1. Doğan Cüceloğlu

Doğan Cüceloğlu 1938 Mersin doğumludur. İletişim psikolojisi üzerine uzmanlığı bulunmaktadır.

2. Beyhan Budak

İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünde lisans eğitimini tamamlayan Beyhan Budak ardından eğitimine ve çalışmalarına devam ederek günümüzde klinik psikolog olarak çalışmalarına devam etmektedir.

3. Zeynep Selvili Çarmıklı

Uzman Ruh Sağlığı Danışmanı ve Psikoterapist olan Zeynep Selvili Çarmıklı aynı zamanda sosyal medyada da aktif olmaktadır.

View this post on Instagram

Neden bazıları sevmediği biriyle birlikte olurlar?⁣ ⁣ ⁣ Neden bazıları onları ihmal eden, sevmeyen kişilere yönelirler?⁣ ⁣⁣ Neden bazıları evlenince değişirler?⁣⁣ ⁣⁣ Neden bazıları hep kavga ettikleri halde ayrılmazlar?⁣⁣ ⁣⁣ Neden bazıları başka bir ilişkisi olan kişilerle birlikte olmaya devam ederler?⁣⁣ ⁣⁣ Neden bazıları eşlerini aldatırlar?⁣⁣ ⁣⁣ Neden bazıları bir türlü uzun süreli ilişki kuramazlar?⁣⁣ ⁣⁣ ⁣⁣ Bütün bu soruların ve burada yer almayan ama aklınıza ilişkilerle ilgili olarak gelen soruların tek bir cevabı vardır: içselleştirilen ilişki modeli. Peki, ilişki modeli nedir, nasıl oluşur? Sık gördüğümüz ve tekrarlanan ilişki tarzları (başta anne ve babamız arasındaki ilişki) bizim ilişki modelimizi oluşturur.⁣⁣ ⁣⁣ ⁣⁣ Eğer anne-baba ilişkisinde sürekli kavga, tartışma varsa, çocuk da bu tartışma sahnelerine defalarca korku, üzüntü, kaygı içinde izleyici kalmışsa, ilişkinin “kavga etmek” olduğunu öğrenecek ve büyüdüğünde ya kavga edebileceği bir eşe ya da sürekli kavga çıkaran bir eşe yönelecektir. Eğer eşlerden birinin diğerine kötü davrandığı bir aileden geliyorsanız, yetişkin olduğunuzda, stres altındayken ya eşinize ya da kendinize kötü davranır, zarar verir ya da kendinize zarar veren, size kötü davranan bir eş seçersiniz. Eğer anne-babası zorla evlendirilmiş veya evlenince birbirlerinden hiç hoşlanmamış ama çeşitli nedenlerle evliliklerini sürdürmüş bir çiftin çocuğuysanız, sizi sevmeyen, ihmal eden, hatta kötü davranan birine “çekim” duyma ihtimaliniz oldukça yüksektir.⁣⁣ ⁣⁣ ⁣⁣ O halde kendimize eş olarak birlikteyken mutlu olacağımız birini değil, anne-babamızın ilişki modelini devam ettirebileceğimiz birini mi arıyoruz? Aradığımız “iyi bir eş” değil de “iyi bir eşleşme” mi?⁣⁣ Peki, kara yazgımızdan kurtulmak mümkün mü? ⁣⁣ ⁣⁣ Ceylan Hoca, New Orleans Gestalt Terapi Derneği kurucularından Anne Teachworth tarafından 2000'li yıllarda ortaya konulan psikogenetik modeli üzerine harika bir kitap yazmış. Lütfen okuyun. ⁣⁣ ⁣⁣ #ceylandaş #anneteachworth #psikogenetikmodel

A post shared by Zeynep Selvili Çarmıklı (@z.zeynepselvilicarmikli) on

4. Merdiven Altı Terapi

Deniz Dülgeroğlu, kendinden emin ve eğlenceli bir şekilde yaşanmışlıklarını bizlerle paylaşmaktadır.

5. İpek Gökozan

View this post on Instagram

Tohumlar, ağaca…

A post shared by Klinik Psikolog İpek Gökozan (@psikolog.ipekgokozan) on

6. Pınar Deniz Mermer

7. Kardelen C. Ergin

View this post on Instagram

Yemek masasına oturduğunuzu hayal edin, evin kedisi yanınızda belirdi miyav miyav masadan yemek istiyor. Patisiyle bacağınıza dokunuyor, dikkatinizi çekmek için elinden geleni yapıyor. Siz de artık sussun da kafanız rahat etsin istediğinizden ona masadan bir parça yiyecek veriyorsunuz 🐟 afiyetle yiyor sesini kesiyor ve gidiyor 🐈 Ertesi akşam oluyor, masadasınız, kedi yine geldi. Yine miyavıyor, diyorsunuz ki "Yok olmaz." ama bu sefer daha önceden verdiğinizi bilen kedi daha da güçlü miyavlamaya başlıyor, huysuzluğuna dayanamayıp yine bir parça yiyecek veriyorsunuz 🦐 yeter ki sussun! O da zaten susup gidiyor. Ta ki yarın akşam olup daha da kuvvetli miyavlayana kadar. Kedi ile bir döngüyü kırmanın tek bir yolu var, kedinin bu davranışını pekiştirmemek. Tamam artık bitti bu deyip miyavlasa da "Bu miyavlamaları bana zarar veremez" demek, o miyavlamakla savaşmamak, arka plan gürültüsü olmasına izin vermek. Böylece ertesi akşam belkş daha kuvvetle hırsla gelecek ama bir süre sonra vazgeçecek, ve özgürlüğünüzü böyle kazanacaksınız. _____ Buradaki kedi dürtülerdir. Dürtüler tıpkı cırtlak sesli bir kedi gibi bıkmadan miyav miyav miyav der. Ve "Düşünmek istemiyorum" diyen kişi de dürtünün istediğini ona verir ve dürtü ertesi gün daha da kuvvetle gelir. Sizin sürekli beslediğiniz ve sonra geliyor diye kızdığınız dürtü hangisi? Peki artık gelmesini kesmek için ne yapabilirsiniz? #kcemetafor #kcebeslenme

A post shared by Kardelen C. Ergin (@kardelencergin) on

8. Mindfulness Institute

9. Kıvılcım Kıran Gen

View this post on Instagram

Bugün diyeceklerim bazılarının yararına olacak diye umuyorum. Ancak bazılarını da rahatsız edebilir. Anneler Günü ile ilgili karşı bir görüş duymak istemiyorsan, bunun sana iyi gelmeyeceğini düşünüyorsan, lütfen devamını okuma. . . Anneler Günü kutlamanın pek çok insanı yaraladığını düşünüyorum ve bu günü kutlamayı ahlaken de yanlış buluyorum. . . Öncelikle tabi ki bugünün bolca tüketimle sunulması, annelik üzerinden yapılan kadın yargılaması var. Çeşitli sebeplerden bu günü zor bulan insanların (ve bu bayağı pek çok insan) anneler günü mesajlarına maruz kalmasını da üzücü buluyorum. . . Ama asıl itirazım şu: Çocuklar hayata gelmeyi kendileri seçmiyor, biz annelik rolünü seçiyoruz. Üstelik her anne koşulsuz iyi değildir, kabul etmek zor olsa da, "yeterince iyi annelik" diye bir şey vardır (Jasmin Lee Cori – Annenin Duygusal Boşluğu kitabını ve Winnicott’un yazdıklarını tavsiye ederim) ve bir annenin yeterince iyi olup olmadığına ancak çocuğu karar verebilir. Ama annelik kavramı ile ilgili baskı o kadar yoğundur ki çocuk aldığım annelik iyi miydi diye bırak düşünmeyi, böyle bir sorunun varlığını bile suçluluk hissi olmadan karşılayamaz. . . Nihan Kaya'nın İyi Aile Yoktur kitabında dediği gibi "Çocuk anne babasını onlar çocuğa nasıl davranırsa davransın sever ki çocuğun dramı da budur". Beni sevmekten başka bir şansı olmayan bir varlık üzerinden böyle bir kutlama bu nedenle yanlıştır. Çocuk anneye muhtaçtır. The Room (Oda) filminde anne çocuğuna iyi bir anne olamadığını düşündüğünü söyleyince çocuk annesine şunu der: "Sen yine de annesin (You are still ma)". Bu çocuğun çaresizliğidir. Anneler günü Amerikalı Anna Jarvis'in kendi annesinin ölümünün ardından bir anma günü yapması ile başladı. İlginçtir ki öldükten sonra anılmayı isteyen zaten annesiydi ve aslında Anna çaresizdi. . . Annenizi kutlayarak annenizi mutlu etmek, anneliği onurlandırmak istiyor olabilirsiniz ve bu çok temiz ve saf bir yerden, içinizdeki çocuktan geliyor… Devamı yorumlarda…

A post shared by Kıvılcım Kıran Gen (@kivilcim.kiran) on

10. Tutku Uyarağalar

View this post on Instagram

Geçen gün çok sevdiğim filmlerden birini bir kez daha izledim: 12 Angry Men (12 Öfkeli Adam). 1950'lerde çekilen film birkaç dalda Oscar adayı oldu. Hala izlenen, tek bir odada geçmesine rağmen diyaloglarıyla hikayesiyle oldukça etkileyici olan bu film aday olduğu sene hiç Oscar alamadı.🌿 (hemen bir parantez açmak istedim, filmlerin değerinin Oscar ile doğru ölçüldüğüne inanmayanlardanım☺️) Hadi şimdi 1958 yılının Los Angeles'ına götürelim kendimizi ve şu "ya hep ya hiç" düşüncemizi. Ödül törenindeyiz, "ya hep ya hiç" düşüncemiz bizimle konuşuyor; "ödül almıyorsa film iyi değildir, sonuçta ödül alan filmler iyi olur bu bir kural,!" diyor, filmimiz ödül almıyor, ama düşünce de susmuyor "Gördün mü ödül almadı, iyi olsa ödül de alırdı, ama Oscar'da başarısız oldu demekki bu film kötü." 🌿 Peki sizce Oscar alamadığı için bu filme kötü der miyiz yoksa ödül almasa da aday olacak kadar iyi bir film mi deriz? "Ya hep ya hiç" düşüncesi bize "İyinin tersi kötü, iyi olamadı elinde sadece kötü seçeneği kaldı demek ki bu film kötü" diyor. 🌿 Bize literatürün söylediğine göre bu çarpıtma gri bölgeleri yok sayar halbuki gri bölgeler vardır, bunları fark edebilmek, otomatikleşen iki seçeneğin dışındaki bölgeleri görmek faydalı olabilir🌿

A post shared by Klinik Psk. Tutku Uyarağalar (@psikologtutkuuyaragalar) on

Takip Edebileceğiniz İngilizce Psikoloji Kaynakları

11. The Psych Show

12. Journey to Wellness

13. Matilda

14. Hannah

https://www.instagram.com/namastehannah/?utm_source=ig_embed

Editör: Onur Çamlıca