“Bu deneyimin ne kadar şaşırtıcı ve büyülü olduğunu açıklamak zor. Her şeyden önce, gezegenin kendisinin şaşırtıcı güzelliği ve çeşitliliği; pürüzsüz, görkemli bir tempo gibi gözüken manzaranın ötesine geçiyor.”

 -Kathryn D, NASA Astronot

Yeniden Gözden Geçirme Etkisi (The Overview Effect) Nedir?

space effect

Uzaya çıkma veya Ay’a gitme şansı elde etmiş astronotlar, Dünya’nın göründüğünden daha küçük ve muhteşem görüntüsüne hayran kalmışlardır. Bu hayranlığı Frank White, ‘The Overview Effect’ olarak tanımlamış ve bu kavramı ilk olarak The Overview Effect: Space Exploration and Human Evolution” adlı kitabında kullanmıştır. Kısacası bu, Dünya’yı belli bir mesafeden özellikle yörüngeden ya da Ay’dan seyretme ve gezegendeki her şeyin tek ve bir bütün olduğunu idrak etme tecrübesine verilen addır. Türkçeye anlamı itibariyle “Sorgulama Etkisi” veya “Yeniden Gözden Geçirme Etkisi” olarak çevrilmektedir.

Bu etki üzerinde düşündüğümüzde, Dünya’yı uzayın dışından izlemek, yaşamımızda bir şeyleri değiştirmek için bir başlangıç olabilir. Gezegenimizi siyah bir gökyüzünde görmek, sadece daha canlı ve güzel görünmesini sağlamakla kalmaz aynı zamanda Dünya ile birlik ve bağlılık duygusunu geliştirir.

1977’de fırlatılan Voyager 1 uzay aracının 1990 yılında Dünya’ya yaklaşık 6 milyar km uzaklıktan çektiği “Soluk Mavi Nokta” adlı fotoğraf için Carl Sagan‘ın kitabında yazdığı pasaj, görsellerle bile bu etkinin yaşanabileceğini göstermektedir:

“Bu uzak gözlem noktasından, Dünya pek ilgi çekici yer olarak görülmeyebilir. Ancak bizler için durum farklıdır. O noktayı tekrar değerlendirin. O burası. O yuva. O biziz. Üzerinde sevdiğiniz herkes, tanıdığınız herkes, duyduğunuz herkes ve gelmiş geçmiş tüm insanlık hayatlarını yaşadı.”

Sanat Açısından Değerlendirirsek

Yapılan bazı araştırmalar, bir görüntü hakkındaki bilginin ona karşı tepkimizi değiştirdiğini göstermiştir. Smith ve arkadaşlarının 2011’de estetik üzerine yaptıkları çalışmada katılımcıların çalışmalarında bir dizi uzay görüntüsü görmelerini ve bireylerin bir görüntüye bakmak için harcadıkları süreyi ölçmelerini istemiştir. Çalışmalarının bir bölümünde, G292-B Süpernova’nın iki versiyonunu sundular – arka planda yıldızlar ve yıldızlar olmadan-.
Bu koşulların her biri için, bir dizi resim ek açıklama yapılmaksızın sunulurken, diğerleri aşağıdaki ek açıklamalara sahipti:

with effect   without effect

“G292.0 + 1.8, galaksimizde bulunan genç bir süpernova kalıntısı. 

Bu derin Chandra görüntüsünde, 36 ışık yılı boyunca geçen ve büyük miktarlarda oksijen, neon, magnezyum, silikon ve kükürt içeren, gözle görülür biçimde ayrıntılı, hızla genişleyen bir gaz kabuğu görülmektedir. Gökbilimciler, Samanyolu’ndaki oksijen bakımından zengin olduğu bilinen sadece üç tanesinden biri olan bu Süpernova kalıntısının büyük bir yıldızın çöküşü ve patlamasıyla oluştuğuna inanırlar. Süpernovalar büyük ilgi görüyor çünkü onlar, gezegenleri ve yaşamı kurmak için gerekli olduğuna inanılan ağır elementlerin birincil kaynağıdır.”

İlginç bir şekilde araştırmacılar, görüntülerin iki versiyonu arasında zaman bakımından hiçbir fark olmadığını bulmuşlardır. Bununla birlikte, görüntü hakkında bilgi veren eşlik eden metne sahip olan katılımcılar, görüntüde yalnızca daha uzun sürmekle kalmayıp, daha çekici olarak değerlendirmişlerdir.

Görseller insanları etkilemiş olsa da, uzaya çıkıp gözlemleyen bir astronot kadar etki gösterememişlerdir. Astronotları bir bilim insanı olarak düşünürsek, yapılan bilimsel hesaplamaların etkilerini canlı bir şekilde görmek onların yaşamlarını sorgulamalarına görüntüye farklı bir hayranlık duymalarına neden olabilir.

Bir NASA Astronotu olan Sam Durrance’ın dediği gibi:

“Resimleri gördünüz ve insanların bunun hakkında konuştuğunu duydunuz. Fakat hiçbir şey sizi gerçekten neye benzediğine göre hazırlayamaz. Dünya, yörüngeden gördüğünüzde, gördüğünüz her resimden daha güzel gördüğünüzde, inanılmaz derecede güzel. Duygusal bir deneyim çünkü Dünya’dan ayrıldınız, ama aynı zamanda Dünya ile bu inanılmaz bağlantıyı daha önce hissettiğim hiçbir şey gibi hissetmiyorsunuz.”