Pygmalion etkisi, ismini Yunan mitolojisindeki bir karakterden alır. Bu mite göre; bir heykeltıraş olan Pygmalion, hayalindeki kadının heykelini yapmaya karar verir. Bitirdiğinde Galatea adını verdiği heykel o kadar güzel olur ki yaşayan tüm kadınlardan daha güzeldir bu heykel. Pygmalion ise kendi yaptığı bu heykele zaman geçtikçe aşık olur ama bu aşkının bir karşılığı olması mümkün olmadığı için tarifsiz bir acı yaşar. Bir gün aşk, bereket ve güzellik tanrıçası Afrodit adına yapılan bir davette Pygmalion, güzel heykelin canlanması için adaklar adar. Evine döndüğünde heykeli öper, heykelin sıcak ve canlı olduğunu fark eder. Adakları kabul olmuştur ve o da hayalindeki kadınla evlenir.

pygmalion
Pygmalion ve heykeli Galatea

Bu mitolojik hikayede heykeltıraşın yaptığı şey, istediği şeyin gerçekleşmesi için içtenlikle inanmasıydı. İstediği şey her ne kadar zor hatta imkansız görünse de o istediği için gerçekleşebildi. Çok istedi ve beklentisi de isteğiyle aynı doğrultudaydı. Olayın can alıcı kısmı da burası aslında. Beklenti ve isteğin birbirini destekler nitelikte olması.

Kendini gerçekleştiren kehanetin ilk boyutunda sadece kişinin kendi istek, beklenti ve davranışları söz konusudur. Bununla bağlantılı olarak da günlük yaşamımızda bizler genellikle istek aşamasını geçip beklentide takılıyoruz. Daha doğrusu beklenti kısmında kendi yolumuza taş koyuyoruz. Örneğin; bir topluluk önünde konuşma yapmak. Yapmayı istiyorsunuz ama yapamayacağınızı düşünüyorsunuz. “Ben kesinlikle topluluk önünde konuşamam, kesin diyeceğim şeyleri unuturum ya da cümleleri bağlayamam.” gibi düşünceleriniz var. Herhangi bir sebeple topluluk önünde konuşma yapacağınızda bu düşünceleriniz gerçek olacaktır çünkü kendinizden beklediğiniz şey de tam olarak buydu. Beyninizi bu olumsuz duruma şartlandırdığınız için sonuç şaşırtıcı olmayacak şekilde negatifti.

Örnekteki durum için aslında 3 sonuç var. İlki, şartlar el veriyorsa hiç topluluk önünde konuşma yapmamak ki bu aslında büyük bir kaçış olarak nitelendirilebilir. İkincisi, yapmak zorunda olduğumuz konuşmaları sıkıntılı bir şekilde yapmak. Bu da insanın öncelikle kedisi için tatmin ve bir şeyleri tam anlamıyla başarma duygusuna ulaşmaya engel olacaktır. Bunun yanında, kendisi için aynı düşünceye dinleyiciler de katılacaktır.

Son ihtimal ise, yeteneklerimizin ne seviyede olduğunu fark edip o şekilde kendimizi geliştirmek için bir plan kurmaktır ki bu en sağlıklı yoldur.

Başka İnsanların İşin İçinde Olduğu Pygmalion Etkisi

Kendini gerçekleştiren kehanetin bir başka türü de bir kişinin beklentilerinin başkasının davranışlarını etkilemesidir. Çevremizdeki kişilere nasıl olmaları ve nasıl davranmaları gerektiğine dair beklentiler geliştirdiğimizde, bu süreç devreye girer. Yeni tanıştığımız kişilere yönelik samimi davranma durumumuz, onların mesafeli ve soğuk olduklarını veya dost canlısı ve sıcak olduklarını düşünmemizle oldukça ilişkilidir. Genellikle de, samimi bulmadığımız kişilere, beklentilerimiz doğrultusunda mesafeli davranırız. Sonuç olarak, onlar da bizim soğukluğumuza gücenir ve bize bu doğrultuda karşılık verirler. Böylece, onlara ilişkin beklentimiz, aslında temelde bizim kendi davranışımızla biçimlenmiş olsa da, kendini doğrulamış olur.

pygmalion etkisi

Pygmalion Etkisi Hakkındaki Önemli Bir Deney

Kendini gerçekleştiren kehanet üzerine deneyler de yapılmış. En çok dikkat çekeni ise Rosenthal’ın 18 öğretmen ve 650 öğrenci üzerinde yaptığı deneydir.

California’da bir ilköğretim okulundaki çocuklara IQ testi uygulanmış ve gerçek sonuçları sadece yetkililer biliyor ve test sonuçları birbiriyle pek fark göstermiyor. Yetkililer, rastgele çocuklar seçerek (çocuklar da gerçek test sonuçlarını bilmiyorlar) öğretmenlere bu çocukların test sonuçlarının ortalamanın üzerinde olduğunu ve ilerde başarılı olabileceklerini anlatıyor. Halbuki seçilen çocuklar ortalama seviyedeki öğrenciler.

Bir yıl sonra öğrencilere bir IQ testi daha uygulanıyor ve aslında ortalama seviyede olup, öğretmenlere yüksek seviyede oldukları söylenen öğrencilerde diğerlerine nazaran daha büyük bir gelişim olduğu gözlemleniyor. Özellikle küçük yaşlarda, öğretmenlerin öğrencilerin potansiyelleri üzerine olan düşünceleri, öğrencilere karşı davranışlarını ve yaklaşımlarını etkileyerek, çocukların daha başarılı olmasını sağladığı ortaya çıkıyor.

Öğretmenler, potansiyeli olduğunu düşündükleri çocuklara derslerde daha fazla ilgi gösterdiklerinden dolayı (özellikle olumlu geri bildirimler aldıkları için) bu öğrenciler diğerlerine göre daha fazla gelişebilmişlerdir. Tersi olarak da olumsuz geri bildirim alan öğrenciler de başarılarında bir düşüş yaşamışlardır.

Pygmalion Etkisi: Kendini Gerçekleştiren Kehanet 1

Benzer bir durum iş hayatı için de söylenebilir. Müdürünüz sizde bir potansiyel olduğunu düşündüğünde size daha çok iş verir, daha iyi yorumlar yapar veya toplantılarda daha çok söz hakkı tanır. Bu sayede kendinizi daha çok geliştirme fırsatı yakalamış olursunuz. Yine tam tersi bir durum da geçerli olabilir. İş verilmediğinde ya da söz hakkı verilmediğinde başarınızın düşmesi de muhtemeldir.

Gerek kendimiz gerekse başkalarının kendimiz üzerinde önemli ve aslında basit bir etkiye sahip oldukları çok belli bir durum. Pygmalion etkisini yani kendini gerçekleştiren kehaneti, kendinize faydalı olacak şekilde kullanmanızı diliyorum.

Kaynakça: 1, 2, 3, 4