Düşündüğümüzde, yıllar geçip zaman ilerledikçe genel olarak insanlığın kafasını kurcalayan sorunlar ne kadar farklılık gösteriyor. Aslında şuan bile insanlığın sorunları dendiğinde işin bir sürü farklı boyutu ortaya çıkıyor. İlk çağda yaşamış bir insan varoluşsal sancılar yaşamış mıydı veya kendini bulma, benliğini yaşama gibi dertleri var mıydı acaba? Elbette tarihte bir gezintiye çıkarsak düşünceleri hala konuşulan, çözülemeyen birçok filozof veya yazarla karşılaşırız, orası kesin. 🙂 Burada bahsettiğim ise insanların hayata adapte olmaya çalıştığı eski dönemler ya da ülkemizde kırsallığın ağırlıklı olduğu genç cumhuriyet yılları. İnsanların ağır koşullar altında yaşam mücadelesi verdiği, aç karınlarını bir şekilde doyurmak için uğraşlarda bulunduğu dönemler… Örneğin bir savaş zamanında evini geçindirmeye çalışan bir kadın kendini keşfetmenin derdine düşebilir mi? Büyükler de, “Bizim zamanımızda psikolog mu vardı, depresyon mu vardı, en kötü günde de gider işimizi görürdük, yeni icatlar bunlar…” şeklinde uzayıp gidecek laflar ederler hep. Şimdi de geçim kaygısı derdi ortadan kalkmış değil elbette, ancak şehirleşme artıp, ihiyaç hiyerarşisine göre temel ihtiyaçlarımızı giderdikçe problemlerimiz de buna göre şekillendi.

Maslow’un İhtiyaçlar Piramidi ve Değişen Problemlerimiz 1

Peki nedir bu Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi?

Psikoloji profesörü Abraham Maslow, insanın ihtiyaçlarını beş ana bölüme ayırmıştır: Fizyolojik ihtiyaçlar, güvenlik ihtiyacı, ait olma ve sevilme ihtiyacı, saygı ihtiyacı ve kendini gerçekleştirme ihtiyacı. Bu düzene göre, alt tabakada yer alan ihtiyacımızı gidermeden üst düzeyde kalan ihtiyacımızı giderme ihtiyacı duymuyoruz, yani üsttekine sıra gelmiyor aslında. Problemlerimiz de, hiyerarşide hangi aşamadaysak oradaki ihtiyaçları giderme arzusu yönünde şekilleniyor. Kırsal ve şehir yerlerde genel problemlerin farklılık göstermesinin de, dönemlere göre insanların sorunlarının değişmesinin de temelinde bunu buluruz. Bugün de zaman-mekan fark etmeksizin işte bu sisteme göre sorunlarımız şekilleniyor aslında.

Hangi taraf daha şanslı?

Sorgulamak gerek; piramidin alt kısmındaki temel ihtiyaçları gidermekle uğraşanlar mı yoksa yukarıda yer alan, “yeni icat” sorunları doğuran ihtiyaçları gidermekle uğraşanlar mı daha şanslı? Bunu hepimiz kendi bakış açımıza göre ayrı ayrı tayin etmek durumundayız sanırım 🙂

En üst katmana ulaşıp kendinizi gerçekleştirmeniz dileğiyle…