Yeni aldığınız bisikletin zincirinin sürekli olarak attığını hayal edin. Sinir bozucu, öyle değil mi? Bir de bunun üstüne gittiğiniz tamirci, sizi problemin çözülemeyeceği hakkında bilgilendiriyor diyelim. Problem çözülemez çünkü zincirin neden attığı ile alakalı bir sebep yoktur ortada, problemin kaynaklandığı bir neden yoktur yani.

İşte Leibniz’in yeterli sebep ilkesi, böyle bir açıklama yapılması durumunda devreye girer ve tamircinin iddiasının yanlış olmasını gerektirir: “Hiçbir olgu veya açıklama, neden böyle olup da başka türlü olmadığı konusunda yeterli sebep sunulmadığı sürece geçerli olamaz.” Yeterli sebep ilkesine göre, açıklanamayan olgular ve sebepsiz yere gerçekleşen olaylardan bahsedilemez; neden doğru olduklarına dair yeterli sebep sunulmadığı sürece hiçbir iddia ve inanç doğru değildir.

Leibniz ’in Yeterli Sebep İlkesi

Yeterli sebep ilkesinin en ünlü savunucusu olan Leibniz’in yanı sıra onun öncülleri olan Parmenides, Arşimed, Spinoza gibi isimlerde ilkenin çeşitli formlarını savunmuşlardır. İlkenin bilinen ilk kullanımı ise M.Ö. 547’de Anaximander’e kadar uzanır.

Leibniz

Leibniz, Yeterli sebep ilkesinden ilk defa şu pasajda bahseder : ”… gerçeklik kanıtlardadır… apriori bir kanıt veya bir olgunun neden doğru olduğu konusunda bir sebep sunmak bu konuda hiçbir varsayıma sahip olmamaktan çok daha iyidir. Bu, hiçbir şey sebepsiz yere meydana gelmez ve açıklamasız hiçbir kavram yoktur anlamına gelir.”

Leibniz’in bu açıklamasının yanı sıra, yapılan araştırmalar şöyle bir açıklamayı da kabul etmiş olabileceğini göstermektedir : “Bütün açıklamalarda bir özne ve eylem  bulunur. Örneğin ‘Carl Sagan Mars’a gitti.’ Bu açıklamada özne Carl, eylem ise Mars’a gidilmesidir. Leibniz gerçekliği yansıtan bütün ‘doğru’ açıklamalarda eylemin özneye ait olması gerektiğini iddia eder. Dolayısıyla yukarıdaki ifade doğru olarak kabul edilebilir. Ancak bu ifade doğru olmasına karşın gerekli bir hakikati de yansıtmaz; Carl Sagan Mars’a gitmemiş de olabilirdi. Yani, Carl’ın eylemi koşullu bir gerçeği yansıtır; doğru, fakat yanlış da olabilirdi. Şimdi de gerekli gerçeklik durumuna bir örnek verelim: ‘Bekar olan Carl henüz evlenmedi’. Bu ifadede eylemin özneye neden ait olduğu oldukça açık bir şekilde anlaşılabilmektedir, neticede bekar olmak için evlenmemiş olmak gerekir. Diğer taraftan Mars’a gitmek nasıl tek başına Carl’a ait olabilir ki? Ortada bir sebep bulunmalıdır.” İşte, Leibniz’in yeterli sebep ilkesi budur.

İlkenin Kullanım Alanları

Başlangıç noktası yeterli sebep ilkesi olan birçok felsefi çıkarım bulunmaktadır. Bunlar arasında en çok bilinenlerden birisi de Leibniz’in Tanrı’nın varlığını kanıtlamak için ortaya koyduğu ontolojik çıkarımıdır. Bisiklet örneğine geri dönelim, diyelim ki zincirin sürekli atmasının sebebi yanlış hizalanmış çarklardır. Fakat bu sorunu çözmek yeni bir soruya sebep olacaktır: çarklar neden yanlış hizalanmıştır? Bu durum böylece devam edebilir. Koşullu bir gerçeği bir başka koşullu gerçekle açıklama girişimi bizi sonsuz bir soru zinciriyle karşı karşıya getirme potansiyeli taşır.

Bu tarz bir soru zinciri; cevabı yeni sorular doğuran bir akış, yeterli sebep ilkesinin de ihlali demektir. İlkenin ihlal edilmemesi için bu sonsuz döngüyü kırabilecek nitelikte bir sebebe ihtiyaç vardır. Leibniz de bu noktadan yola çıkarak sebeplerin en sonunda zorunlu bir varlığa dayanması gerektiğini iddia etmiştir. Bu varlık Leibniz’e göre Tanrı’dan başkası değildi. Bunun yanı sıra Leibniz, yeterli sebep ilkesini Newton’un mutlak uzay-zaman modellemesinin reddi için de kullanmıştı.

hayvan
kök

Yeterli sebep ilkesi, Leibniz’in ölümünün ardından Wolff ve Schopenhauer gibi filozaflar tarafından desteklenmeye devam edildi, ancak ilke üzerinde bir fikir birliğine de hiçbir zaman varılamadı. Bu durum çağdaş filozaflar için yaşayan bir endişe olmaya devam etmektedir. Yazıyı sona erdirmeden önce kısaca özetlemek gerekirse, yeterli sebep ilkesi kendini daha fazla açıklamanın imkansız olduğu bir noktada bulmadığın sürece, her zaman bir açıklama ara diyen bir rehber olarak kabul edilebilir.

Yararlanılan Kaynaklar:

  1. Dünya Neden Var?-Jim Holt
  2. Leibniz’s Philosophy Summary
  3. Principle of Sufficient Reason