Tarihin bilinen en büyük askeri dehalarından, Timur İmparatorluğunun kurucusu ve hayatı boyunca girdiği hiçbir savaşı kaybetmeyen Türk – Moğol komutan Timur (Timurlenk) kimdir?

Timur; 1336 yılında Semerkant yakınlarında Şehr-i Sebz’e bağlı Hoca Ilgar köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Barlas Boyunun Beyi Turagay, annesi Tekina Hatundur. Şerefeddin Al-i Yezdi’nin Zafername adlı eserinde Timur’un doğum tarihi 27 Nisan 1336 Salı, Oniki Hayvanlı Türk Takvimi‘ne göre Sıçan Yılı olarak verilmektedir. Timur, efsaneye göre, avucunda pıhtılaşmış kan ve ihtiyar adam saçları gibi beyaz saçlarla doğmuştur. Babası Barlas Boyu Beyliğini oğluna devrettikten sonra Timur, Tuğluk Hana bağlılığını bildirmiş ve Çağatay Hanlığının batısında yer alan Maveraünnehri bölgesinin kontrolünü almıştır. Bu olay sonra imparator olmaya giden yolda bir mihenk taşı olarak nitelendirilir.

Timur: Beylikten İmparatorluğa

Timur; Cengiz Han’ın ölümünden sonra parçalanan Moğol İmparatorluğu’nu tek bir siyasi çatı altında birleştirmek amacıyla hareket etmeye başlamıştır fakat çıkan isyanlar sonucunda Çağatay Hanı Tuğluk, oğlu İlyas Hoca Hanı, Maveraünnehri bölgesine vali olarak atamıştır. Bunun üzerine komutada ikinci sıraya gerileyen Timur, ittifak kurduğu Emir Hüseyin ile kaçak bir hayat yaşamaya başlar.

Timür ve Emir Hüseyin, geçimlerini paralı askerlik ve haraçlarla sağlıyorlardı. 1362’de Horasan’a kaçarlarken Türkmenler tarafından yakalandılar. Kaçmak isterlerken Sistanlılar tarafından önleri kesildi. Timur, Timur-i leng (aksak Timur) lakabını almasına sebep olan yaraları bu çatışmada aldı. Yaraları iyileştikten sonra Maveraünnehrine döner dönmez bir ordu kurmaya başladı. 1370 yılında bölgenin komutasının yeniden ele alan Timur, Çağatay hükümdarı olarak taç giymiştir. Bu tarihten sonra topraklarını hızla genişletmekle kalmamış, Semerkand’da görkemli bir şehir inşa ettirmiştir. Bu şehirde medreseler, zanaatkarlar için atölyeler, türbeler, minareler yaptırmıştır.

Toktamış Hanı bozguna uğrattıktan sonra Altınordu Devletinin başına da Melik Timur’u getirmiş tebaası altına almıştır. Bunun ardından çok kalabalık bir ordu ile Hindistan seferine başlamıştır. Burada ilk defa fillerle karşılaşan Timur, üstün askeri dehası sayesinde develeri birbirine bağlayıp ateşe vermiş ve fillerin üzerine salmıştır. Ateşten korkan filler kaçarken Hint askerlerini ezmiş ve Timur’un zafer almasını kolaylaştırmıştır ve bütün Hindistan’ı hakimiyeti altına almıştır.

Bu sırada kendisinden kaçıp Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid’e sığınan Kara Yusuf ve Ahmet Celayir’in teslim edilmesini istediği bir mektup yazmıştır fakat Bayezid bu mektuba oldukça sert bir cevap vermiştir ve iki namağlup hükümdarın savaşmalarına zemin hazırlamıştır. 1402’de Ankara’da karşı karşıya gelen iki dev ordu Timur’un filleri sayesinde kesin bir zaferle sonuçlanmıştır. Bu zaferin üstüne Timur, kendinden çekinen Avrupalı birçok devletten paha biçilemez hediyeler ve bağlılıklarına dair güvenceler almıştır. Bu hediyeler ve güvenceler üzerine akınlarını Avrupa’ya çevirmemiş, 9 ay daha Anadolu’da kalmıştır. Bu sırada Rodos Şövalyeleri’nin hakimiyeti altındaki İzmir’i almıştır. Burada kendi kahramanlık destanını anlattığı bir kitabe de diktirmiştir ancak bu kitabeler 20. yüzyılın başlarında tahrip edilmiş ve günümüze ulaşamamıştır.

9aylık sürenin sonundan Semerkand’a çekilen Timur, daha fazla vakit kaybetmeden Çin seferine başlamıştır. Sefer sırasında kulunçtan dolayı hayatını kaybetmiştir.

Timur öldüğü sırada 69 yaşındaydı. Mezarı ise şu an Özbekistan topraklarında bulunun Semerkand şehrindedir.

Timur

Hayatının büyük bölümü at üstünde geçen Timur’un “seferde” olarak tasvir edilmiş heykeli.

Timur, Cengiz Han soyundan gelmediği için “Han” unvanı yerine “Emir” unvanını kullanmıştır fakat Moğolların desteğini kaybetmemek adına Cengiz Han’ın soyundan birini yanında Han olarak taşımıştır. Böylelikle bir yandan Cengiz yasalarını uygulamış, diğer yandan kendine “İslam’ın Kılıcı” mahlasını taşıyarak fetihlerini meşrulaştırmak amacıyla İslami semboller kullanmıştır.

1941 yılında Sovyet antropolog Mikhail Gerasimov, Timur’un bedenini incelemek üzere mezarından çıkarmıştır ancak mezarı açmadan önce protestolarla karşılaşmış ve mezarın lanetli olduğuna dair uyarılmıştır. Mezarın açılmasından üç gün sonra, 22 Haziran 1941’de Nazi Almanyası’nın Sovyetler Birliğine savaş ilan etmesi, lanetin gerçek olduğuna dair söylentilere sebep olmuştur.

Timur’un mezarını açan kişinin ülkesinin savaş şeytanları tarafından istila edileceğine dair bir lanet olduğuna inanılmaktaydı.

Timur, tarihin gördüğü en büyük askeri dehalardan biri olarak kabul edilmektedir. Onun askeri taktikleri kitaplara konu olmuş ve askeri okullarda okutulmuştur. Belki de Timur seferlerini yaparken tarihe yön vereceğinden habersizdi fakat kendisi bugün Orta Asya ve Türk tarihi konuşulurken adını sık sık andığımız bir imparator.

Editör: Berfincan Doğan