Öfke ve sevgi duygularının dengeli bir şekilde ifade edilebilmesi, çocuğun iyilik halini sürdürebilmesi için oldukça önemlidir. Çocuk kukla terapi süreçlerinde, kendisini ve kendisi için önemli olan kişileri kuklalarla özdeşleştirir. Gerçek yaşama yansıtamadığı iç dünyasındaki duyguları, kuklalar aracılığıyla ifade etme imkanı bulur. Bu nokta çok önemlidir; çünkü çocuk, kuklalara yansıttığı duygular olumsuz olsa dahi eleştirilmez, yargılanmaz. Bu durum çocuğa duygusal bir rahatlık sağlamaktadır.

kukla

Kuklalar Ve Psikoterapi

Psikoterapi süreçlerinde kuklalar hem tanılayıcı, hem de terapi amaçlı kullanılmaktadır.

Kuklanın psikoterapi alanında ilk kullanımını ise 1935, Bender ve Waltman’ın çalışmalarında görüyoruz. Bender ve Waltman, kuklaların terapi süreçlerindeki rolünü; çocukların ifade edemedikleri duygu, düşünce ve çatışma ifadelerini kolaylaştırıcı bir araç olarak belirtmişlerdir.

Kukla terapisinde çocuk, bilinçli veya bilinçsiz olarak bir kukla ile kendisini özdeşleştirir. Kuklayı eline takması, onun üzerinde tam bir hakimiyet kurmasına neden olur. Bu durum çocuğun egosunu genişletir. Üstelik tüm bu süreçlerde hata yapan çocuk değil, kukladır. Seçtiği kuklalar ile bir öykü oluşturur. Terapist, çocuğun oluşturduğu öyküyü analiz eder ve çocuk hakkında bir içgörü sağlar.

Terapist öyküyü, öykü içindeki çözümsüzlükleri, çatışmaları, bilişsel hataları ve duygusal tepkileri yeniden düzenler ve çocuğa tüm bu süreçler hakkında çeşitli aktarımlarda bulunur.

Terapist, çocuğun var olan sorununa iyi gelecek yeni bir oyun (terapötik bir öykü) kurgular. Bunu kuklalarla canlandırır. Çocuğun bu oyunu izlemesi ve kendi sorununa yönelik bir çıkış yolu bulması sağlanır.

Oyun Terapisi-5: Kukla Terapi 1

Varoluşçuluk Merkezinde Kuklalar

Kors, kuklaların bireysel terapi süreçlerinde, hem çocuk hem yetişkinlerde tercih edilebileceğini belirtmiştir. Günümüzde kuklalar, aile terapilerinde de kullanılmaktadır.

Kukla terapi süreçlerini varoluşçuluk ekseninde yorumlayacak olursak; bireyin kukla yardımıyla duyguları üzerinde tam bir özgürlük ve tarafsızlaşma yaşadığını belirtebiliriz. Bu noktada birey, kendi problemine karşı daha gerçekçi yaklaşabilir ve yaşadığı içsel yansıma süreciyle çözüm yollarını daha rahat görebilir.

Kors’un varoluşçuk merkezindeki kukla terapisi yaklaşımı, 3 aşamadan oluşmaktadır. İlk olarak bireyin, kuklalarla bir oyun tasarlaması istenir. Daha sonra bireyin seçtiği kukla ve tasarladığı oyun, terapist tarafından analiz edilir. Bireyin iç dünyasını yansıttığı tüm terapi süreçleri, bireyle birlikte yeniden değerlendirilir ve bireyin kendi dünyasını fark etmesi sağlanır. Son adımda ise, bireyin kendi yaşamının nerede farklılaştığı konusu üzerinde durulur.

Oyun Terapisi-5: Kukla Terapi 2

Araştırmalarla Kukla Terapisi

Irwin ve Shapiro, kuklaların psikoterapideki tanımlama amacını vurgulamışlardır. Bu süreçte terapist; aynı rüya materyalini analiz ettiği gibi, kukla materyalini de analiz eder.

Shapiro, ayrıca kuklaların; rolleri yeniden deneyimleme, iletişim becerilerinin pratiğini yapma, yalnızlığa ve izolasyona yardımcı olma, olumsuz duyguları yansıtma gibi terapötik etkilerinin de bulunduğunu belirtmiştir.

Travmatik durumlar üzerinde çalışırken, kuklaların spontane bir şekilde terapi aracı olarak kullanılması önerilen bir noktadır.

Pope, Edel ve Lane; öğrenme güçlüğü olan çocuklar için kukla atölyesi düzenlemiştir. Bu atölyede çocuklar kendi kuklalarını yapmış, bu kuklalarla oyun oluşturmuş ve bu oyunu izleyiciler karşısında oynamışlardır. Bu çalışmanın çocukların özgüven gelişimine katkı sağladığı belirtilmiştir. Çalışma süresince planlama yapılarak sınır, dikkat, dürtüsellik gibi konularda gelişim gösterilmesi amaçlanmıştır.

Yapılan çalışmalar bireylerin, kukla terapi süreçlerinde sorunlarla baş etmede yeni davranışlar öğrenebileceğini de göstermektedir.

Cassell, hastanede yatan ve kalp kateterizasyonu yapılan çocuklar üzerinde kukla terapisinin etkisini incelemiştir. Çocuklara, kendilerine yapılan medikal operasyon, kukla yolu ile aktarılmıştır. Uygulamada çocuğun kukla oyununda hem doktor, hem de hasta olması sağlanmıştır. Cassell bu çocukların medikal müdahaleden duygusal olarak daha az hasar aldıklarını belirlemiştir. Daha sonrasında ise çocuklar, tedavinin devamı için hastaneye gelmede de istekli davranmışlardır.

Kaynaklar:

Teber, Mehmet.  (2015). Çocuk merkezli oyun terapisinin çocuklarda görülen davranış sorunlarının çözümüne etkisi. Yüksek Lisans Tezi.