayan hasta kalmayacak diyebiliriz.

Kaynakça:

1

2

3

4