İngilizce’de “letting go” olarak geçen, aslında özgür bırakmak, kendine haline salmak anlamına gelen bir tabir vardır. Bazen belli durumlarda, ipleri çok sıkı tutup var gücümüzle asıldıkça zarar görüp bırakmak durumunda kalır ve aslında bunun ne kadar rahatlatıcı olabileceğini görürüz. İpleri bazen hayatın akışına bırakmak bizi özgürleştirir mi? Zihnimizdeki ve kendi içimizdeki huzur nerede saklı?

tutunmak

Zihni Serbest Bırakmak ve İç Huzur

Hareketlerimizi, eylemlerimizi, dış dünyadaki sınırlarımızı belirleyen belirli birer özgürlük alanımız vardır. Dış dünyayla aramızdaki ilişkiden doğan aktif bir özgürlük anlayışıdır bu aslında. Bir de kendi içimizdeki tutsaklıklarımızla, takıntılarımızla ilintilenmiş iç özgürlüğümüz vardır. Düşüncelerimiz ve bırakamadıklarımız, hem içeride hem dışarıda tutsak eder aslında. Çözümü gözükmeyen, çıkmaz sokağa veya bir döngüye giren düşünceleri serbest bırakarak, o iç huzura erişebiliriz. Peki bu nasıl sağlanabilir?

karar

Önce Farkındalık!

Esiri olduğunuz düşüncenin veya durumun farkına varıp onunla baş etmeye başlamanız lazım. Huzursuzsunuz, sebebini içten içe bilseniz de belki tüm bilincinizle farkında değilsiniz? Gerekirse onu saptadıktan sonra, “yapamam, edemem, olamaz, nasıl olacak” benzeri çıkmazlardan tam tersi istikamette koşmak gerekir. İster korkunuzla yüzleşerek, ister düşüncenin tam tersini yaparak, ister sadece üzerine düşünerek… Geniş bakış açınızla ipleri elden bıraktığınızda, artık kafesten çıkmaya başladığınızı hissedeceksiniz. Takıntıya dönüşmüş durumun yerini sağlıklı, en azından farklı düşünceler yer almaya başlayacak.

özgürlük

Şimdinin Değeri

Yaşanıp bitmiş olan ile henüz yaşanmamış olanın düşüncesi, bazen bugünümüzün önüne geçip bizi esir eder. Mantıklı kafa yormalar, ders çıkarmalar, plan yapmalardan söz etmiyorum. Bu düşünceler bir noktada takıntıya varıp hayatın akışını bozacak, bugünü unutturacak düzeye gelecek olabilir. Ancak unutmayın ki sıkı sıkıya tutunduklarımızın ötesinde çok farklı düşünceler, dünyalar var. Hayatın akışı söz konusu olduğunda da, sürekli değişen dengeler buna bağlı olarak sürekli artan ihtimaller var. Geçmiş yaşandı, gelecek ise belirsiz. Bugün ise yerini geçmişe bırakacak, bize kendimizi öğretecek bir hazine. Biz baktığımız dar noktayla kendimizi kafese koymayıp geniş bakmasını bilelim, hayattaki bu bolluğu kabul edelim ve bugüne bağlı kalarak özgür olalım yeter! Bu kabullenişlerle iç huzurumuza giderek daha fazla yaklaşabiliriz…