Zor zamanlar yaşadığınızda, kendinize karşı ne kadar özenli davranabiliyorsunuz? Duygularınıza ve yaşadıklarınıza belirli bir mesafeden bakabiliyor musunuz? Peki , sevdiğiniz bir dostunuza göstereceğiniz anlayışlı tutumu, aynı durumlarda kendinize göstermeyi tercih ediyor musunuz? Çünkü evet, her şey bir tercih meselesi. Bugün bir çılgınlık yapın ve bu yazıyı okuduktan sonra kendinizi sevmeyi, anlamayı ve kabul etmeyi tercih edin. 🙂

Öz anlayış kavramı, Budist felsefeye dayanan ve aslında iki bin sene öncesinde yaşayan insanların da bizden çok da farklı kendilik anlayışı arayışında olmadığını gösteren bir kavram.

Öz Anlayış Neden Önemlidir?

Öz anlayış, bireyin kendisine yönelik destekleyici bir tavır göstermesini sağlar. Olumsuzluğun üzerinde durmaktansa mantıklı çözümler geliştirebilmeyi mümkün kılar. İçinde bulunduğu duygusal boyutta, kendisine yönelik yıkıcı eleştiriler yerine, değişim ve gelişime odaklanır. Davranış değişimi için kendi benliğini kibar ve sabırlı bir şekilde cesaretlendirerek harekete geçmeyi sağlar.

Öz anlayış, dikkatten çok motivasyonla işlevselleşir. Çünkü, duygu ve düşüncelerini öz kabule dönüştürebilen bir birey, yaşadığı zor durumlara odaklanmak yerine kendi bilincini bir dost gibi sakinleştirmeyi tercih eder. Duygularımıza ve yaşadıklarımıza belirli ve doğru bir mesafeden bakabilmek, duygusal düzenleme stratejisi de diyebileceğimiz öz anlayışla mümkündür.

Öz anlayış duygusal kaçışı değil, duygusal başa çıkmayı ifade eder. Zor durumların üstesinden gelebilmek için en etkili adımları atabilmemize fırsat verir. Bireyin kendisine yaptığı aşırı baskıdan vazgeçmesini ve olumsuz duygular hakkında yatıştırıcı bir bakış açısına sahip olmasını sağlar.

Öz anlayışın kazanılması ve yükseltilmesi, bireyin artık acı verecek durumlardan kendisini korumasını ve önlem almasını da sağlar. Bu durum, olumlu ruh sağlığı bağlamında yaşamdan daha çok doyum sağlamayı, iyi oluşu arttırmayı ve bunu devam ettirmeyi sağlayacak önleyici davranışlar geliştirilmesine neden olur.

Psikolojide öz anlayış kavramı Kristin Neff tarafından geliştirildi. Neff, öz anlayışı fonksiyonel ve sistemli olacak şekilde üç ögeye ayırdı: Öz Şefkat, Ortak Paydaşım, Bilinçli Farkındalık.

1) Öz Şefkat

Benliği, yargılamadan anlamaktır. Bireyin kendisine özenli ve sevecen davranışlarla yaklaşmasını ifade eder. Öz şefkat, kendine acımak değildir, öz yargılamaya karşı farkındalık oluşturacak davranışlarda bulunmak ve bu yönde düşünceler geliştirebilmektir. Öz şefkat bireyin ideal standartlar oluşturmasına, ilerleme ve değişim doğrultusunda kendisini yönlendirmesine fırsat verir. Öz şefkat “Nasıl hata yapabilirim?! ” düşüncesine odaklanmak yerine, iyiliği ve mutluluğu sağlamak için kendine izin vermeyi öğrenebilmektir.

2) Ortak Paydaşım

Kendi yaşamsal deneyimlerini bireysel algılamaz, diğer tüm insanların da benzer durumlar yaşayabileceğini öngörür. Bir bakıma, kendini diğer insanlardan izole etmemektir. Yaşadıklarını, evrensel nedenlerin bir sonucu olarak kabul eder. Çünkü Germer der ki: ” Bütün olaylar gelip geçici ve birbiriyle ilişkilidir. ”

Kendine İyi Davranma Sanatı: Öz Anlayış 1

3) Bilinçli Farkındalık

Olumsuz duyguları değiştirme veya bastırma yoluna gitmez. Zihinsel ve duygusal olguları net olarak görmeyi ve kabul etmeyi sağlar. Başarılı bir duygu yönetimiyle, birey kendine karşı duyarlı tutumlar oluşturur. Bu durum, öz şefkati arttırır ve kendini anlamayı yükseltir. Aşırı belirlemeci bir tutum yerine, duygularına belirli bir mesafeden bakmaya ve aslında zihinsel bir boşluk yaratarak açık düşünmeye imkan sağlar. Bilinçli Farkındalık; yaşamın en sıkıntılı ve acı veren duyguları kabul edebilmeyi sağlarken, bu zor duygu durumlarına kapılmaya ve sürüklenmeye izin vermez. Yoğun bir öz eleştiri yerine, “Bu da mı gol değil? ” der ve konuyu kapatır. 🙂

Duygusal Zeka, Empati Ve Öz Anlayış İlişkisi

Duygusal zekayı en iyi tanımlayan araştırmacılardan biri olarak Goleman, empatinin kaynağını öz bilinç olarak kabul eder. Kendi duygularımıza ne kadar açıksak diğer insanların hislerini okumaya da o kadar yakınız. Goleman, aslında öz anlayışın da getirdiği iyimserliği, zorluklara ve engellemelere rağmen hayatta her şeyin iyi gideceğine dair güçlü bir beklenti olarak tanımlar. Bu noktada, öz anlayıştan kaynaklanan iyimser tutum; bireyleri umutsuzluğa, kendi duygularına dair kayıtsızlığa ve depresyona karşı koruyan bir tavırdır.

Kaynaklar:

● Kendini Engellemenin Yordayıcıları Olarak Öz Saygı, Öz Anlayış ve Akademik Özyeterlilik/ Funda BARUTÇU YILDIRIM, Ayhan DEMİR

● ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN ÖZ-ANLAYIŞ DÜZEYLERİNİN BİLİNÇLİ FARKINDALIK KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ VE BAZI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ/ Zümra ÖZYEŞİL

● Öz-Anlayış, Yaşam Doyumu, Negatif ve Pozitif Duygu: Türk ve Diğer Ülke Üniversite Öğrencileri Arasında Bir Karşılaştırma/ M. Engin DENİZ, Coşkun ARSLAN, Zümra ÖZYEŞİL, Melek İZMİRLİ