Leonardo Da Vinci – Son Akşam Yemeği

Michalengelo – Adem’in Yaradılışı

Botticelli – Venüs’ün Doğuşu

Bu tabloları daha önce hiç duymuş muydunuz? Belki isimleri duymadınız ama eminim bu tabloları bir sergide, Instgram’da gezerken ana sayfanızda, bir çantanın üzerinde süs olarak ya da birinin kolunda bir dövme olarak gördünüz. Peki bu tabloların ne anlatmak istediğini veya nasıl bir hikayesi olduğunu hiç düşündünüz mü?

Son Akşam Yemeği

Şu anda Milano’da Santa-Maria delle- Grazie’nin yemek salonunda bulunan “Son Akşam Yemeği” tablosunda, İsa Mesih’in Romalı askerlerce yakalanmasından önce 12 Havarisi ile yediği son akşam yemeği resmedilmektedir. Da Vinci, İsa’nın “Aranızdan biri Romalılardan altın alarak beni ele verecek.” dediği anı resmetmiştir.

İsa, ona ihanet eden kişinin korkunç bir kaderi olacağını söyledi ardından dua etti ve yemek için Tanrı’ya teşekkür etti. Daha sonra ekmeği kırdı ve şarabı öğrencilerle paylaştı. Onlara ekmeğin vücudunun bir sembolü olduğunu, kendileri için kırıldığını ve şarabının, günahlarının bağışlanması için dökülecek olan kanının bir sembolü olduğunu açıkladı.

Havarilerin yüzlerine odaklanıldığında şaşkınlık, hüzün, isyan gibi ifadeleri görebilirsin. Resme üstün körü bakıldığında sadece bu yazdıklarımı görebilirsiniz ama resim aslında bundan fazlasını içindeki sırlarda barındırıyor. Da Vinci Şifresi kitabına göre İsa’nın solunda oturan kadın Magadalı Meryemdir. Hz. İsa ve Magadalı Meryem’in kalçalarından birleştirilmiş olduğuna inanılır ve resimdeki duruş kocaman bir V oluşturur. Bu V paganların kadın sembolüdür aynı zamanda V kutsal kaseyide tanımlamaktadır.

İsa’ya ihanet eden Yahuda’da belirgin şekilde resmedilmiştir. Resimde İsa’nın sağında kalan ve para çantası belli olan Yahuda’nın önünde şarap değil süt vardır. Bu da onun lütuftan düştüğünü gösterir.

Adem’in Yaratılışı

Belki de son yıllarda en çok rastladığımız tablo Adem’in Yaratılışı’nın orijinali şu an Vatikan’daki Sistine Şapeli’nin tavanında bulunuyor. Bu eseri bu kadar eşsiz kılan ve gündemde tutmayı başaran şey ise bence kesinlikle Michelangelo’nun gizemlerle dolu bir betimleme yapmasıdır. İlk bakışta eseri iki parçada görürüz.

Sol kısım Cennet bahçelerini temsil eder. Michelangelo, Cennet bahçelerini mavi ve yeşil yoğunlukta ve sade biçimde betimlemiştir. Cennet bahçesinde Tanrı’nın henüz yeni yaratığı Adem güçsüz ve çelimsiz bir şekilde uzanmış hayat bulmayı bekler. Resim incelendiğinde Adem’in tüm anatomik ayrıntılarının yansıtıldığı fark edilmektedir ve bu da eserin neden bu kadar eşsiz olduğunun kanıtlarından bir başkasıdır.

Sağ kısıma baktığımızda ise Tanrıyı ve melekleri rahatlıkla görebiliriz. Tanrı gri saçları ve uzun sakalları ile bilgin ve yaşlı bir kişiliği yansıtırken bir yandan da kaslı ve keskin vücut hatlarına sahip bir genci yansıtır. Burada Michelangelo’nun İncil’deki “Tanrı insanı kendi suretiyle yarattı.” cümlesinden esinlenildiği düşünülmektedir. Bir başka teoriye göre ise Michelangelo’nun Tanrı sureti olarak kendi yüzünü kullandığı söylenir. Sol kısımda asıl gizlenmiş olan ise Tanrı’nın tam da üzerinde durduğu beyin figürüdür. Resme dikkatle bakıldığında Tanrı’nın beynin tam ortasına yerleştirildiğini görebilirsiniz. Yorumcular bu çizimle Michelangelo’nun burada Tanrı’nın insanoğluna düşünme kabiliyeti verdiğinin simgelendiğini söylerler.

Resmin en can alıcı noktası olan Tanrı’nın ve Adem’in parmağının yaklaştığı kısımdır. Bu kısımla ilgili yorumcuların farklı teorileri vardır. Bunlardan en ünlüleri;

  • İlk teoriye göre (ki en çok kabul edilen) Tanrı’nın Adem’e hayat verişi anlatılmaktadır.
  • Başka bir yorum da ise bu kısım da insanoğlu ile Tanrı’nın yabancılaşması anlatılır.

Sizce parmakların birbirine yakınlaştığı bu kısımda ne anlatılmak isteniyor?

Venüs’ün Doğuşu

1445-1510 yılları arasında Botticelli tarafında çizilmiş Venüs’ün Doğuşu, Avrupa’da bin yılı aşkın süredir görülmemiş insan boyutlarında çıplak bir kadını tasvir eder. Bu eser, Floransa Erken Rönesans kültürünü en çok somutlaştıran eserdir. Botticelli’nin bu eseri çizerken ilhamını, Angelo Poliziano’nun Venüs’ün Doğuşu şiirinden aldığında inanılır. Bu şiir Aphrodite için yazılmış bir Antik Yunan ilahisinden alıntıdır. Venüs, Aphrodite’in Latin Mitolojisindeki karşılığıdır.

Angelo Poliziano’nun Dizeleri

Dalgalı denize atar atmaz onları gittiler,

Engine doğru uzun zaman,

Ak köpükler çıkıyordu tanrısal uzuvdan.

Bir kız türeyiverdi bu ak köpükten,

Önce kutsal Kythera’ya (Yunanistan’da bir ada) uğradı bu kız oradan da denizle çevrili Kıbrıs’a gitti,

Orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça,

Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu narin ayaklarının bastığı yerden.

Aphrodite dediler ona tanrılar ve insanlar,

Bu köpükten doğmuş olduğu için…

Yunan mitolojisine göre Kronos (Zeus’un Babası) titanların hükümdarı olmak için kendi babası Ouranos’un cinsel organını keser ve Akdenize atar. Deniz döllenir ve köpüklerin arasından Venüs (Aphrodite) doğar.

Eserde Venüs’ün dalgaların ardından karaya çıktığı an resmedilmektedir. Resmin hemen solunda Zephyr (batı rüzgarı) ve karısı Chloris’in sarıldığı ve batı rüzgarlarını estirdiği görülmektedir. Zephyr’in batı rüzgarlarını, Venüs’ün içinde bulunduğu deniz kabuğunun yol almasını sağlamak için estirmektedir. Venüs’ün resmedilmiş duruşunun ismi “Venus Pudica – Modest Venus” olarak geçer. Bu duruşun temel özelliği Venüs’ün elleri ile göğüslerini, saçları ile genital bölgesini zarifçe kapatmasıdır.

Resim sağ tarafında ise mevsim tanrıçası olan Horai’nin Venüs’ü giydirmek için geldiğini görebilirsiniz. Horai’nin boynundaki çelenk ve kemerindeki gül detayları da yine Venüs’ü simgelemektedir.

Botticelli bu eserle, Rönesans döneminde yaygın olan Pagan dinini ve Hristiyanlığı bir araya getirmeye çalışmıştır.

Bu eserler dikkatle incelendiği asırlar öncesinde sanatın insanlara birçok mesaj verdiği, bilgilendirdiği, düşündürdüğü açıkça ortada. Şimdi ise sanata dair izleri yakalamak için bile uğraşmıyoruz. Birçok insan bir sanat galerisine gidip eserleri incelemekten ziyade önünde fotoğraf çekiniyor. Sizce biz asırların gerisinde yaşarken o zamanlardaki insanlar asırların ilerisinde yaşıyor olabilir mi? Sizce neden böylesine değerli tablolar artık ortaya konulmuyor? Yorumlarda belirtmeyi unutmayın 🙂

Kaynakça

https://www.sanatabasla.com/2012/05/ademin-yaratilisi-the-creation-of-adam-michelangelo/

https://seyler.eksisozluk.com/botticellinin-venusun-dogusu-tablosu-bize-ne-anlatiyor

https://tr.wikipedia.org/wiki/Son_Ak%C5%9Fam_Yeme%C4%9Fi_(tablo)