Yalan… Dürüstlük, samimi olma iyi hareket tarzı ama hile ve yalan da artık insan olmanın özellikleri arasında sayılıyor. İnsanlar bazı olaylar karşısında isteyerek veya istemeyerek bir yalanı söyleme ihtiyacı duyar. Bazen etrafımızdakilere karşı küçük düşmemek, bazen sevdiklerimizi üzmemek bazen de isteklerimizi gerçekleştirmek için yalana başvururuz. Peki bizi yalan söylemeye iten etkenler nelerdir?

Yalan Nedir?

Yalan söylemenin nedenlerine geçmeden önce, yalanın tam olarak ne olduğunu anlamakta fayda var. TDK’da yalan için; “Doğru olmayan, gerçeğe uymayan, söz, kıtır.” denilmekte. Aynı zamanda; karşıdakini veya “kendini” kandırmak için söylenmiş yanlış ifadeler diyebiliriz. “Kendini” dedik, bu konu hakkında, Kenzaburo OE’nin bir sözü beni çok etkilemişti: “Kendini kandırma zehrini bir kez tadan insanlar, bir daha kendilerini asla kurtaramazlar.” Çok doğru, bir kere yalana bulaştığımız anda artık kaçış yolu olarak yalanı seçmeye devam ediyoruz ve sonu hep hüsranla bitiyor. “Doğru zaten kendiliğinden geliyor fakat yalan özel bir çaba ve esnek bir zeka gerektiriyor.” der psikolog Bruno Verschuere.

Çocuklar için düşündüğümüzde; artık yalan söylemek gelişim sürecinin bir parçası haline geldi. Çocuklar 2 yaşından itibaren yalanı söylemeyi öğreniyor. Arkadaşları tarafından beğenilmek, saygınlık kazanmak için bu yola başvuruyor. Yapılan araştırmalara göre çocukların yalan söyleme alışkanlığını, ailelerini gözlemleyerek kazandığını açıklamaktadır. Annesinin veya babasının söyledikleri yalana şahit olmasıyla çocuk, yalanla tanışmış olur. Bir örnek olarak; ebeveyni çocuğa “şşt çaktırma ona sakın böyle söyleme” dediği zaman, çocuk bunu doğru, normal bir davranışmış gibi algılayıp yalanı kullanmaya başlar. Bunlar ileride çocukta psikolojik sorunların ortaya çıkmasına sebep olur.

yalan

Neden Yalan?

Peki, neden yalana başvurma gereksinimi duyuyoruz? Hepimiz yalan söylüyoruz fakat söyleme sebeplerimiz farklı. Herkes aslında belli bir amaca ulaşmak için yalan söylüyor. Tim Levine bunun için “Dürüstlük işe yaramadığında yalan söylüyoruz.” diyor.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; kendimizi veya başkalarını küçük düşürmemek için insanlarla iletişim halindeyken %25’e yakın oranda yalan söylüyoruz. Bir anlamda ezilen olmaktansa ezen olmak için yalana başvurma halindeyiz.

Bir başka neden; insanın kendisine öz saygısının olmaması. Bireyin kendisine olan saygısı ne kadar azsa yalanı söyleme olasılığı da o kadar fazla oluyor.

Hep ön planda olma isteği. İkinci plana düşme korkusu yüzünden insanlar yalana başvuruyor. Buna ben merkezcilik de denilebilir.

Toplumda dışlanma… Biraz sessiz sakin, pek fazla sosyal olmayan insanlar, tamamen yalnız kalacakları korkusundan yalanı seçerler. Çevrelerindeki insanlardan biraz olsun farklı olduklarında, bunları büyük bir sorun gibi zannedip bu özelliklerini gizlemek isterler.

Ve daha niceleri… Aslında yalanın tanımları gibi nedenleri de çok çeşitlidir. Ama temel olarak şunu söyleyebiliriz ki; yalandan yardım almamız çaresizliğimizden kaynaklanıyor. Yalanlar çaresizlik sonucu ortaya çıkıyor. Bize söylenmesinden hoşlanmadığımız gibi biz de yalan söylemek istemeyiz ancak zayıf ve güçsüz hissettiğimizde yalanı çağırıyoruz.

Yazımı sonlandırmadan önce birkaç sayısal bilgi de eklemek istiyorum. Bir araştırmada; 10 dakikalık bir konuşmada yaklaşık 3 kez yalana başvurduğumuz belirtilmekte. Bir başka araştırmada ise; birbirini tanımayan iki kişi arasında geçen konuşmanın en az %60 kadarı yalanın üzerine kurulu. İngiltere’de yapılan araştırmada; kadınlar günde ortalama 3 kez yalan söylerken bu ortalama erkeklerde 6’dır. Söylenilen en yaygın yalan ise; -bence şaşırmamak gerek- “Bir şey yok, iyiyim” dir.

yalan

Yine önerilerimle yazımı bitirmek istiyorum. 🙂 Size bir film bir de kitap önerim var. Afişini ayrı sevdiğim bir film bu: “(Dis)Honesty: The Truth About Lies”.  Film yalan söylemenin ardındaki  gerçeği inceliyor. Türü romantik/komedi. Kitap önerisi ise; Ian Lesli’den “Doğuştan Yalancı Neden Yalan Söylemeden Yaşayamıyoruz?” Her alanda yalanın oynadığı rol anlatılıyor kitapta. Okumanızı tavsiye ederim. 🙂

Bu haftalık bu kadar, bir sonraki yazıda görüşmek üzere. Yalansız, dosdoğru kalın.. 🙂

yalan, doğuştan yalancı, neden yalan söylemeden yaşayamıyoruz, ian leslie,

yalan, The Truth About Lies

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA: http://www.buzzle.com/articles/why-people-lie-psychology.html