Yüzlerce yıldır insanlar kıyametin yakın olduğunu, insanların günahlarından arınamadığı için helak olacağını söylüyor ama kitlesel yıkım hiç bu kadar yakın olmamıştı. Bunu bize söyleyen inanışlar ya da dinler değil, bilim. Küresel ısınmayı artık hepimiz gözlemleyebiliyoruz. Her yaz daha sıcak oluyor, meyve ve sebze fiyatları daha da yükseliyor. Farkında değiliz ama yemek için isyanlar ve yıkım başladı bile. Mesela son 10 yıldır Orta Doğu’yu kana bulayan Arap Baharı ilk başladığında, bunun sebebi, dengesiz hava şartları yüzünden meyve ile sebzelerin tarlalarda çürümesi ve buna bağlı olarak besin fiyatlarının yükselmesiydi. Küresel ısınma kaynaklı kıyamet hiç olmadığı kadar yakın, bu yüzden küresel ısınmayı durdurmak için gereken çabayı göstermezsek ne olacağından bahsetmek istiyorum.

Küresel Isınmanın Sosyal Yapıya Etkileri

küresel
İklim Sorunları ile Başlayan Arap Baharı’nın Etki Alanı


Artık neredeyse hepimiz buzulların eridiğini biliyoruz ama bu konuyu tam idrak edebilmiş değiliz. Buzullar erirse şehirler sular altında mı kalacak, olsun ben Yozgat’da yaşıyorum, diyebiliyor insanlar. Emin olun şehirlere birkaç metre su basması başımıza gelecek en iyi şeylerden biri. Değişen su yükseltisiyle birlikte hava olayları değişecek, bu da nehirlerin akış rejimini değiştirecek. İnsanların tüm tarımı bu akış rejimlerine bağlı olduğu için muhtemelen tarım sistemleri aksayacak.

Ayrıca değişen su yükseltisi su kaynaklarını da etkileyecek ve içme suyu fiyatları yükselecek. Buraya kadar olan kısmı belki binlerce kez duymuşsunuzdur peki ya sonrası? Temel gıda fiyatları yükselmeye başlayacak. Yükselen fiyatlar ekonomileri sarsacak ve bu yüzden halklar gittikçe fakirleşecek. Tarihte değişmeyen gerçeklerden biri, fakirleşen halkların isyan riskinin arttığıdır. Tabi ki bu, her yerde isyanlar çıkacağı anlamına gelmiyor ama özellikle fakir ülkeler ve gelişmekten olan ülkelerde tansiyon yükselecektir.

Banane Tayland veya Arjantin’deki huzursuzluktan diyebilirsiniz, haklısınız. Peki, şu açıdan yaklaşalım. Çoğu gelişmiş ülke, iş gücü ihtiyacını ve kenevir, egzotik hayvan zehirleri gibi tıp ile kimya sektörü için inanılmaz önemli ihtiyaçlarını bu gelişmekte olan ülkelerden sağlıyor. Eğer bu kaynaklara ulaşmak, ülkelerin iç karışıkları yüzünden zorlaşırsa bu anında ilaç fiyatlarına yansıyacaktır. Dünyadaki en büyük sektörlerden biri olan kimya sektörünün sarsılması, bir ekonomik krize sebebiyet verebilir. Bir anda tüm Dünya’da sıkıntı yaşanmaya başlayacak.

Şimdi asıl konuya dönersek bu bahsi geçen durumlar, gelecekte olacak şeyler değil, olmuş olanlar. Kimya sektörü şu an bu krizi yaşamaya çok yakın. Bu duruma örnek olarak ilaç devi Bayer’in, tepki çekeceğini bilmesine rağmen, genetiği değiştirilmiş gıda konusunda uzman olan Monsanto’yu satın alması bence örnek verilebilir. Çünkü buna ihtiyaçları var, daha fazla kaynağa ihtiyaçları var.

Dahası bizim ülkemizde bile şu anda bu etkiler hissediliyor. Temel besin kaynağı olan buğdayın üretimi son 10 yılda %10 azaldı, üstelik bu sırada Türkiye nüfusu %10’da daha fazla arttı. Birtakım insanlar bunun sebebini göçmenlere bağlayabilir ya da siyasi nedenlere ama göçmen nüfusu dahil edilmediğinde bile aradaki fark çok fazla ve benzer rakamlar tüm dünyada gözleniyor. Bu durum genellikle politik durumlara bağlansa da biraz derine inildiğinde de politik sebepler de besin temelli.

Mesela ülkemizin doğu illerindeki karışıklığın başlama sebeplerinden biri 1980’de yapılan BBC raporunun iddiasına göre, o bölgedeki iklimin etkisinden dolayı bölge halkının ekonomik olarak toparlanamaması ve buna bağlı olarak bölgede tansiyonun artmasıymış. Vaktinde dünyanın en verimli arazisi olan Bereketli Hilal, bugün genellikle siyasi kaynaklı olan savaşlarla boğuşsa da, derinlemesine incelendiğinde konu, zayıflayan ekonomi ve iklim etkisinde bağlanıyor.

Dünya’nın öbür ucuna, Amerika’ya, bakarsak da, batı kıyısındaki bölgeler yaklaşık 15 yıldır kuraklığın pençesinde ve insanlar uçaklarla havaya gümüş gibi maddeler saçıp yağmur yağdırmaya çalışıyor. Avrupa’nın en verimli tahıl üreticisi olan ve tarım konusunda en gelişmiş teknolojilerin geliştiricisi olan Hollanda bile tehdit altında. Çünkü tarım arazileri sel riski altında. Değişen iklimden dolayı Yemen’de böcek akınları boy gösterdi ve bu ülkedeki ekinleri tehlikeye sokuyor.

küresel
Bulut Tohumlama Metodu

Duyarsızlık

İnsanlar küresel bir kıyımın tüm insanlığı yok edeceğini düşünüyor ama küresel ısınma herkese eşit davranmayacak. Tüm kaynaklar bir anda buharlaşmayacak, ilk aşamada değişen şey fiyatlar olacak, oluyor. Açlıktan ölenlerin sayısı artarken fakirler ve orta kesim yavaş yavaş yok olmaya başlayacak ama maddi durumu iyi olan çoğu insan en azından ilk aşamada daha az etkilenecek. Bunun farkındalar. Bu yüzden büyük firmalar ve duyarlılık seviyesi yeterince gelişmemiş.

Türkiye gibi ülkeler küresel ısınmayı umursamadan ilerlemeye devam ediyor. Hollanda belli miktardaki ekin için 8 litre su harcarken, Türkiye aynı miktar için 150 litrenin üstünde su harcıyor. Türkiye dahil birçok ülke küresel ısınmaya karşı bir ton antlaşma imzaladı ama bunlar uygulanmıyor. Çin bir yandan Dünya’nın en büyük yenilenebilir enerji atılımlarından birini gerçekleştiriyor, diğer yandan ucuz plastik üretimi için tonlarca kimyasal atık bırakıyor. 

Yapmamız Gerekenler

küresel
Amazon Ormanı 2019 Ağustos Ayı Yangın Haritası


Bu konuda duyarlı olmamız gerekiyor. Hala bunu durdurabiliriz ama acele etmemiz gerekiyor. 2030’lu yıllarda artık bu durum, durdurulamayacak seviyeye gelebilir. İnsanlar bir şeyler yapıyor ama dahası lazım. Sadece musluğunuzu kapatarak durdurulabilecek bir şey değil artık bu ama hala basit şeyler yaparak büyük etkiler yapabilirsiniz.

Mesela olabildiğince az çocuk sahibi olun ya da et tüketiminizi olabildiğinde azaltın. Sadece et yemeği bırakarak doğaya verdiğiniz zararı %36 azaltabilirsiniz, bunu et yiyen ama bunu artık olabildiğince az yapmaya çalışan biri olarak söylüyorum. Dünya’da suyumuzu en çok tüketen şey hayvancılık, neredeyse dünyadaki temiz suyun %50 hayvancılık için harcanıyor. Ayrıca küresel ısınmaya karşı bir kamuoyu oluşturmak da çok önemli.

Mesela artan tepkiden ve küresel ısınma riskinden dolayı Avrupa Yatırım Bankası, fosil yakıt yatırımlarına kredi sağlamayacağını bildirdi. Dünya’nın çeşitli yerlerinde şehirlerde iklim kaynaklı acil durumlar ilan ediliyor. Bunu durdurabiliriz. Yapmamız gereken tek şey, doğaya aldığımızdan fazla vermek ve doğa ile uyum içinde yaşamak.


Bu haftaki yazımı okuduğunuz için teşekkürler. Kendisi her ne kadar fark etmese de bu konu hakkında beni bilgilendiren ve duyarlandıran, sanatçı Can Temiz’e teşekkür ederim.

Kaynak:
https://sites.psu.edu/skf5159revisedblogs/2016/05/03/water-sustainability-and-animal-agriculture/