Romantizm; 1750’lerde başlayarak 19. yüzyıl boyunca süren ve başta İngiltere, Almanya ve Fransa olmak üzere bütün Avrupa’yı etkisi altına alan bir sanat akımıdır. Romantizmde duygusallık, heyecan, özgürlük, doğa sevgisi, yurtseverlik, geçmişe özlem ve ütopya gibi konular ön plana çıkarılmıştır. Bu yönüyle de günümüz modern sanat anlayışına geçilmesinde bir köprü işlevi görmüştür. Romantizmin oluşmasında yazar ve şairlerin eserleri ile birlikte Avrupa’nın tarihini değiştiren siyasal, toplumsal ve ekonomik değişimler de çok etkili olmuştur.

Romantizmde sanatçılar düşlerini, özlemlerini özgür biçimde ifade edebilmek için ortaya koydukları eserlerinde kişiliklerini ve iç dünyalarını yansıtmayı seçmişlerdir. Romantik dönemde manzara resmi konulara fon olmaktan çıkıp figürlerin önüne geçmiştir. Manzara resimleri, görenleri kendi iç dünyasına ve duygularını açıklamaya yöneltmiştir.

Romantizm; genel olarak klasisizmin özellikle de neoklasizmin düzen, sukunet, uyum, denge, idealleşme ve rasyonellik ilkelerinin bir reddi olarak görülebilir. Bir ölçüde aydınlanmaya, 18. yüzyıl rasyonalizmine ve genel olarak fiziksel materyalizme karşı bir tepkidir. Sanayileşen toplumun ve sanayileşmenin getirdiği neredeyse dini hayatı bile değiştirme gücüne ulaşan dünya görüşü ve hayat anlayışı, romantizmin çıkış noktası olmuştur. Romantizm, antik döneme yeniden bir dönüş sayılan neoklasik akımdan sonra belirli kalıplar ve kurallardan yorulan Avrupa sanatının kendine yeni bir çözüm yolu aramasıyla ortaya çıkmıştır.

Romantizm birey, öznel, irrasyonel, yaratıcı, kişisel, kendiliğinden olağan, duygusal olan vizyoneri ve aşkınlıkları vurgular. Romantizmin karakteristik davranışlarının arasında doğanın güzelliklerini derinden takdir, mantık ve akıl üzerindeki duyuların genel olarak yüceltilmesi vardır. Ayrıca kendine yönelmeyi, insan kişiliğinin, ruh hallerinin ve zihinsel potansiyellerinin daha fazla incelenmesini merkeze alır. Dahiyle, kahramanla ve genel olarak istisnai bir figürle meşgul olması ile birlikte tutkularına ve iç mücadelelerine odaklanması hedeflenir. Sanatçının ruhu, resmi kurallara ve geleneksel prosedürlere sıkı sıkıya bağlı kalmaktan daha önemli olan bireysel yaratıcılığa odaklanır. Aşkın deneyimlere ve manevi gerçeğe bir kapı aralayan hayal gücüne vurgu yapar.

Romantizmin Oluşmasını Sağlayan Etmenler

1. Rönesans ve reform: Rönesans ile doğanın ve insanın keşfi, dinde kilisenin konumunun değerlendirilmesi ve Eski Yunan kaynaklarının incelenmesi ortaya çıkar.

2. Yeni topraklar: Sömürgecilik kaynaklarının Avrupa’ya taşınması ile tarımsal üretim artar ve ticaret burjuvazisi doğar.

3. Bilimsel çalışmalar ve buluşlar: Copernicus ve Galileo’nun evren ve yeryüzüne ilişkin buluşları, Denis Papin’in buhar gücünü keşfi.

4. Ticaretten sanayiye geçiş: Buharlı makinelerin dokuma tezgahları ve diğer üretim alanlarında kullanımıyla yeni bir sınıf, sanayi burjuvazisi doğar.

5. Düşüncede aydınlanma: Özellikle Descartes sonrası felsefedeki yeni yaklaşımlar insana ve evrene bakışı değiştirir. Diderot, J.J. Rousseau, Auguste Comte insan haklarını ve insan doğa ilişkilerini sorgularlar.

6. Fransız İhtilali: Fransız Devrimi’nin ardından sanatçılar özgür bir biçimde konularını seçmeye başlarlar. Klasisizmde olduğu gibi bastırılmış konulardan sıyrılarak daha hümanist konulara yönelirler.

Sırasıyla: John Crome, Norwich River, Afternoon / Richard Parkes Bonington, Landscape In Normandy

Romantizm insanın duygularını, düşüncelerini, düş gücünü yansıtan, sanatçının özgürce kendisini ifade etmesini sağlayan çağdaş bir görüştür. Romantik sanatçılar kurallardan, ölçülerden ve formları sınırlayan çizgilerden kurtulma çabasındadır. Onlar renk kitleleriyle kendini ifade etme yolunu bulmuş, sanat için sanatı seçerek kendilerine yeni bir dünya yaratmıştır. Sanatçının kendisini, duygularını ve sanatçının dünyasını ön plana çıkararak bu öğeleri esin kaynağı olarak almışlardır. Romantizm sanatçıları çekicilik, duygusallık, aşırılık, düşsellik konularını işler ve dramatik olarak betimlemeye çalışır.

Romantizm akımının önde gelen ressam, heykeltraş ve sanatçılarına Eugène Delacroix, Ingres, Théodore Géricault, Joseph Anton Koch, James Ward, Gordale Scar, John Constable, J. C. Dahl, William Blake, J. M. W. Turner, Ivan Aivazovsky, William Blake, Karl Bryullov, Hans Gude, John Martin gibi örnekler verilebilir.

Eserlerini çok beğendiğim ve onlardan çok etkilendiğim Ressam William Turner ile romantizm akımından bahsetmeye devam etmek istiyorum.

William Turner, 19. yüzyıl İngiltere’sinin farklı bir renk duyarlılığı ile çalışan manzara ressamlarından biridir. Eserlerinde her şey ince bir tül tabakasıyla kaplıdır; çalışmalarında sisli bir denize, kasırgalara, batan güneşe, tren dumanlarına sıkça rastlanır. Doğanın büyük gücünü tuvaline aktarmak için olağanüstü yeteneklerini kullanan Turner, inanılmaz yoğunlukta görüntüler içeren manzara resimleri ortaya koymuştur.

Romantizm

Suluboya ve yağlı boya resimlerinde ışık, renk ve hareketi solgun ve parlayan renklerle bir arada yansıtan “Denizde Kar Fırtınası”, “Londra Lordlar Kamarası Yangını”, “Güneşin Doğuşu Ve Deniz Canavarı”, “Trenin Köprüden Geçişi”  önemli eserlerindendir. Denizde Kar Fırtınası adlı eseri için “Böyle manzaranın neye benzeyebileceğini göstermek istiyordum. Bunun için bir geminin direğine kendimi sıkıca bağladım. Dört saat boyunca deniz ve kar tarafından kamçılandım. Sağ çıkabildiğim taktirde böyle bir fırtınayı resmetmenin tek yolu buydu.” demiştir.

“İnsan, doğaya her zaman yenik düşer.”

Editör: Berfincan Doğan