Evren epey büyük bir yer. Eğer ki sadece biz varsak, bu epey büyük bir israf olurdu.

Carl Sagan

Pek çoğumuzun merak ettiği bir soru – evrende yalnız mıyız? Atalarımızın pek de kafa yormadığı bir soru bu. Çünkü, ilk dönemdeki insanlara göre evrenin merkezindeki özel varlıklardır. Fakat sonraları fark ettik ki evren çok büyük bir yer, hayal gücümüzün, sonsuzluğun ötesine ulaşacak kadar. Bu keşifle, doğal olarak şu soruyu sordu insanoğlu: Evrende dünya dışında yaşam bulunduran gezegenler var mı?

Derin uzay gözlem verileri incelediği zaman bu soruya, olasılıksak açıdan, hayır demek neredeyse imkansız gibi geliyor. Çünkü, yalnızca gözlemlenebilir evrenin, 10²⁴ yıldız ve 50×10²¹ Dünya benzeri gezegen bulundurduğu tahmin edilmekte. Bu değerler karşısında bilim insanları dışarıda bir yerde yaşam olması gerektiğini düşündüler ve böylece, insanlığın ötegezegen arayışı başladı. Peki, nedir bu ötegezegenler?

Kısaca ötegezegen, Güneş sistemi dışındaki herhangi bir yıldızın yörüngesinde dönen gezegenlere verilen isimdir. Dolayısıyla, Güneş sistemi dışındaki bütün gezegenler birer ötegezegendir diyebiliriz.

ötegezegen

Ötegezegen avında NASA tarafından yönetilen iki önemli görev bulunmakta – Kepler uzay teleskopu ve TESS. Görev süresi boyunca binlerce ötegezegen adayı keşfeden Keplerin ardından, 2018 yılında yörüngeye fırlatılan TESS de 2 yıllık görev sürecinde 2428 gezegen adayı belirledi ve bunlardan 82’si onaylandı. Peki bu uydular evrenin dört bir köşesine yayılmış bu gezegenleri nasıl tespit ediyorlar?

Gezegen Avı

Ötegezegenlerin varlığı, bilimsel teorilerimizin öngördüğü bir şey olmasına karşın 1992 yılına kadar kanıtlanamadı. 92’de duyurulan keşifle birlikte bu gezegenlerin tespit edilmesi astronominin en öncelikli konularından biri haline geldi. Bu tarihten itibaren, ötegezegenleri tespit edebilmek için pek çok metot geliştirdi bilim insanları. Bunlardan en önemlileriyse transit, fotoğraflama, mikromercekleme ve radyal hız metotları.

  • Transit – bir gök cisminin kendi yıldızı ile Dünya arasından geçerken yıldızının ışığını azaltması durumu. Bu etkinin düzenli periyotlarda gözlenmesi o yıldız sisteminde bir ötegezegen olduğuna dair güçlü bir işarettir.
  • Fotoğraflama – nispeten zayıf kalan bu yöntem de amaç yakındaki nesneleri yakalamak için yıldızın parıltısının azaldığı noktaları tespit etmektir.
  • Mikromercekleme – yerçekimi kuvvetine dayanan bu metotta yıldızın ışığının bir gezegen tarafından bozunuma uğratıp uğratmadığına bakılır.
  • Radyal hız – yörüngede dönen gezegenler, yıldızların ışığının renginde gözlemlenebilir bir değişime neden olan yalpalama hareketlerine sebebiyet verir. Bu değişimleri tespit ederek ötegezegen keşfetmek mümkündür.

Bu yöntemlerin arasında şüphesiz en etkilisi olan transit metoduyla 3246 gezegen keşfedildi, bu toplam keşiflerin %76’sına denk gelen bir sayı. Diğer taraftan, radyal hız yöntemiyle 817, mikromercekleme ile 9 ve fotoğraflamayla 10 ötegezegen keşfinde bulunuldu.

Sonuçlar ve Gelecek Çalışmalar

Güncel NASA verilerine göre, bugüne kadar başka yıldızların yörüngesinde dönen 4307 ötegezegen keşfinde bulunuldu. Bunun yanında bir de doğrulanmayı bekleyen 5683 ötegezegen adayı mevcut. Ancak belirtmekte fayda var, bu keşiflerin çoğunluğu yaşam bulundurma olasılığı oldukça düşük olan, Jüpiter ve Satürn benzeri gaz devlerinden oluşuyor. Dünya benzeri diyebileceğimizse yalnızca 163 ötegezegen bulunmakta. İşte NASA’nın keşfettiği, yaşam bulundurma olasılığı olan ötegezegenlerden bazıları şöyle:

  1. Gliese 667C: Bu ötegezegen birçok gök bilimcinin gözdeleri arasındadır çünkü, bitki örtüsüyle ve su bulundurmasıyla yaşama en elverişli gezegenlerden birisidir.
  2. Proxima Centauri b: Yıldızının goldilocks bölgesinde yer alan bu ötegezegen, aynı zamanda bize en yakın olan ötegezegendir. Yalnızca 4.2 ışık yılı uzaklıkta.
  3. Kepler 442b: Gezegenimizden 1206 ışık yılı uzaklıktaki Kepler 442b, Dünya’nın boyutuna çok yakın, süper-yaşanabilir olarak isimlendirilen bir kaya gezegeni.
  4. Wolf 1061c: Dünya’ya beşinci en yakın olan bu ötegezegense bir kırmızı cücenin yörüngesinde yer alıyor. Dünya’dan 3 kat daha büyük bir çapa sahip olduğu için süper-Dünya olarak anılıyor.

Hazır bazı ötegezegenlerin isimlerinden bahsetmişken bu isimlendirmelerin nasıl yapıldığından da söz edelim. Bir ötegezegen, adının ilk kısmını genelde onu keşfeden uydudan veya araştırmadan alır. Sonrasında gelen sayı ise yıldızının konumuna göre kataloglandığı sıranın belirtecidir. Ve en son gelen küçük harf de gezegenin sırasını belirtir. Keşfedilen ilk gezegen her zaman ‘b’ olarak adlandırılır, sonraki gezegenler de sırasıyla c, d, e, vs. olarak adlandırılır.

ötegezegen
TRAPPIST-1 gezegen sistemi illüstrasyonu

Önümüzdeki on yıllık süreçte ötegezegen avına çıkması beklenen üç önemli görev bulunmakta. Bunlardan ilki olan James Webb teleskobunun 2021 yılında fırlatılması planlanıyor. Kızılötesi dalga boyunda gözlem yapmak üzere özelleştirilen teleskobun ötegezegenlerin atmosferlerine yönelik daha fazla bilgi sağlaması amaçlanıyor.

ötegezegen
James Webb Uzay Teleskobu

Bir başka çalışma olan PLATO teleskobunun görevi ise ötegezegenlerin nasıl oluştuklarını ve varsa, hangilerinin yaşam barındırmak için uygun olduklarını tespit etmek. ESA (Avrupa Uzay Ajansı) tarafından geliştirilen uydunun 2024 yılında yörüngeye gönderilmesi planlanıyor. ESA tarafından geliştirilen bir başka ötegezegen görevi olan ARIEL araştırmasınınsa, yaşam bulundurma olasılığı yüksek olan 1000 kadar ötegezegenin atmosfer ve kimyasal yapısını gözlemlemek gibi görevleri bulunuyor. ESA’nın ARIEL görevi 2028 yılının ortalarında başlayacak.

Eminim evren, zeki yaşam formları ile doludur; hem de buraya gelmeyecek kaffdar zeki…

Arthur C. Clarke

Kaynak: 1. NASA

Editör: Cansu Köse