Hindistan denilince aklımızda renkler, müzikler ve ışıklar belirir. Kendine has üslubuyla çekilmiş dramalar, tapınaklar, sariler… Hindistan tam bir gösteri dünyasıdır. Kalbiyle hareket eden bir kaos. Jhumpa Lahiri’nin Saçında Gün Işığı kitabı da bu renklerle dokunmuş bir hikâyeyi anlatıyor. Kitap yalnızca Hindistan’ın değil, yaşamın renkleri ile de donatılmış.

hindistan

Kitapta iki ülke, iki kültür, iki kardeş var. On beş ay arayla doğan ve Kalküta’daki Tolly Kulübü yakınlarında, mütevazı bir orta sınıfta yetişen Subhash ve Udayan. İkisi de birbirinden çok farklı; Subhash temkinli, Udayan pervasız ve sınırları test ediyor. Subhash uyumluyken Udayan meydan okuyor. Subhash Amerika’da eğitimine devam ederken Udayan Hindistan’da ailesiyle kalıyor.

Kitap boyunca Hindistan’ın siyasi – toplumsal geçmişini ve batı kültürünü birlikte izleyebiliyoruz. Ana karakterlerden Udayan, genç bir devrimci. Tıpkı o dönemler Çin’de olduğu gibi ülkesinin de kurtuluşunun komünizm ile olacağına inanıyor. Subhash ise ithal bir ideolojinin Hindistan’ın sorunlarını çözebileceğine ikna olmuyor. Ayrılıkları aslında bu noktada başlıyor.

Udayan’ın içinde olduğu grupla birlikte Hindistan’da siyasi bir yolculuğa çıkıyoruz. Naksalit Komünist Hareketi, ülkedeki İngiliz tahakkümü, bireycilik, alt sınıfın güvensiz durumu, Marksizm-Leninizm, Maoizm. Aslında bir dünya tarihi okuması yapıyoruz diyebilirim. Hikâye örgüsü ile birlikte işlenmiş tarihi olaylar tam tadında kalıyor. Udayan, hayatını yeni bir güneşin ve yeni bir ayın ışıldamasına adıyor.

Saçında Gün Işığı - Rengin, Müziğin, Dansın Ülkesi Hindistan 1

Bir İdeoloji Başarılı/Başarısız Olarak Değerlendirilebilir Mi?

Komünizm, çare arayan her ülkenin az da olsa kucağına düştüğü bir teori. Hindistan’da o dönemlerde toplumsal sınıflar oldukça katı biçimde yer alıyor. Komünizm ise toplumsal sınıfın olmadığı, özel mülkiyetsiz bir teoriyi işliyor. Komünizm, Hindistan’ın geleneğinden ve toplumsal sisteminden oldukça farklı bir düzene sahip.

Değişimin dinamikleri eğer ki toplumun kültür kodlarında yoksa değişim bir o kadar acılı olacaktır. Bu denli köklü değişimler, devrimleri çağırır. Hindistan’da  toplumsal eşitsizliğin arttığı dönemde, devlet toplumsal ve siyasi sorunu çözmekte yetersiz kalıyor. Tarihsel olarak baktığımızda devlet hiçbir zaman tarafsız değildir. Devletin taraftarlığı ise halktan kurbanlar doğurur.

Hindistan’da bir grup tarafından Marx, doğru reçeteyi sunuyor gibi görülebilir. Her daim kurbanlar yaratan bu “kokuşmuş” sistemin yok edilmesi, ülkenin bekası için bir gereklilik olarak görülebilir. Kapitalizm ile 17. yüzyıldan beri sömürülen Hindistan, Naksalit Komünizm ile kapitalizm karşıtı harekete sıkı sıkı sarılarak kendini kurtaracak bir lider arıyor. Udayan ise kendini bu grupta anlamlı buluyor.

Hindistan Tarihi

rengarenk
Tac Mahal – Hindistan

17. yüzyıla baktığımızda Hindistan doğal kaynakları ile oldukça zengin bir ülke. Avrupa ise Hindistan’ın bu zenginliklerine yalnızca İpek ve Baharat yolları ile ulaşabiliyor. Bu da hepimizin bildiği üzere Osmanlı Devleti’nin kontrol ettiği bir yol. Avrupalılar doğunun zenginliklerine daha kolay ulaşabilmek için yeni ticari yollar keşfetmeye çalışıyorlar. Bu şekilde tarih derslerinde sık sık duyduğumuz coğrafi keşifler başlıyor. Portekizlilerin başı çektiği bu keşiflerde Ümit Burnu üzerinden Hindistan’a ulaşılıyor. Hindistan bu dönemden sonra topraklarına gelen bu yabancılara çeşitli imtiyazlar vererek ticari bir ağ oluşturuyor. İngilizler, Hindistan’ın yöneticilerine verdikleri hediyeler ile yöneticilerin kalplerini kazanıyorlar. İmtiyazlar o kadar büyüyor ki İngiltere, Bombay ve Kalküta’nın adalet sistemini ele alıyor. Bu gelişmeyle birlikte Hindistanlıların geleneklerine, yaşamlarına, devletteki konumlarına kadar her şeyleri ele geçiriliyor. Hatta öldürülüyorlar.

Saçında Gün Işığı - Rengin, Müziğin, Dansın Ülkesi Hindistan 2
1857 Ayaklanması

Tüm bu tarihi trajediye karşı Hindistan 1857’de bir ayaklanma başlatıyor. Ayaklanmayı ateşleyen ise İngilizlerin ordu için yaptıkları kartuşlarda inek yağını kullanmaları oluyor. Müslümanlar ve Hindular bir olarak İngiliz subayları öldürüyorlar. Ancak ayaklanma, İngilizlerin valilere verdikleri rüşvetler sayesinde bastırılıyor.  Bu sefer de ölen her İngiliz subayı için 1000 Hindistan yerlisi öldürülüyor.

Arka planda günümüze kadar gelen ayrıntılara baktığımızda aslında derin acılar yaşamış bir ülke görüyoruz. Halkın yanında durmayan devlet ve onun erklerine karşı yıkım çözüm olarak görülüyor. Udayan’ı belki bu açıdan bakarsak anlayabilir hatta ona empati duyabiliriz.

Diğer Ana Karakter: Subhash

Subhash ise Amerika’da Rhode Island’da hayatına devam ediyor. Onu oraya iten sebep ise aslında oldukça farklı; Udayan’ın yapmadığı bir şeyi başarmak istiyor. Çocukluktan itibaren sahip oldukları mizaçlar sebebiyle sessiz ve sakin olan Subhash, her zaman Udayan’ın peşinden giden bir sırdaş oldu ancak genç yaşlarında Udayan’ın katıldığı siyasi örgütlenme ile aralarında bir mesafe açılıyor ve birbirlerinden uzaklaşıyorlar. Subhash aslında kendi düşündüğünü eyleme geçiriyor. Udayan gibi düşünmediği için kendine ilk defa farklı bir yok seçiyor ancak kendinin yetersizliğinden dolayı siyasi örgütlenmenin içinde olmadığını düşünmeden de edemiyor. Aslında kendini her zaman Udayan ile kıyaslıyor.

Subhash içinde acımasız bir yarış başlatmış. Kardeşine karşı pasif bir karakterde olduğunu düşünüyor ve bunu ortadan kaldırmak istiyor. Amerika’da yaşayarak aslında bunu kanıtlamaya çalışıyor. Amerika’da geçen bu kısımlarda biraz batı kültürüne de şahit oluyoruz. Bu bölümde Amerika’da bir Hintli olmayı, batı ve doğunun karşılaştırmasını görebiliriz.

gün
Kalküta

Kitabımızın sonunda ise Hindistan’ın Kalküta şehrinde yaşayanlar için önem arz eden ovanın etrafındaki yaşama geri dönüyoruz. Udayan’ın devrim için yaptıklarını onun gözünden okuyoruz. Gauri yani sevgilisi ile olan tanışmaları ile kitabın kapağını kapatıyoruz.

Son Olarak

Saçında Gün Işığı - Rengin, Müziğin, Dansın Ülkesi Hindistan 3
Jhumpa Lahiri

Son cümle, kitabın Türkçe çevirisine ismini vermiş. Udayan Gauri’nin saçında yansıyan ışığı dile getirmesiyle kitap sona eriyor. Kitabın orijinal ismi: The Lowland yani Ova. Bu ova, Tolly Kulübü’nün olduğu mecrada orada yaşayanlar için oldukça önemli bir yer aslında. Diğer eleştirmenler tarafından olumsuzlaşmış bu başlık çevirisi. Belki de pazarlamaya yönelik bir kaygıdan ötürü koyulmuş bir isimdir. Düşününce “Saçında Gün Işığı” ismi kitaba romantik bir hava veriyor. Kitabın sonuna baktığımızda aslında bu romantikliği Udayan’ın gözünden görebiliyoruz. Ülkesini değiştirmek isteyen ve sevdiği kızın saçındaki gün ışığına dikkat kesilmiş bir romantik. Yine de naçizane bir yorumum olarak kitabın orijinaline her zaman sadık kalınması taraftarıyım.

Kitabı baştan sona zevkle okudum. Pulitzer ödüllü yazar Jhumpa Lahiri’nin bu lezzetli kitabını okumanızı size de tavsiye ederim.

Saçında Gün Işığı - Rengin, Müziğin, Dansın Ülkesi Hindistan 4

Sizinle olmak güzeldi. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Kaynakça: 1, 2

Editör: Berfincan Doğan