Hepimiz dizilerden, filmlerden, kitaplardan elbet bir yerlerden Yunan mitolojisine aşinayız ve yine çoğumuz anlatılan bu hikayelerin, mitlerin, rivayetlerin yalnızca efsanelerden ibaret olduğunu düşünüyoruz. Peki ya anlatılanlar doğruysa, yalnızca yüzyıllar boyu anlatıla anlatıla değiştirildiyse…

Minatour

Minatour Efsanesi

Efsanemizin ana kahramanları Girit monarşisinin efsane kralı Kral Minos, eşi Pasiphae, Poseidon ve gelecekteki Atina’nın efsanevi kralı Theseus. Hikaye çoğu zaman olduğu gibi kibirli birinin bir Yunan Tanrısını kızdırmasıyla başlıyor. Kral Minos kendisine Poseidon tarafından bahşedilen boğayı kurban etmediği için Poseidon, Minos’u cezalandırıyor. Fakat ceza biraz ilginç; Poseidon, Minos’un eşi Pasiphae’i lanetleyerek boğalara ilgi duymasını sağlıyor ve Pasiphae bir boğa ile ilişkiye girerek yarı boğa yarı insan bir çocuk (Minatour) doğuruyor. Durumu öğrenen Minos, Daidalus’a bir labirent planı yaptırır ve Minatour’u cezalandırmak ve saklamak için bu labirente hapseder. Savaşta Minos’a yenilen Atinalılar, barış anlaşması gereği her dokuz senede bir yedi genç ve sağlıklı erkek ve kadın seçerek labirentte kurban ediyorlar. Ne hikmetse Atina’nın veliahtı geleceğin efsanevi kralı Theseus, labirente girmeye ve Minatour ile dövüşmeye gönüllü olur. Theseus Giritte Minos’un kızı Ariadne’ye aşık olur. Ariadne, Theseus’a labirentten geri çıkması için bir ip yumağı verir. Bazı rivayetlere göre ip yumağı büyülüdür. Hikayeye göre Theseus babasının kılıcıyla labirentte Minatour’u öldürür.

Peki Ya İşin Aslı..

labrys

Gelin işin aslı nereye dayanmakta inceleyelim. Öncelikle Girit Uygarlığı’nın sanatsal ve kültürel faaliyetlerini incelediğimizde, çok sayıda boğa imgesi ve duvar çizimlerinde yaygın olan bir ayin ya da oyun olan boğa dansının da ortaya koyduğu gibi boğa, Girit’in merkezinde yer alıyor. Minatour kelimesini incelediğimizde Minos-Taurus olarak ayırabilir ve aslında bu boğanın Dante’nin ölümsüz eserinde de cehennemin yargıcı olan şeytan olarak nitelendirilen Minos’tan başkası olmadığını görebiliriz. Labirent olayına gelecek olursak iki farklı açıklamaya ulaşabiliriz. Birincisi, Giritlilerin kullandığı otorite ve kutsallık sembolü olan çift başlı baltalar. Peki ya bu çift başlı baltaların labirentle alakası nedir diye soracak olursanız Latincede bu çift başlı baltalara “Labrys” denmektedir. Yani seçilen kurbanların -hizmetkarların- huzursuzluk çıkarmaları durumunda hazin sonlarının bu “Labrys” denilen baltalar olacağı kaçınılamaz.

Minos

İkinci açıklama ise Minos’un uygarlığını keşfeden Arthur Evans, kazılarda bulduğu büyük odalar kompleksinin Minos’un labirenti hatta sarayı olabileceğini öne sürmüştür.  

Yani anlayacağınız labirent Minos’un sarayından başka bir yer değildi. Sonuca bağlayacak olursak, Knossos -Minos Uygarlığının başkenti- hükümdarlarının hem kültürel hem de siyasal açıdan Girit’in etkisine girmiş olan Atina’dan, ömürlük rehineler almış olması olasılık dışı değildir. Zalim bir kralın aldığı bu rehineler korkuyla, şiddetle ve hayalgücüyle birleştirilerek yüzyıllar boyunca günümüze mitolojik bir olay şeklinde gelmiştir.

Kaynak

Yunanlar – H.D.F KITTO