İnsan beyninin, olağanüstü gücünün yanı sıra anlaşılması zor ve tuhaf olan birçok özelliği de vardır. Lima sendromu da bunlardan biri ve kendisine aşina sayılırız aslında. Lima sendromunda, Stockholm sendromundaki gibi rehine ile rehin alan bireyler arasında empati ve duygusal hisler gözlemleniyor.

Bu durumun farkı ise rehin alan kişinin, rehineye duyduğu pozitif hisler. Rehin alan kişi ,tutsak acıktıysa ona yemek getiriyor hastaysa ona ilaç verip onunla ilgileniyor, yaralıysa tıpkı hasta bakıcısı gibi pansuman yapıyor. Rehin alan kişinin acımasız ve hissiz olduğunu düşünürken rehineye karşı korumacı ve anlayışlı hisleri bize oldukça mantıksız gelebilir. Gelin bu durumu daha yakından tanıyalım.

Lima Sendromu Nedir?

Bilinen İlk Lima Sendromu

Terim, 17 Aralık 1996 yılında Peru’nun başkenti Lima Japon Büyükelçiliğinde vuku bulan bir rehin alma hikayesinden dolayı “Lima Sendromu” olarak biliniyor. Tupac Amaru Devrimsel Hareketi, birkaç gün boyunca önemli diplomatların, devlet ve askeri çalışanlarının Japon Büyükelçiliğindeki bir parti sırasında kaçırılması ile başlamış ve öldürülmeleri gerekirken olay çok başka bir yere gitmiştir.

Lima Sendromu Nedir?
Tupac Amaru Devrimsel Hareketi Üyelerinin Simgesi

Olay sırasında bazı rehinelere sempati beslendiği ve liderin onlarla filozofik ve ekonomik sohbetler etmeye çalışıp onların görüşlerini yorumlamaya başladığı söylenmiş. Grup lideri yüzlerce rehineyi kendi isteğiyle bırakmıştır. Geri kalanlar ise Nisan 1997’de Başkan Alberto Fujimori’nin emri altındaki silahlı kuvvetlerin malikaneye saldırısıyla, bütün rehinelerden sadece biri ve on dört MRTA militanı öldürülmesiyle sonuçlandı.

Lima Sendromunun Belirtileri

Stockholmun tam tersi olan bu vakada olay, rehin alan kişinin rehin tutulan kişiyle duygusal bir bağ kurmasıdır. Rehinenin ihtiyaçlarını gözetip ona iyi bakmaya çalışan suçlu, bağlamdan koparak onu serbest bırakmaya bile karar verebilir. Bu sırada şu tarz davranışlar gözlemlenebilir:

1) Rehin alan kişinin rehineye zarar vermekten kaçınması ve onunla empati kurması

2) Rehin alan bireyin kurbanın fiziksel ve ruhsal sağlığı hakkında endişelenmesi

3) Suçlunun kurbanla kurduğu diyaloglarda özel hayatı ile ilgili bilgiler paylaşması

4) Kurbana “Sana zarar vermeyeceğim.” ya da “Seni koruyacağım.” manasında sözler vermesi

5) Bazı vakalarda görüldüğü üzere suçluların kurbanlardan romantik anlamda etkilenmesi

6) Son olarak rehineleri özgür bırakmak istemeleri

Suçlular Niçin Böyle Tepkiler Veriyorlar?

Bu tarz nadir rastlanan vakalar, bizlere mantıklı gelmese de rehin alan kişilerin deli olduklarını göstermez. Karmaşık durumların içinde bulundukları için kendileriyle verdikleri bir savaşın içinde olmaları kuvvetle muhtemel. Bu durumu tetikleyebilecek bazı nedenler şunlardır:

1) Suçlunun daha önceden tecrübesinin olmaması

2) Kaçırılma olayının gerçekleşme şekline katılmaması ancak bir grubun içinde yer alması

3) Olağanüstü koşullar ya da ihtiyaçlar, ruhsal sorunlar ve büyük finansal ihtiyaçlar yüzünden bu işi yapması

4) Fidyecinin ciddi manada birini incitecek yapıda olmaması

5) Rehin durumundan sağ çıkamayacaklarını düşünmesi vb.

Kaçırılmadan Arkadaşlığa

19 Ekim 1986 Hindistan’da 19 yaşındaki Athar Hameed Khan, teyzesi ile otobüs seyehatindeyken eli silahlı ve kılıçlı insanlar tarafından zengin göründüğü için kaçırılan, bir iş adamı ve 4 çocuktan biri. Khan, kaçıranlarla birlikte bir ay kaldı. Uttar Pradesh Qaimganj’daki Ganga nehir yatağı boyunca uzun boylu bambu otlarının arasında gizli tutuldu. Kaçıranlarla her gece kilometrelerce yürürdü ve ailesini tekrar görmek için hayatta olup olmayacağından endişe ederdi.

Lima Sendromu Nedir?
50 yaşındaki Athar Hameed Khan

Etkili bir siyasi ailede doğan Khan, aradan yıllar geçmesine rağmen onu kaçıran insanların oldukça “İyi” olduklarını, gerekmedikçe ellerini bağlamadıklarını, dövmediklerini aksine çok saygılı olduklarını söyledi. Suçluların ona asla kötü sözler söylemeyip aç bırakmaması genel rehineci tutumuna epey aykırı. Bayağı iyi eğitimli biri olan Khan, 19 yaşındayken onu kaçıranların mali hesaplarını yönetmelerinde de yardımcı olmuş.

Khan aslında fidyecilerin onu kaçırmak için orada olmadıklarını, şanslarını denediklerini söyledi. Ailesinin bölgede oldukça etkili bir aile olduklarını öğrendikten sonra da ona iyi davranmaya ve korumaya devam ettiklerini, kendisinin de onlar için köri soslu tavuk pişirdiğinden bahsetti. Olaydan 2 hafta sonra fidyesini alıp kaçırdıkları 3 çocuk ve iş adamını serbest bıraktılar ancak Khan onlarla kalmaya devam etti.

Fidyecilerden biri, zaman Khan için daha çabuk geçsin diye ona bir roman bile getirmiş. Yaşlıların gençlere para verdikleri bir gelenekten ötürü ayrılırken Khan’a 100 Rupi vermiş ve onu kucaklamışlar. Suçluluk psikolojisini ise şu sözleriyle açıklamış “Bu olayla, suçluların bile bizim gibi insanlar olduğunu fark ettim. Çaresizlik, zorluklar ve bazen kendilerine işlenen acımasızlıklardan intikam almak için yanlış yollar buluyorlar. ”

1 ay sonunda 25.000 Rupi karşılığında evine dönen Khan, onu kaçıranlara karşı hiçbir kötü his beslemediğini ve 2 kez liderleriyle karşılaşıp eski günlerden bahsettiklerini söyledi.

Kaynakça ve İleri Okuma:

1, 2, 3

Editör: İpek LOMLU