İçinde yaşanılan çağa uygun olma anlamına gelen bir kelime, modern. Modernleşme ise bunun olması için yapılan eylemler olarak ifade edilebilir. Çağa uygun olmak çağdaş olmaktır esasen. Dünyada modern ve köklü bir devlet olmanın yolu, her açıdan çağdaşlarıyla eş zamanlı olarak ilerlemek hatta onlardan bilgi ve teknolojinin gücüyle ileriye ulaşmak ve milli bir birlik oluşturmaktan geçmektedir.

18. yüzyılın getirdikleriyle beraber yenilenen dünyada özellikle Avrupa ülkelerinde sosyal, siyasal ve ekonomik açıdan köklü değişiklikler yaşanmıştır. Sanayileşme, kentleşme, ulus devletlerin oluşması, demokratikleşme ve yeni ideolojilerin oluşması gibi olgular ortaya çıkmıştır. Modernleşme olarak adlandırılan bu değişimler aynı zamanda geleneksel yapıların çözülmesi, milatlarını doldurmuş olan devlet yönetimlerinin etkinliklerini kaybederek yerine yeni ideolojilerin benimsenmesi ve köklü değişiklikleri beraberinde getirmiştir.

Modernleşme Üzerine Bir Deneme

Modernleşme Süreçleri

Modernleşme süreçleri dünyanın her yerinde eş zamanlı olarak ortaya çıkmamıştır. Bundan 19. ve 20. yüzyıllarda özellikle dünya üzerinde her millet aşama aşama bir toplumsal dönüşümün ihtiyacını hissetmiş ve gününün şartlarına uymak için köklü değişiklikler yaparak modernleşme ihtiyacı duymuştur. Fakat bu köklü değişiklikler önünde sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel etkenler önemli bariyer olmuştur. Temel nedeni ise toplum tarafından kutsal sayılan, genel kabul görmüş şeylerin değişimidir. Tahmin edersiniz ki değer ölçüleri olmayan hiçbir toplum yoktur. İşte bazı değerlerin zamanla çağın gereklerine göre değişeceğine zamanla katılaşması, kireçleşme eğilimi göstermesi bu bariyerin oluşmasının temel nedenidir. Çağdaşlarının gerisinde kalmaktır bu.

Türkiye ise 20. yüzyılda iki şeyin savaşını vermiştir. İlki vatanını düşman işgalinde kurtarmak, ikincisi ise ülkesini muasır medeniyetler seviyesine çıkartmaktır. Buna batıcılık diyen çoktur. Bu batıcılık değildir. Bir ihtiyaçtır. Önemli olan çağın gereklerine uygun düşünceleri ve idealleri benimsemektir. Ama esas nokta şudur ki, ideali ulusallığımıza değil, ulusallığımızı ideale yaklaştırmak için çaba harcamak ve çok çalışmak gerekir. Modernleşme, çağdaşlaşma bunu gerektirir. Yoksa, geçmişe ve geleneklere körü körüne bağlı olan bir ulusallık ile baskı rejimi arasında bir fark yoktur.

Modernleşme Üzerine Bir Deneme

Mustafa Kemal Atatürk, her şeyden önce esas ve önemli olan şeyin çağdaşlaşmayı önleyici olan düzeni ortadan kaldırmak ve yerine insanca yaşamanın yollarını açan laik ve demokratik bir toplum düzeni kurmanın gerekliliğini biliyordu. Bundan dolayı Atatürk ilke ve inkılapları Türk çağdaşlaşma hareketinin en önemli unsuru ve itici gücü olmuştur. Modernleşme sürecinde yenilikleri benimserken öz benliği korumak esastır. İnsani açıdan da bir değer ifade eder. Bağımsızlık, egemenlik, insan hak ve özgürlüklerinden yoksun bir çağdaşlaşma mümkün değildir. Çünkü bu aynı zamanda bir milletin var olmak ve yaşam davasıdır.

Kaynaklar:

1- Niyazi Berkes- Türkiye’de Çağdaşlaşma

2- Çağdaş Türkiye (1908- 1980)- Türkiye Tarihi Cilt 4

3

4