İyileştiren şey nedir? İyileştirici güç nerededir ve nasıl kullanılabilir? Bunlar hepimizin merak ettiği, hayati derecede önem taşıyan sorulardır. Fakat, hepsinin cevabı neredeyse aynıdır. İnsanın zihinsel tutumunu değiştirmesi “iyileştirme” dir. Bu zihinsel tutum ise “bilinçaltı” dır. Peki bilinçaltı nedir?

Bilinçaltımız bir kayıt diski gibi yaşadığımız olayları kaydeder. Hayatımız boyunca gördüğümüz, duyduğumuz, deneyimlediğimiz, tanık olduğumuz tüm verileri depolar. Zihnimizde nelerin yüklü olduğunu teker teker bilmemiz imkansız çünkü oldukça geniş bir hafıza verisine sahibiz. Hayatımıza bu olumlu veya olumsuz kayıtlara göre şekil veririz. Bilinçaltının tek amacı vardır o da hayatta kalmak. Yaptığı her seçim için önce “Güvende miyim?” sorusuna olumlu yanıt almak ister bilinçaltı.
Bu anlamda da bilince göre çok farklı davranır. Bilinçaltı dünyayı bulanık olarak algılar iken bilincimiz ise, imge, sembol ve düşüncelerle algılar. Bilincimiz gördüğümüz şeyi kolaylıkla ayırt edebilir. Bilinçaltı deyip beyinden bahsetmemek olmaz tabii çünkü bilinçaltı dediğimiz şey beyinde yatan bir organizmadır.

Bilinçaltı ve beyin

Beynin katmanlarından R-Kompleks yani diğer adıyla sürüngen beyin; beynimizin kan dolaşımı, solunum sistemi, kendini koruma, üreme gibi fiziksel aksiyonlarını yöneten en ilkel (içgüdüsel) bölümüdür. Limbik sistem olarak literatüre geçen ve bilinen adıyla eski memeli beyin ise; beynin duygu üretim bölümüdür. Bu bölüm elektrotla uyarıldığında korku ve öfke gibi eski duyguları ortaya çıkartır. Beynin son ve üçüncü katmanı ise Neokorteks yani yeni memeli beyin; bilgi toplamak, bilgiyi faaliyete geçirmek, kararlarda bulunmak, fikir üretmek gibi neden-sonuç ilişkilerini değerlendirme görevini üstlenir. Sürüngen beyin ve eski memeli beyin bilinçaltını oluştururken; yeni memeli beyin ise bilincimizdir.

Kolektif HardDiskimiz: Bilinçaltı 1
Sürüngen Beyin, Eski Memeli Beyin (Limbik Sistem), Yeni Memeli Beyin (Neokorteks)

Gelelim sırada bilinçaltımızın nasıl çalıştığına. Bilinçaltımız bir kişiyi gördüğünde altı kategoride değerlendirme yapar; bu kişi.. bana şefkat gösteren biri mi, şefkat gösterebileceğim biri mi, seks yapabilir miyim, kaçmalı mıyım, boyun eğmeli miyim veya savaşmalı mıyım?

Bilinçaltı, “Bu kişi benim patronum, düşmanım, komşum, erkek arkadaşım, kuzenimin halasının oğlu” tanımlamasını yapmaz. Tanımlama bilincin işidir. Bilinçaltı sadece kendi varlığını sürdürmeye yönelik, içgüdülerine göre değerlendirme yapar. Aynı zamanda garip olan şeylerden biri, bilinçaltı için zaman kavramı yoktur. Dün, bugün, yarın yoktur. Dünkü an ile bugünkü an arasında bir ayrım yapmaz ve her şeyi “şimdi” olarak algılar. Bilinçaltımızın bu zamansızlık doğasını anlamak, bazen olaylara verdiğimiz tepkilerimizin olaya göre orantısında neden bir dengesizlik olduğunu anlamamamıza yarar.

Bilinçaltı

Gelelim bilinçaltı programlama konusuna. Bilinçaltı kayıtlarının oluşmasının nedeni eski beynimizdir. Bir insan, yetişkin bir birey olana kadar ailesinden ve çevresinden öğrendiği doğru veya yanlış inançlarla bilinçaltı kayıtları oluşturur. Bu kayıtların oluşumunda telkin önemli bir yer tutar.

Bizi ilk başta programlayan kişiler ailelerimizdir. Kendi zihinlerinde gördüklerini bize bilinçsizce dayatan onlardır, tabii ki iyi niyet adı altında şu şekilde zarar gördük; beceriksiz ne yapıyorsun sen, sakarlıkta üzerine yok, içine kapanık bir çocuksun, bizim kızımız/oğlumuz çekingendir, senden bir cacık olmaz gibi cümleler ile büyütüldük her birimiz. Bu cümlelerle büyütüldüğümüz için bilinçaltı anne-babayı haksız çıkarmak istemez, “onlar ne söylüyorsa doğrudur.” diye düşünür ve muhakeme yeteneği de gelişmediği için doğrudan kabul eder. Muhakeme, yeni memeli beyinin işidir ancak inanç haline gelmiş bu düşüncelerin farkında bile olmadığımız için sorgulamayı da bilmiyoruz.

İnançlarımız doğrultusunda yarattığımız deneyimler, zaman içinde bizim realitemizi oluşturuyor ve inançların içimizde daha da derinlere yerleşmesine neden oluyor. Bilinçli ve bilinçaltı inançlarımız hayata dair bakış açımızı şekillendiriyor. İnançlarımız bizim için köşedeki market kadar gerçek ve somuttur. Çünkü yansımalarını hayatımızda görürüz.Her birimizin, aşka, sağlığa, paraya, arkadaşlığa, hayata, insanlara güvenmeye, mutluluğa, eğlenmeye karşı olumlu ya da olumsuz inançları vardır. Düşüncelerimiz sözlerimizi, sözlerimiz duygularımızı, duygularımız ise davranışlarımızı belirler. Davranışlarımız, içsel realitemizin dışsal tezahürüdür. İnsanlar bizi niyetimizle değil davranışlarımızla değerlendirir. Biz de aynı şeyi yapmıyor muyuz? O kişiyle ilgili veri olarak niyetinden çok davranışlarını dikkate alıyoruz. Her ne kadar yanlış olsa da..

Kaynak: https://www.bilgio.net/bilincalti-nedir-bilincalti-nasil-calisir/