42 km’lik mesafesi ile Maraton ve 100 km’lik mesafesi ile Ultra Maraton, koşu sporlarının en uzun mesafeli yarışlarıdır. Maraton yarışlarını izlerken, kimin kazanıp kazanmayacağına, kimin daha dayanıklı olacağına, kimlerin madalya alacağına dair tahminlerde bulunuyorum. Ben onları izlerken bunları düşünüyorum. Peki, onlar koşarken neler düşünüyorlar? Bu sizin de merak ettiğiniz bir soru ise cevabını bulabileceğiniz bir yazı yazdım.

Uzun mesafe koşucusu değilseniz sizin için koşmanın kelime karşılığı adımlarını geniş ve sık, çok hızlı, birbiri ardınca atarak ileriye doğru hızla gitmektir. Ama koşmak, bir maratoncu için çok başka anlamlar ifade eder. Siz koşarken istediğiniz zaman temponuzu yavaşlatabilir, istediğiniz zaman dinlenebilir ve istediğiniz zaman durabilirsiniz. Bu yüzden hiçbir zaman tam olarak koşmuş sayılmazsınız. Ama bunu profesyonel olarak yapan insanlar bunun için yıllarını verirler ve her gün süre tutarak yapılan antrenmanlar ile yarış için hazırlanırlar. Sadece fiziksel olarak değil ayrıca zihinsel olarak da en iyisini vermek durumundadırlar.

Maraton

Maraton Koşucular Koşarken Ne Düşünüyorlar?

Uzun mesafeli yarışlarda en çok yapılan şey kendi kendine konuşmadır. Motive edici sözlerle yarış içerisinde kendilerini en iyiye odaklarlar. Öz güveni sağlamak için koşarken kendi kendine söylenen sözler ve cümleler odaklanmayı geliştirerek koşucuyu üst seviyeye taşır. Motive edici iç konuşma bilindiğinden daha büyük bir etkiye sahiptir. Motive edici iç konuşma, dayanaklılık sınırını arttırarak ulaşmak istediği hedefe daha kolay varmasını sağlar. Herkesin kendini motive etmek için konuşmaları farklıdır. Biri için anlamsız sözler başkası için en iyi motive olma yoludur.

Düşünce gücünün ne kadar önemli olduğunu bilmek zıttı için de geçerlidir. Olumsuz düşünceler hareketlerinde yavaşlamaya neden olacağı gibi, pes etmelerine de sebep olabilir. Yavaşlamalarını ve durmalarını söyleyen iç sesle de baş ederek olumlu düşünmeleri çok önemlidir. Olumsuz dürtüler ile başa çıkmak tempolarının sürekliliği için çok yararlı olacaktır. Bu yüzden en iyisini vermek gerektiğini düşünürler. Ulaşmak istedikleri hedef doğrultusunda motive olmaları gerektiklerini bilir, bunun için olumlu şeyler düşünmeye odaklanırlar. Kendilerine “Bunu yapabilirim.”, “Çok iyi gidiyorum.” , “Daha önce de yaptın yine yapabilirsin.”, “Çok çalıştın şimdi bunu elde edebilirsin” gibi cümleler ile moral verme gayretinde bulunurlar.

Profesyonel koşucuların çoğu odaklanmayı artırmak için zihinsel kapsamda parçalara bölme işlemini uygularlar. Kilometreyi veya zamanı parçalara ayırarak hedef noktası edinirler. İlerledikleri hızın onları hedeflerine ulaştırıp ulaştırmayacağı, enerjilerinin yüzde kaçta olduğu, sahip olduğu enerji ile tempolarını yükseltip yükseltmeyeceğini, mental olarak ne kadar uzun süre koşabileceklerini düşünürler. Profesyonel koşucular tahmin edilebileceği gibi birçok konu hakkında düşünmezler. Yani bizim gibi geçmiş olaylar ve gelecekteki olabilecek hadiseler veya durumlar üzerinde kendilerini sorgulamazlar. İşin ehli oldukları için koşarken azami dikkat gösterirler. Yani her şeyi bir kenara bırakıp, başarıyı düşünürler.

Koşucular hareket tekniklerini düşünseler de bunu her zaman yapmazlar. Hedef temposunu korumaları gerektiğini göz önünde bulundurarak, bitiş çizgisine yaklaştıkça daha ne kadar hızlı gitme ihtiyacı olduğunu düşünürler.


Maraton
Eliud Kipchoge

Kenyalı atlet Eliud Kipchoge, 42 kilometrelik maratona katılan 34 yaşındaki Kipchoge, yarışı 1 saat 59 dakika 40 saniye içinde ilk sırada tamamlayarak iki saatin altında yarışı bitiren ilk sporcu oldu. Bazı sorunlardan dolayı  Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği (IAAF) tarafından resmi dünya rekoru sayılmamasına rağmen yine de rekor kırarak tarihe geçti. Resmi sonuçlarda da 42 km olan Berlin Maratonu’nu, 2 saat 1 dakika 39 saniyede tamamlayan Kenyalı atlet Eliud Kipchoge dünya rekoru kırdı. Kipchoege ” Zihinsel kondisyon yarış sırasında çok büyük rol oynar. Zihninize söz geçiremezseniz zihniniz size hükmeder.” demiş.

Onların düşündükleri tek şey yarış içerisindeki hedefleri. Nefes alış veriş hızlarının nasıl olması gerektiği, hız-mesafe ayarlamalarının hedefleri doğrultusunda olup olmadıkları, tempolarının onlar için ne kadar yeterli oldukları gibi durumlar hakkında kafa yorarlar.

Merak ettiğim bu konuyu araştırınca sizlere sunabilecek bilgi içerikli bir yazı yazmak istedim. Okuduğunuz için teşekkürler. 🙂

Kaynak: 1, 2