Kozmetik ürünlerinden biri olan oje, her geçen gün daha çok talep görüyor. Değişen trendler, tüketim anlayışımız ve yaşam tarzlarımız oje pazarının büyümesine yol açıyor. Güzellik sektörüne göre Y kuşağı için önemli bir bileşen haline gelen tırnak bakımı, ilerleyen yıllarda daha da ön plana çıkacak. Peki, güzellik endüstrisinde hızla büyüyen oje için bu anlayış yıllar önce nasıldı? Yüzyıllar boyunca süregelen estetik kaygısı tırnaklar için de neden geçerli olmasın ki? Tırnak bakımı eski zamanlarda da çok önem arz eden bir konu olmuş ki, bakımlarını hiç eksik etmemişler. Oje, Bronz Çağı’nda Hindistan’da kına ile üretilmiştir. Mısır’da Kleopatra ve Kraliçe Nefertiti, tırnaklarını kına ile boyayarak, kırmızının koyu tonlarını tercih ederlermiş. Arkeolojik bulgulara bakarsak, eski mısırda tırnakların boyları ve sürülen maddenin rengi bile, bir kimsenin topluluk içindeki sınıfını belirleyen durumlardan biri imiş. Ojeden önce tırnağın estetik görünmesi için, şu anda da birçok kültürde yer alan kına bu alanda kadınların bakımına yardımcı olmuştur.

Çinli kadınlar da eksik kalmayıp soyluluğun göstergesi olarak tırnaklarının uzun ve renkli olmasını sağlarlarmış. Eski Çin medeniyetleri yumurta akı, çiçekler ve balmumundan tırnak cilası yaparken, altın ve gümüş renk cilalar krallık soyundan gelenleri temsil ediyormuş. Ming hanedanı soyluları da, altın ve gümüş gibi parlak renklerin yerine zamanla siyah ve kırmızı tonlarında ojeler kullanmaya başlamışlar. Sonradan, soylu olduklarını ve iş yapmadıklarını belirtmek amacıyla da yapay tırnaklardan yararlanmaya başlamışlar. Babil dönemine kadar uzanan oje, sadece kadınlar için değil erkekler için de önemli bir nesne imiş. Erkeklerde de sınıfsal üstünlüğü belirtmek için oje bir araç olarak görülürmüş. Yani, eski zamanalardan bu yana tırnakların bakımlı görünmesi için, oje ve cila her zaman estetik ve modanın vazgeçilmezi olmuştur.

Oje

Oje benim için de vazgeçilmez güzellik ürünlerinden biri. Farklı renklerde oje sürmeyi ve değişik oje desenleriyle tırnaklarımı renklendirmeyi çok severim. Hatta bi ara o kadar kafaya takmıştım ki, o gün giydiğim elbisenin rengine göre oje sürüyordum. Bu da demek oluyor ki, neredeyse her gün farklı bir oje sürüyordum. Çok sık oje sürenlerden olduğum için tırnak sararması gibi durumlarla da karşı karşıya geliyorum. Buna çözüm olarak tırnaklarımı dinlendirmenin yanı sıra, daha hızlı bir çözüm ararken ojenin sağlığa zararları ile ilgili birçok araştırma yapmış bulundum. Güzellik trendlerin başında gelen bu ürünleri detaylı açıklamalarında, hiç de hoşumuza gidecek içerikleri bulunmuyor. Oje gerçekten sağlığa zararlı mı? Sık sık oje sürmek ne gibi sonuçlar doğurur? Ojenin içindeki kimyasalların ne gibi zararlı etkileri var? Hangi ojeleri kullanmalıyız? Tırnak kırılmalarını önleyebilir miyiz? Tırnak soyulmaları neden olur? Oje tırnağın incelmesine sebebiyet verir mi? Bu soruların cevabını bulmak istiyorsanız, okumaya devam edin.

Tırnak bakımı ortaya çıktığı dönemden beri gelişerek daha çok olanaklı hale gelmiştir. Oje de bu alanda estetik olarak en önde gelen üründür. Günümüzdeki oje endüstrisi giderek artarken, ojenin sağlık açısından zararlarının da bilinmesi gerekir.

Ojenin sadece tırnağımıza zarar vermediğini ayrıca sağlığımıza zararlı etkisi olduğunu biliyor muydunuz? Asetonla çıkarılabilen ojeler çözülmüş polimerlerden yapıldığı için oje kuruyabilir. Asetonun sık kullanılmasından dolayı ortaya çıkan tırnak hassasiyeti ve tırnak etine vereceği zarar ön planda tutularak bakım yapılması gerekebilir. Tırnaklar 150 kat keratinize cilt hücresinden oluşarak 0,75 mm kalınlığa sahip olabilmektedir. Bu özellik de onların kolay kolay kırılmamasına ve yıpranmamasına yardımcı olur. Tırnakların yapısında bulunan keratin ne kadar sert bir bileşen olsa dahi emilen bir protein çeşididir. Ojede bulunan kimyasallar keratin engelini aşarak tırnakları hassaslaştırır. Uzun yıllardır sürekli oje süren kişiler genellikle bu sorundan çok yakınırlar. Tırnaklarındaki incelik ve hassasiyet, ellerde ve parmaklarda ağrıya sebebiyet verebilmektedir. Ellerimiz vücudumuzda en fazla kullandığımız organlardan biri olduğu için de ilerleyen zamanlarda yapacağımız sağlık müdahaleleri yeterli olmayabilir. Çok fazla kimyasal içeren ojeler alerjik kontakt dermatit geliştirebilir. Alerjik kontakt dermatitte alerjenler (kimyasal maddeler ve proteinler) cilt içerisine yavaş yavaş girerek bağışıklık sistemimizin hücrelerini bölgeye çekmeye ve reaksiyon başlamasına neden olurlar. Yani maddenin deriye temasından sonra kızarılık, döküntü, kaşıntı ve şişkinlik gibi durumlara neden olabilir.

Oje

Ojelerdeki en zararlı kimyasallar; formaldehit, toluen, dibutil ftalat gibi bilşenlerdir. Formaldehit, Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’na göre kansere neden olabilecek bir kimyasal olmasının yanı sıra tırnak sertleştiricisi olarak ojelerin içinde en sık rastlanan bileşendir. Ne tuhaftır ki, beklentilerin aksi bir etkiye sahip olabiliyor. Ojeniz bu kimyasalı içeriyorsa tırnaklarınızın soyulması ve kırılgan olmasının ana nedeni bu olabilir. Diğer zararlı kimyasal bileşenimiz Toluen’in de Formaldehitten pek aşağı kalır yanı yok. Yapılan araştırmalara göre Toluen de kanserojen bir kimyasal olup, gelişimi etkileyebilir. Toluen, koklama yoluyla vücuda alınmasına rağmen çok zararlı olabiliyor. İntrauterin büyüme geriliği, erken doğum, konjenital malformasyonlar ve doğum sonrası gelişimsel geriliği gibi birçok rahatsızlığa neden olabilmektedir. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde, kemirgenlerde iskelet ve böbrek anormallikleri için sınırlı kanıtın yanı sıra doğum sonrası fiziksel ve muhtemelen nörodavranışsal gelişim üzerindeki etkilere dair bazı kanıtlar vardır. Dibutil ftalat ise düşük toksitesi ve geniş sıvı aralığı nedeniyle plastikleştirici olarak yaygın halde kullanılan bir organik bileşiktir. Ftalatlar, plastiklerde, tıbbi uygulamalarda, kişisel bakım ürünlerinde, kozmetiklerde, parfümlerde, ev döşemelerinde, boyalarda, çocuk oyuncaklarında, gıda ambalajlarında yaygınca kullanılan insan yapımı, endokrin bozucu kimyasallardır. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde, hayvanların üreme organlarına, böbrek üstü bezlerine, karaciğer ve böbreklerine ciddi hasar verdiği gözlemlenmiştir. Bazı bilim insanları tarafından bu kimyasal içerik bulunduran ojelerin, insanlarda meme kanserini de tetikleyebileceği savunuluyor.

Artık bilgiler eskiye göre daha hızlı yayıldığı için, ojenin zararlarının farkına varınca bu konuda protestoya izin verilmeden güzellik endüstrisi rotasını değiştirdi. Vegan içerikli ve zararlı kimyasalları içerisinde bulundurmayan içerikler çıkarmış olsalar bile, dermatologların bu konuda şüphesi sürüyor. Ama yine de oje sizin için de vazgeçilmezlerinizden ise en azından kaliteli ürünler alıp, tırnağınız için gerekli bakımlardan sonra sürebilirsiniz. Ojelerin üzerinde yer alan işaretler ile bu maddeleri içermeyen cilalar seçebiliriz. “5- FREE” ya da “3- FREE” gibi bir yazı varsa bu kimyasal maddeler içermediğini anlayabilirsiniz. Birçok kozmetik ürününde olduğu gibi içerik okumadan ürünleri satın almamanızı öneririm. Unutmayın ki, tırnaklarınızın da dinlenmeye ihtiyacı var. Ojesiz günlerin de tırnak bakımının en önemli parçası olduğunu hatırlamamız gerekir.

Sevgi ve sağlıcakla kalın.

Kaynaklar: 1, 2, 3

Editör: Cansu Köse