Roberto Benigni yapımı, efsane oyunculuklarla devleşen, savaşın, yıkıcılığının, umudun naif dokunuşuyla birleştiği eşsiz film, çeviri ismiyle Hayat Güzeldir. 2. Dünya Savaşı’nı anlatan bir dönem filmi olmasına karşın bunu apaçık şekilde değil alt notalarla destekleyerek yapıyor. Birçok duyguyu vermek isteyen film farklı temaları yansıtarak bunu yapıyor aslında. Film ne gibi ironiler barındırıyor? Filmde umut ve yıkıcılığın zıtlığı nasıl karşımıza çıkıyor? Bu denli farklı duygular izleyiciye nasıl başarıyla ulaşabiliyor?

la vita é bella

İki Ayrı Film İzlemek Misali

Filmin ilk yarısında ana karakter Guido’nun hayat deneyimlerini, aşkını arayıp buluşunu, o tatlı naifliği görüyoruz. Havada umut kokusu var sanki. Gelmekte olan savaş izleyiciye alttan alttan dokunduruluyor, detaylar ile. Hayattaki küçük detayların ne kadar etkili olabileceğini, mutluluğa ulaşmanın aslında ne kadar basit olabileceğini görüyoruz. İkinci yarısında renkler soluklaşıyor, hava bozuyor ve savaş başlıyor. Savaşı işleyen bir film fakat benzerlerinden farklı bir yol çizerek dramı, acıyı gözümüze sokmuyor. Filmin ilk yarısında olduğu gibi kötülük de ince detaylarla ve göze sokulmadan işleniyor. İnce detayların barındırılması filmin etkileyiciliğinden bir şey götürmüyor elbette. İnsanı kendinden utandıran o zulüm ve acı, ana karakterin naifliğinin yanında iyice vurgulanıyor sanki. Tezatlıklar burada da birbirini güçlendiriyor. Zaten acı da, zulüm de, umut da, neşe de insandan çıkma değil mi? Bu film insanı, insanlığın türlü noktalarıyla vurduğu için bu kadar etkileyici fikrimce.

la vita é bella

Barındırılan İroniler, İnce Vuruşlar, Vurgular…

Filmde savaşın yıkıcılığı işlenirken aynı zamanda çocuğun sözde oyunlarında ulaşmak istediği ödülün “tank” olması bana çok ironik gelmiştir. Savaşa ve savaş aletlerine olan ilgi burada bile varsa, dünya da hep bu döngüde dönecekmiş gibi… Ödülün ironikliğini bir kenara bırakırsak babanın savaşı oyunlaştırma taktiği oldukça ilgi çekici.  Ana karakter naifliğinden bir şey kaybetmeyerek, zor koşullarda, sonuna kadar elinden gelen en pozitif tutumu sergiliyor. Bu bile, o zor koşullar göz önüne alındığında yeterince etkileyici. Maalesef ki bozguna uğramaya alıştığımız, negatiflikle iç içe olduğumuz bu dönemin asık suratları insanlarından biri olarak bu tutum beni oldukça etkiliyor. Ne çabuk üzülüyor ve düşüyoruz değil mi? Meselenin içinde bulunduğunuz koşullar değil, bakış açınız olduğunu gösteriyor bize. Her insanın her izleyişinde farklı bir şey bulacağı bu benzersiz filmi izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Umudunuzu ne olursa olsun kaybetmediğiniz günler dileğiyle!