Psikopat, filmlerden anladığımız kadarı ile seri cinayetler işleyen insafsız bir suçlu tipidir. Fakat bu kelime sadece bu tip insanları mı kapsar? Aslında suça meyil ettirmeyen davranış bozuklukları da bir nevi psikopatolojik bir durum olduğu için psikopatlık sayılabilir. Mesela bipolar bozukluk, şizofreni gibi hastalıklar suça direk yönlendiren hastalıklar arasında değillerdir. Hatta daha basit düşünürsek çıkarcılık, narsistlik gibi davranış bozuklukları kişisel hayatta bir takım sorunlara yol açsa da toplumsal suçlara pek yönlendirmez. Fakat tüm psikopatolojik durumların bir ortak yönü vardır.

psikopat, şizofreni, bipolar, seri katilPsikopat Beynin Farkı

Beyin görüntüleme cihazlarının da gelişmesiyle artık bazı şeyleri daha net görmekteyiz. Yapılan araştırmaların verilerine dayanarak diyebiliriz ki psikopat insanlarda “hipofrontalite” yani beynin ön tarafının az çalışması durumu söz konusu (Hipo: az Frontal: ön ). Peki beynin ön tarafı az çalışınca neler oluyor? Bunun iki muhtemel sonucu vardır: Birincisi beynin alt kısımlarından gelen dürtüleri baskılayamamak diğeri ise üst beyne atfedilen empati ve sosyal kurallara uyma (ahlak, etik) gibi sosyal ve yüksek zihinsel işlevlerde azalmadır. Şimdi bir düşünün; hem içinizdeki şiddet duygusunu bastıramıyor hem de zarar verdiğiniz canlılarla empati kuramadığınız için hiç üzülmüyor, soğuk kanlılıkla zarar vermeye devam ediyorsunuz. Bazı durumlar daha da dehşet verici olabiliyor.

Teksas Kulesi Nişancısı

Bu dehşet verici vakaların belki de en meşhuru 1 Ağustos 1966’da Amerika’da gerçekleşmişti. Mühendislik okuyan Charles Whitman, o gün önce eşini ve annesini öldürdü. Sonra pompalı tüfek, keskin nişancı tüfeği ve bir cephanelik kadar mermiyle Teksas Üniversitesi yerleşkesinde bulunan bir kuleye çıkarak etrafa rastgele ateş açmaya başladı. Bir buçuk saatte 49 kişiyi vurdu ve 16 kişinin ölümüne sebep oldu. Polis güçleri Whitman’ı etkisiz hale getirmek için onu öldürmek zorunda kalmışlardı. İşin ilginç yanı ise Whitman’ın ölümünden sonra ortaya çıktı. Whitman’ın düzenli olarak tutuğu günlüğünde aklına bir çok akıl dışı düşünceler geldiği ve zihninin bunlarla istila edildiğini, bunların sonucunda hissettiği derin üzüntüyü detaylı olarak yazmıştı. Hatta yapacaklarının sonucunda üzülmemeleri için karısını ve annesini öldürdüğünü bile yazmıştı. Talihsiz adam öldükten sonra otopsi yapılmasını ve aklına gelen bu istilacı düşüncelerin biyolojik bir sebebi olup olmadığının öğrenilmesini istemişti. Yapılan otopsinin sonucunda Whitman’ın beynindeki şakak lobunda büyükçe bir tümör bulundu. İlk değerlendirmede bunun önemsiz olduğu belirtilse de, yıllar sonra bu katliamın asıl sahibinin o tümör olduğu anlaşıldı.

psikopat, şizofreni, bipolar, seri katilSonsöz

Gerek Whitman vakasında gerek diğer seri cinayetlere baktığımızda katillerin beyinlerinde biyolojik bir deformasyon görmek işten bile değil. Empati duygusunu kaybetmiş ve içinden gelen öldürme dürtüsüne karşı koyacak sistemleri devre dışı kalmış bu insanların aslında öldürdükleri insanlar gibi bir kurban olduklarını söylemek yanlış olmaz herhalde. Pekiyi ne yapmalıyız katilleri serbest mi bırakalım? Tabii ki hayır. İstemeden yapmış olsa bile her suçun bir cezası olacaktır. Burada yapılması gereken çocukluktan itibaren bu tür eğilimleri olan insanları takip etmektir. Korku filmlerini gözünü kırpmadan izleyen bir genç şüpheli durumdadır mesela. Yahut hayvanlara zarar verme eğilimleri olan çocuklar muhtemelen ileride insanlara zarar vermeye başlayacaklardır. Birden bire oluşan bu Whitman vakası gibi vakalarda ise devletin bu konuda tedbirli olup saldırgan eğilim göstermeye başlayan kişileri rehabilite etmesi gerekmektedir. Ancak böyle bu üzücü vakaların  sayısı azaltılabilir.

Bir sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle esen kalın..