Mısır hiyeroglifleri, karakterleri resimler biçiminde kullanan bir yazı sistemidir. Hiyeroglifler, Mısırlılar tarafından “Tanrı’nın sözleri” olarak adlandırılıyordu. Yunanlılar ise resimsel zarafetinden dolayı, Mısır hiyerogliflerinin kutsal olduğuna inandılar ve bu nedenle onlardan kutsal yazı olarak söz ettiler. 

Hiyeroglif kelimesi tam anlamıyla “kutsal oymalar” anlamına gelir. Mısırlılar ilk önce hiyeroglifleri yalnızca tapınak duvarlarındaki oyulmuş veya boyanmış yazıtlar için kullandılar. Bu resimli yazı biçimi ayrıca mezarlar, papirüs levhalar, sıva ile kaplı ahşap tahtalar, çanak çömlek parçaları ve kireçtaşı parçaları üzerinde de kullanılmıştır. Deri üzerinde ve günümüze kalan yazıtlar da bulunmuştur. Ancak derinin korunması papirüse göre daha zayıf olduğu için pek tercih edilmemiştir.

hiyeroglif

Alfabemizi hiyerogliflerle tam olarak eşleştiremeyiz. Hiyeroglifler, yaklaşık 700 farklı nesne ve hayvansal işareti içeriyordu. Bazı işaretler resimsel veya sembolikti ve tüm kelimeleri temsil ediyordu. Bazı işaretler ise fonetikti, yani sesler anlamına geliyordu. İşaretlerin sayısı alfabetik sistemlere göre çok daha yüksekti ve başlangıçta binden fazla farklı hiyeroglif kullanıldı ve daha sonra bu sayı yaklaşık 750’ye düştü. 

Genellikle sağdan sola ve yukarıdan aşağıya okunurlar. Ancak bazen soldan sağa doğru da okunur. Okuyucu, hayvan ve insan figürlerine bakarak yönelimi belirleyebilir ve bunlar için metnin başına doğru bakılır. Örneğin, bir şekil sağa dönükse metin sağdan sola doğru okunmalıdır.

hiyeroglif

Hiyerogliflerle yazılan isimlerin sihirli güçlere sahip olduğuna inanılıyordu. Bu nedenle tabutlara ve mezar duvarlarına cenaze metinleri ve ölen kişilerin isimleri yazılmıştır. Bu, tanrıların duaları duyacağı ve ölen kişileri koruyacağı anlamına geliyordu. Hiyerogliflerle yazılmış isim, o kişinin kimliğini somutlaştırıyordu ve eğer yok edilirse, kimliğinin de kaybolacağına inanılıyordu. Örneğin Tutankhamun ve Kraliçe Hatshepsut gibi firavunların isimleri tapınak duvarlarından kaldırılmıştır.

Antik Hiyerogliflerin Gelişimi

Hiyeroglifler, diğer tüm biçimlerin içinden evrimleşen özgün bir yazı biçimidir. İki formu mevcuttur: hiyeratik ve demotik. Bu yazıların hepsi aynı anda görülmemiştir ancak eski Mısır dilinin var olduğu süre boyunca art arda ortaya çıkmışlardır. Eski Mısır yazılarının en eskisi olan hiyeroglif yazı, onu yazmak için özel bir malzeme ve özel insanlar gerektirmiştir.

  • Hiyeratik

İdari ve ticari amaçların yanı sıra edebi, bilimsel ve dini metinler için kullanılan basitleştirilmiş bir hiyeroglif biçimidir. Sağdan sola doğru, çoğunlukla çanak çömlek parçaları ve papirüs üzerine yazılmıştır. 

  • Demotik

MÖ 7. yüzyılda kullanılmaya başlandı. Cenaze yazıtları dışında, demotik yavaş yavaş hiyeratikle yer değiştirdi. Hiyeratik resimsel hiyeroglif görünümün bazı izlerini taşırken, demotiğin resimsel izi yoktur ve demotik işaretleri eşdeğer hiyeroglifiyle ilişkilendirmek zordur.

MS 3.yüzyılda, hiyeroglif yazının yerini bir Yunan yazı biçimi olan Kıpti almıştır.

Hiyerogliflerin Deşifre Olması

Napolyon Bonaparte’ın işgalci gücünün 1798’de Mısır’a gelişi önemli bir keşfe sebep oldu. 1799’da Pierre Bouchard adlı bir Fransız kaptan, iki dilde ve hiyeroglif, demotik ve Yunan alfabesi olmak üzere üç yazı sistemi ile oyulmuş Rosetta Taşını keşfetti. 

hiyeroglif
Rosetta Taşı

Mısır hiyerogliflerinin deşifre edilmesi on dokuzuncu yüzyıldan önce değildi. Fransız Jean-François Champollion, bu eski yazının sırrını keşfettiğinde birkaç kişi daha bunu çözmeye çalışıyordu. Thomas Young, demotik metni deşifre ederek taşın sadece sembollerden oluşmadığını ispatladı. Champollion bu bilgiyi 1822’de hiyeroglif metnin şifresini kırmak için kullandı. 1828’de, hiyeroglif okumadaki ilk gerçek atılımı gösteren ünlü “Précis” i yayınladı.

Deşifredeki başarısına, Mısır dilinin Yunan alfabesiyle yazılan ve dolayısıyla doğrudan okunabilen geç aşaması olan Kıpti’ye atıfta bulunarak ulaştı. O dönemde anlaşılan Kıpti, Mısır dilinde kullanılan ilk alfabetik yazıydı ve zamanla Mısır hiyerogliflerinin yerini aldı. Ptolemy ve Kleopatra gibi kraliyet isimleri ile başlayan ve Ramses’in adının hiyeroglif yazımını ekleyen Champollion, çok sayıda kelimeyi doğru bir şekilde okumayı ve çevirmeyi öğrendi.

hiyeroglif
Champollion

Eski Mısır hiyeroglif yazısının ortak bir alfabe olmadığı, sesleri, fikirleri ve kelimeleri temsil eden sinyallerin bir karışımı olduğu sonucuna varan Champollion’un Rosetta Taşı’nın şifresini çözmedeki başarısı, eski Mısır yazı sisteminin sırrını ortaya çıkardı. Bu sır ortaya çıkmasaydı eski Mısırlılar hakkında hiçbir şey bilinmeyecekti ve üç bin yıllık tarihlerinin detayları da bir gizem olarak kalacaktı.

Kaynakça: 1, 2

Editör: Efe Şen