2019’un son aylarında ortaya çıkan koronavirüs salgını ile ülkemiz neredeyse 4 aydır mücadele ediyor. Birkaç yıl önce tüm bu yaşanan olayları anlatsalar çoğumuz inanmazdık belki de. Bu süreçte eski alışkanlıklarımızı garipsemeye başladık ve yepyeni alışkanlıklar edindik. Kalabalık yerlerden ve hatta birbirimizden korkmaya başladık. Temel ihtiyaçlarımızı gidermek zorlaştı, işlerimiz yarım kaldı, seyahatlerimiz iptal oldu. Tekrar aynı durumu yaşamamak için yavaş yavaş, sağlıklı bir şekilde normale dönebilmeyi umut ederek bu dönemde artan online alışveriş alışkanlıklarından bahsetmek istiyorum.

COVID-19, Dünya Sağlık Örgütü tarafından resmen bir salgın olarak ilan edildiğinde insanlar ilk olarak stok yapmaya başladı. İlk olarak el dezenfektanı, maske vb. tıbbi malzemeler, tuvalet kağıdı ve ekmek gibi temel ihtiyaçları satın aldılar. Mağazalar da duruma ayak uydurmaya çalışıyorlardı, talep artınca fiyatlar da artmaya başladı.

Birçok insan bu tip kriz anlarında farklı tepkiler verebilir. Bu tepkiler nesilden nesile veya cinsiyete göre değişim gösterebilir. İnsanlar birden fazla kaynaktan farklı tavsiyeler duyduklarında hazır olma içgüdüsüyle hareket eder ve mağazalarda boşalan rafları görünce çoğunluğa uyarak stok yapmaya başlayabilirler. Kontrol edemediğimiz, belirsiz ve riskli bir durumla karşılaştığımızda biraz da olsa kontrolü ele alabilmek için harekete geçebilir ve panik halinde elimizden gelen her şeyi yapma eğilimi gösterebiliriz. Bu konuyu Londra Sanat Üniversitesinde bir tüketici psikoloğu olan Paul Marsden şöyle açıklıyor: “Panik alışverişinin üç temel psikolojik ihtiyacımızı karşıladığı anlaşılabilir. Bu ihtiyaçlar otonomi (eylemlerimiz üzerinde kontrol sahibi olduğumuzu hissetme ihtiyacı), ilişki (ailelerimize fayda sağlamak için bir şeyler yaptığımızı hissetme ihtiyacı) ve yetkinliktir (alışveriş yapanların doğru seçimi yaptığını hissetme ihtiyacı). ”

online-alışveriş

Farklı Nesillerin Alışveriş Alışkanlıklarındaki Değişim

1. Z (2000 ve sonrası) ve Y (Milenyum, 1980-1999) Kuşağı

En genç kuşak olan Z ve Y kuşaklarının diğerlerine göre daha çok endişe duyduğu ve alışveriş alışkanlıklarını daha fazla değiştirdikleri gözlemlenmiştir. ABD ve İngiltere tüketicileri arasında yapılan bir araştırmada Y ve Z kuşağının %96’sının salgının etkileri konusunda duydukları endişe sonucu görülen davranışlar şunlardır: harcamalarını kısmak, ihtiyaçlarını stoklamak ve yeni deneyimlere daha az harcama yapmak.

2. X(1965-1979) Kuşağı ve Yetişkinler

Bu yetişkin kuşağın, koronavirüs etkileri hakkında gençlerden daha az  endişelendikleri ve endişelerinin alışveriş alışkanlıklarını Y ve Z kuşağı kadar etkilemesine izin vermedikleri görülür.

online-alışverişte-artan-kart-kullanımı

Cinsiyete Göre Alışveriş Alışkanlıklarındaki Değişim

Alışveriş davranışları kuşaktan kuşağa farklılık gösterdiği gibi cinsiyete göre de değişebilir. Anket verilerine göre kadınlar Covid-19’un etkileri konusunda erkeklere göre daha fazla endişe duymaya yatkın olmalarına rağmen kadınların alışveriş alışkanlıklarının erkeklere oranla daha az etkileneceği öngörülmektedir.

Pandemi Döneminde Hangi Kelimelerin Aramaları Arttı?

Türkiye’de e-ticaretle ilgili terimlerden arama sayısı en çok artan anahtar kelimeler %311 ile “online alışveriş”, %128 ile “internet alışveriş”, %124 ile “aynı gün teslimat”, %90 ile “online satış” ve %81 ile “ücretsiz kargo” oldu.

çevrimiçi-aramalarda-artan-kelime-aramaları

Pandemi Döneminde Artan Kart Kullanımı ve Sektörlere Göre Dağılımı

Dijital dönüşümle birlikte her geçen gün internetten alışveriş yapılabilecek mağaza sayısı artarken koronavirüs salgınıyla bu sayı daha hızlı artmaya başlamıştır. Bankalararası Kart Merkezi (BKM)’nin Mayıs 2020 verilerinde internetten kartlı ödeme seçeneği bulunan iş yeri adedinin geçen yıla göre %43 artarak 54000’i geçtiği ve internetten kartlı ödeme tutarının, geçen yılın aynı dönemine göre %14 artarak 19 milyar TL’ye ulaştığı görülmektedir. Böylece mayıs ayında internetten kartlı ödemelerde rekor seviyeye ulaşılmış ve internetten kartlı ödemelerin toplam kartlı ödemelerdeki payı da rekor kırarak %25’i geçmiştir.

Mart ve nisan aylarında 5 milyon, mayıs ayında 2 milyon kart ilk kez internet ödemelerinde kullanılmış böylece pandemi döneminde toplam 7 milyon kart ilk kez internet alışverişiyle tanışmıştır.

İnternet üzerinde kullanılan kart oranlarının genel kart kullanımına oranı açısından mayıs ayı verileri incelendiğinde “elektronik eşya” ve “giyim” sektörlerine olan ilginin yoğun şekilde arttığı görülmektedir. Bu veriler geçen yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında “elektronik eşya” sektöründe %43 olan internetten kartlı ödeme payı Mayıs 2020’de %70’e, “giyim ve aksesuar” sektöründe %14’ten %42’ye, “eğitim/kırtasiye” sektöründe %14’ten %30’a, “mobilya ve dekorasyon” sektöründe %11’den %24’e ve “yemek” sektöründe %4’ten %12’ye çıkmıştır. Pandemi dönemiyle beraber ödeme alışkanlıkları hızla değişirken bu 5 sektör internetten ödemelerin geçen yıla göre en fazla tercih edildiği sektörler arasında yer almıştır.

Pandemi Döneminde Artan E-Ticaret Kategorileri

Pandemi döneminde en hızlı artan e-ticaret kategorileri: saç boyası, ağda ve tüy dökücüler, hijyenik ped, çamaşır suyu, sabun ve duş jeli kategorileri oldu. Evde geçirilen sürenin artmasıyla birlikte kuaför ve kişisel bakım ihtiyaçlarının da evde giderilmeye başlandığı görüldü. E-ticaretteki büyüme, kişisel bakım ve temizlik kategorileri ile sınırlı kalmayarak çay, Türk kahvesi ve hazır kahve kategorileri de bunların yanında yer aldı.

pandemi-sürecinde-artan-e-ticaret-yönelmeleri

Ufak Bir Hatırlatma

Birçoğumuz daha önce hiç evde bu kadar uzun vakit geçirmemiş olabilir. Bu durumun olumlu yanlarına bakacak olursak kendimizi dinleyebilmek için uzun bir zamanımız oldu. Evde geçirilen bu uzun zamanı keyifli hale getirebilmek için yeni rutinler geliştirdik. Evde spor yapmak, yemek yapmak, sevdiklerimizle vakit geçirmek, oyunlar oynamak, evden çalışmak, yeni hobiler edinmek bu rutinler arasında gösterilebilir. Yeni normal zamanda bu rutinlerden mümkün olduğunca vazgeçmeyi istemeyecek kişiler vardır aramızda.

Bu süreci bazılarımız dolu dolu geçirmeye çalışırken bazılarımızın adapte olması zor oldu. Fakat hiçbirimiz bu zorlu süreçte bir şeyler üretmek veya yapmak zorunda değildik. Bu süreci boş geçirdiğini düşünen varsa hemen bu düşünceden vazgeçmeli. Belki de bu süreç olmasa kendimizle baş başa kalıp uzun uzun konuşma fırsatını hiç bulamayabilirdik. Bu yüzden endişelerinizi bir kenara bırakıp bu süreci içinizden geldiği gibi yaşamaya devam edin, tabii sosyal mesafenizi korumayı unutmadan…

Kaynaklar: 1, 2, 3, 4