Bilirsiniz kitaplar birer gezegen, bölümleri birer ülke, paragrafları birer şehir, kelimelerin her biri ise kaybolmaya müsait birer sokaktır. Peki ya kütüphaneler? Kitaplara yuva bizlere ise birer saklı kenttir. İçinde kaybolmanın müsait olduğu kütüphaneler, bünyesinde binlerce kitabı barındırmaktadır.

Öyleyse kütüphanelerden söz edelim..

Kitapların Serüveninde Kütüphaneler

Dünyanın en güzel ve en büyük kütüphanelerinden biri olan, işleme ve resim detayları ile büyüleyici etkiye sahip olan Klementinum Kütüphanesi Prag’da yer almaktadır. Kütüphane bünyesinde on binlerce kitabı barındırırken, büyüklüğü ve eski olması itibari ile de birçok eski bilgiyi kitaplarında taşımaktadır.

Hepimiz yiyecek otomatlarını az çok biliriz. Peki ya kitap otomatlarından kimler haberdar? İnsanların karnı acıktığında yiyeceğe ihtiyaç duyduğu kadar, ruhu acıktığında da kitaba ihtiyaç duyduğunu bilen birileri varmış demek ki. Öyle ya ihtiyaçlar talebi, talep ise arzı etkiler(!)

Kitapların Serüveninde Kütüphaneler

Peki Türkiye’nin En İyi Kütüphanesi Hangisidir?

Tarihi geçmişi, büyüklüğü, ihtişamı ile değil belki ama köy köy, kasaba kasaba dolaşarak yanındaki eşeğin semerine yüklediği kitaplar ile çocukların hayal dünyasını süsleyen Mustafa Güzelgöz namı diğer ‘Eşekli kütüphaneci’, Ürgüp’te insanlar tarafından oldukça iyi bilinir hatta geleceği gün iple çekilirdi. Kendisi bir kütüphane çalışanı olan Mustafa Güzelgöz ‘ Kitaba kütüphanede herkes ulaşabilir, ben ulaşamayanlara köprü olacağım.’ der ve böylece bu yola koyulur. 1950’lerin trendiydi belki de(!)

Kitapların Serüveninde Kütüphaneler

Türkiye’nin Sahip Olduğu Kıymetli Kütüphaneler

Atatürk Kitaplığı; 350 bin civarında kitabı bünyesinde barındıran 1924 kurumlu bu kütüphane, 10 bin civarında harita ve kartpostalı da koleksiyonları arasında taşımaktadır.

Milli Kütüphane; Bir kütüphane düşünün 2 milyonu aşkın eseri, onlarca ressamın tablosunu, koleksiyonu yapılan taş, pul, para gibi maddeleri 1946’dan itibaren muhafaza etsin.

Alman Arkeoloji Enstitüsü Kütüphanesi; 1989’dan beri eski Alman Konsolosluğunun dönüştürdüğü binada faaliyet gösteren bu kütüphane kitapların yanı sıra adından da anlaşılacağı üzere birçok araştırma bulgusunu bünyesinde barındırmaktadır.

Süleymaniye Kütüphanesi; Külliye olarak 1918 yılında kurulan bu kütüphanede 80 bin civarında el yazması eser yer almaktadır. Bunun yanı sıra tıpa dair eserlerinde yer aldığı bu kütüphane araştırmacılar için koca bir okyanustur.

Yüzyıllarca korunup günümüze ulaşmış olan bu eserler halen korunmaya devam ediyorsa saklı kentlerin muhafızlığından ötürüdür. Eşekli Kütüphaneci bir sözünde ‘İnsanlar ölür, ölmeyen bir şey varsa o da kitaptır.’ der. Öyle ya onun da hayatı Fakir Baykurt’un kaleminde yazıya döküldü. Yine onun dediği oldu ve kitaplar onun da hikayesini bize taşıdı. Yoksa bilebilir miydik?