Gün içinde verdiğiniz kararları, bir konuya olan tepkinizi veya seçimlerinizi hiç düşündünüz mü? Çoğumuz, herhangi bir soruya cevap verirken ya da bir konuda karar vermesi gerektiğinde özgür iradesini kullandığını düşünür.

Verdiğimiz kararlar ve yaptığımız seçimler bizlerin hayat boyu attığı ve atacağı adımları belirler. Peki ya hayatımızın gidişatını belirleyen bu adımlara aslında zannettiğimiz kadar müdahil değilsek?

Özgür İrade Nedir?

Özgür irade; kişinin eylemlerini, arzu, niyet ve amaçlarına göre kontrol altında tutabilme ve belirleme gücüdür. Özgür irade üç koşulla tanımlanabilir: Birincisi “aksini yapma yeteneğidir”. Bu sezgisel bir kavramdır. Özgür olmak için aralarından seçim yapılabilecek en az iki alternatifin veya eylem yolunun olması gerekir. İkinci koşul “kişinin seçimleri üzerindeki kontroldür”. Hareket eden kişi, ne yapacağına karar veren kişi ile aynı olmalıdır. Üçüncü koşul ise “nedenlere yanıt vermedir”. Rastgele bir seçimin etkisi buysa karar özgür olamaz ancak rasyonel olarak motive edilmelidir.

Özgür irademizle verdiğimiz kararlardan sorumluyuz. Peki ya özgür irademizle aldığımızı sandığımız kararlar gerçekten bize mi ait? Bir sanık, psikiyatrik bir rahatsızlığı olduğunu savunur ve kanıtlarsa bu onu işlediği suçtan ceza almaktan kurtarır. Kişinin suçu özgür iradesiyle işlemediğine karar verilir.

Özgür irade

Özgür İrade Hakkındaki Görüşler

Psikolojide gerçekten özgür iradeye sahip olup olmadığımız konusunda bir fikir birliği ne yazık ki yok. Freud ve Skinner genel olarak görüşlerinde çok fazla anlaşamasalar da bu konuda anlaştıkları bir gerçek. İkisinin ortak görüşü, insan davranışının kişinin içindeki veya dışındaki etkilerle belirlendiğidir. Freud bilinçdışı çatışmalardan davranış nedeni olarak söz etmiştir. Skinner ise çevresel olasılıklardan bahsetmiştir. Ancak her iki durumda da karar vermede özgür olmadığımız sonucuna varılmıştır.

Özgür irade konusu, iki karşıt ama aynı derecede geçerli bakış açısı arasındaki bir çarpışmayı temsil ediyor. Tamamen metafizik açıdan özgür irademiz yoksa neden buradayız? Kendi yollarımızı seçemiyorsak yaşamın anlamı nedir? Yine de tamamen bilimsel bir bakış açısıyla başka bir şeyden kaynaklanmadan her şeyin meydana gelmesi nasıl mümkün olabilir? 

Libet Deneyi

Bu deney, sinirbilimci Benjamin Libet tarafından 1980’lerde bu konuyla ilgili yapılmış öncü deneylerden biridir. Beynin özgür irade ile ilişkili olan ilk ve günümüzde iyi bilinen araştırma dizisidir. Bu araştırmada, özgür ve gönüllü olarak kabul edilen kararları etkileyen ve bilinçsiz olduğu iddia edilen niyetlere odaklanılmıştır. 

Beyindeki ilgili faaliyeti ölçerken (özellikle elektrik sinyalinin birikmesi) her bir denekten bileğini hareket ettirmek için rastgele bir an seçmesini istenmiştir. 1965’te Kornhuber & Deecke tarafından keşfedilen Bereitschaftspotential “hazır olma potansiyeli” (BP)  olarak adlandırılmıştır. “Hazır olma potansiyelinin” iyi bilinmesine rağmen fiziksel eylemden önce, Libet bunun nasıl hareket etme hissine karşılık geldiğini sorgulamıştır. Deneklerin ne zaman hareket etmeyi düşündüklerini belirlemek için ellerindeki saati izlemelerini ve bilinçli hareket etme isteğini hissettiklerinde zamanı bildirmelerini istemiştir.

Libet, katılımcının bileğini hareket ettirme faaliyetini bilinçli olarak hareket etmeye karar verdiğini hissetmesinden yarım saniye önce olduğunu fark etmiştir.

Özgür İrademiz Ne Kadar Özgür? 1

Libet, bu bulguyu beynin bir şekilde hareketi yapmaya “karar vermesi” ve kişinin bu kararın ancak karar verildikten sonra bilinçli olarak farkına varması anlamına geldiği şeklinde yorumlamıştır. Bu demek oluyor ki bir katılımcı aldığı kararları önce bilinçaltı düzeyde almış ve daha sonra “bilinçli bir karara” dönüştürmüştür. Kişinin kendi isteği doğrultusunda gerçekleştiğine olan inancının ise sadece olayla ilgili geriye dönük bakış açıları nedeniyle olduğunu düşünmesi kanısını ortaya çıkarmıştır.

Diğer Çalışmalar

Harvard Üniversitesi psikoloğu Daniel Dennett, Libet’in çalışmasına yorum olarak insanların dikkatlerini saatlerinden niyetine kaydırmak zorunda kalacağını ve bunun irade hissi ile saatin elinin algılanan konumu arasında geçici uyumsuzluklar getirdiğini savunmuştur.

Filozof Alfred Mele ise bu çalışmayı başka nedenlerle eleştirmiştir. Mele, “hareket etme niyetinin farkındalığının” en iyi ihtimalle belirsiz bir duygu olduğunu açıklıyor. Bu nedenle deneklerin bildirdiği zamanları “BP” ile karşılaştırmak için yorumlama konusunda şüpheci kaldığını belirtmiştir.

Daha yakın zamanlarda frontal ve parietal korteksin aktivitesini inceleyen Soon ve meslektaşları, davranışsal ya da soyut bir seçimin / kararın (parmağı sağa ya da sola hareket ettirmek, matematiksel bir işlem)  “yükselişini” birkaç saniye önce gerçekleştiğini tespit etmeyi başarmıştır. Bilinçsiz bir beyin süreci, kişi hala ne seçeceğini bilmediğinde ne yapacağına karar vermiştir.

Özgür İrademiz Ne Kadar Özgür? 2

Bu araştırmalara benzer birçok makaleye rastlayabilirsiniz. Birçok farklı çalışmanın ve görüşün sunulduğu bu konu hakkında siz neler düşünüyorsunuz?

Gerçekten özgür irademiz var mı? Bu soru bile cevaplanabilir mi? Özgür irademiz olsaydı, tüm belirleyicileri ölçmek bile bazı davranışlarımızı açıklayabilir miydi? Ne yazık ki, insan davranışının tüm belirleyicilerini bilmiyoruz ve bu belirleyicilerin tümünü anlayamıyoruz. Bu yüzden özgür irademiz olup olmadığı sorusu muhtemelen felsefi bir bataklık olarak kalacaktır.

Bunca araştırmadan sonra sanırım hala başladığımız yerdeyiz. Bu konu hakkında kabul görmüş ve onaylanmış bir çalışma henüz gerçekleşmedi ancak mevcut çalışmalar bizi düşünmeye zorluyor. İnsanların özgür iradeye sahip olup olmadıkları, filozofların yüzyıllardır tartıştığı bir soru ve muhtemelen bu soruya cevap bulmak için çalışmalar yapılmaya devam edecektir. Psikoloji, özgür iradenin ya da en azından onun varlığına olan inancın işe yarayabileceğine dair bazı görüşler sunabilir. 

Bununla birlikte önemli olan, birbirimize (ve kendimize) düşünceleri ve duyguları önemli olan varlıklar olarak davranmamızdır. 

Kaynakça: 1, 2, 3

Editör: Berfincan Doğan