Son günlerde sık sık gittiği etkinliklerden birindeydi yine. Öğrenciler salonu tıklım tıklım doldurmuştu hatta dışarıda kalanlar bile olmuştu. Şehrin en lüks salonlarından birinde -aslında sanat gösterileri için kullanılıyordu- yapılan bu etkinlikte neredeyse her şey çok profesyoneldi; ses sitemi, ara şarkılar, sahne, görevliler, konuşmacılar… Aralarda liseliler olsa da genel olarak akranları olan üniversite öğrencileriyle dolu salonda çoğu kişi etrafı gözler şekilde oradan oraya giderken bazıları da yer bulma telaşındaydı.

Gençlerin içindeki harekete geçme isteğini ateşlemek için yapılan -ama aslında etkisi sadece dakikalar süren- konuşmalardan sonra sonunda düzgün bilgi veren biri çıkmıştı. Ama çıkan kişi de klasik şeylerden bahsediyordu, 21. yy. yetkinliklerinden… Herkesin paylaştığı, bazılarının üşenmeyip Türkçeleştirdiği, bazılarının da çevirmediği OECD diye bir kurumdan alınan tablo vardı dev ekranda.

Kreatif-2020

Tablo 2015’te işe alımlarda gerekli olan yetkinliklerle 2020’de gerekli olan yetkinliklerin kıyaslamasıydı. Genelde herkesin gördüğü şeyleri bir de sahnedeki konuşmacı dillendirirdi; şu artık listede değil, bu artık listede, bu önemli oldu… İzleyiciyi aptal yerine koyan bu yorumlar bu defa yoktu. Bu defa, sahnede kendine olağanca güveniyle duran kişi tek bir şeyden bahsediyordu: Listede onuncu sıradan üçüncü sıraya yükselen yaratıcılıktan!

Sahnedeki kadına göre eğer milyonlarca emsalinizin önüne geçmek istiyorsanız
-ki ne yaparsanız yapın geçmek zorunda olacaksınız- onun değimiyle
“kreatif” olmanız şarttı. Kreatif olmadan yapacağınız herhangi bir işte fark yaratmanız ya da özgün olmanız mümkün değildi. Kreatif olmadan iş kuramaz, kendini binlerce rakibiniz arasından gösteremez hatta iş bulamazdınız. Peki bu kadar önemli olan kreatif ne demekti? Tam bu sorunun cevabını verecekken birden her sunumda olan oldu; slayt ilerlemedi ve hemen ardından da karardı…

Kimsenin Okumadığı O Söz…

Normal etkinlikler için bu teknik(!) problemler normaldi fakat bu koca kurumun bu koca salonunda bu profesyonellikte bir ekiple böyle basit bir sorun yaşaması çok küçük düşürücüydü. Neyse ki sorun hemen giderildi ve sahnedeki profesyonel kişi konuşmasına “Kreatif olmak demek yeni bir şeyler inşa edebilen demektir.” diye başladı. Daha sonra salondaki herkesin sunumdaki en yalın yaratıcılık tanımını okumasını istedi. Farkını bir kere daha göstermişti! Aslında herkesin okuduğunu sandığı ama kimsenin doğru düzgün okumadığı, sunumu yapanın okuması durumunda bile kimsenin dikkat etmediği durumu yıkmıştı, kişileri yönlendirerek gerçekten okumalarını sağlamıştı. En azından o dikkatlice okumuştu. Ekranda ise ünlü bir reklamcının sözü yer almaktaydı:

Yaratıcılık, bildiğiniz iki şeyi bilmediğiniz bir şekilde birbirine bağlamaktır.’’

Leo Burnett

Söz basit ve anlaşılır gibi gelse de öyle olmadığı, en azından bu kadar basit olamayacağı aşikardı. Bu yüzden iki örnekle bunu açıklamıştı sahnedeki profesyonel; ilki en bilinen Steve Jobs örneğiydi. Steve Jobs’ın okulu bıraktığı zamanlarda meraktan ötürü gittiği kaligrafi derslerinde öğrendikleriyle yıllar sonra ilk Macintosh’ların yazılımlarını ve tasarımlarını hazırlarken diğer bilgisayar ve sektör bilgisiyle birlikte ortaya harika ürünler çıkarmıştı.

Diğer örnekse bir Türk’tendi: Refik Anadol. Dünya çapında ses getiren çalışmalara imza atan genç sanatçı ise teknoloji ve sanatı birleştiriyordu. Arşiv rüyası, eriyen hatıralar gibi çok ilginç ve farklı deneyimlere imza atıp bir nevi geleceğin sanatını oluşturuyordu…

Kendine güvenini kanıtlama ihtiyacı olmayan bu farklı kadın kısaca birkaç açıklamada daha bulunmuş ve kreatif olmanın önemini defalarca aktarmıştı. Etkinlik bitmiş yolda tek başına yürüyorken son sunumun vurucu etkisiyle kreatiflik üzerine düşünmeden edemiyordu. Herkesin sırf ilgi çekiyor diye yapay zekalar, robotlar işlerimizi alacak diye bağırdığı dönemde bu konuşmacı eğer kreatif olunursa kişilerin hep bahsedilen büyük vasıfsız sınıflarda yer almayacağını haykırıyordu. 

Yaratıcılığın noktaların birleştirilmesiyle, noktaların ise bilgiyle, öğrenmeyle, okumakla, gezmekle, farklı deneyimlerle olacağından bahsetmişti kreatif konuşmacı. Son olarak ise yine aynı ünlü girişimciden alıntı yaparak bitirmişti efsane konuşmayı: 

Noktaları ileriye bakarak birleştiremezsiniz, onları sadece geriye baktığınızda birleştirebilirsiniz. 

Steve Jobs

Bu son sözü açıklamamıştı, bu da bilerekti muhtemelen. Koca salonda belki birkaç kişi üzerine düşünür diye umut etmişti belki de. Bilmiyordu ki zaten o salondaki bazı gençler üzerine düşünüp yazılar bile yazmıştı…

Steve Jobs’tan Bir Öğüt: Noktaları Birleştir! 🎙