Kim istemez ki kötü anılarını hafızasından silsin, hatırlayamadığı şeyleri ise tekrar hatırlasın. Peki bu mümkün mü?

Bilim insanları bilimsel olarak bir ilki gerçekleştirerek, deniz salyangozları arasında anı nakli yaptıklarını iddia ettiler. Bunu yapmak için, eğitilmiş olan bir deniz salyangozundan alınan RNA’yı, eğitilmemiş olan bir deniz salyangozuna nakletmişler ve ikinci salyangozdaki eğitim davranışını gözlemlemişler.

Araştırmanın amacı ise bir tür mega zekalı yumuşakça oluşturmak değil, belleğin fiziksel temellerinin anlaşılmasına yardımcı olmakmış. Bu gelişme, hem kayıp anıları geri getirmeye, hem de üzüntü çeken insanların travmalarını hafifletmeye yardımcı olabilir.

Peki sizce kayıp anıları geri getirmek ya da bazı şeyleri silmek ne kadar iyi ya da beynimize zararı var mıdır?

Öncelikle meşhur bir Jim Carrey filminden bahsedeceğim size.

Sil Baştan(ETERNAL SUNSHINE OF THE SPOTLESS MIND)

sil baştan

Filmde, iki yıl boyunca beraber olduğu sevgilisinden Clementine’den (Kate Winslet) oldukça şaşırtıcı bir haber alan Joel Barish (Jim Carrey), bir teknolojik deneye katılan sevgilisine ilişkilerini tamamen hafızasından silinmeden hatırlatmaya çalışıyordu. Yani Barish’in kim olduğunu bile hatırlamıyordu. Bu gelişme üzerine küplere binen Joel Barish, aynı prosedürü kendi üzerinde de gerçekleştirmek istemişti.

Film, adamın hafızaları silinirken, yaşanılan ilişkiyi gözler önüne sererken, Adam da bir kez daha oldukça iyi başlayan ve sonradan tadı kaçan ilişkiyi izliyordu. Fakat zaman geçtikçe ve sıra yaşanılan güzel şeylere gelince, pişman olarak müdahaleyi durdurmak istemişti.

Bu durumda kalsanız siz ne yapardınız?

Deneye geri dönecek olursak..

Son zamanlarda yapılan çalışmalarda, hafız kaybı gerçekleştikten sonra, bir ateşleme bileşeninin yardımı ile uzun dönemli belleğin geri getirilebileceği bulundu. Bu ateşleme bileşeninin ne olduğu hâlâ bilinmiyor, ancak görünüşe göre işlem, epigenetik düzenlemeyi kapsıyor; RNA bu konuda çok önemli bir rol oynuyor.

RNA ayrıca uzun vadeli anıların oluşum işleminde de rol oynuyor. Bunu gören Glanzman ve takımı, bu molekül aracılığıyla uzun vadeli belleğin bazı kısımlarının aktarılıp aktarılamayacağını merak etmiş.

Hipotezlerini sınamak için, deniz salyangozlarını eğitmişler. Bunu yapmak sanıldığı kadar zor değilmiş; Aplysia californica (resimdeki canlı) isimli bir deniz salyangozunun kuyruğuna, hafif fakat yine de can sıkıcı olan bir elektrik şoku uygulamışlar.

Aplysia californica

Araştırmacılar, salyangoz eğitim grubuna her 20 dakikada bir olmak üzere beş elektrik şoku uygulamışlar. Aynı işlemi 24 saat sonra tekrarlamışlar.

Araştırmacılar daha sonra salyangozlara hafifçe dokundukları zaman, şok eğitimi gören salyangozlar ortalama 50 saniye boyunca vücutlarını daraltarak savunma durumuna getirmişler; fakat eğitilmeyen salyangozlar sadece bir saniye daralmışlar.

Bir sonraki adımda, hem eğitilen hem de eğitilmeyen salyangozlardan RNA alınmış. Bu moleküller daha sonra iki grup eğitilmemiş salyangoza enjekte edilmiş.

Bundan sonra inanılmaz bir şey olmuş. Eğitilmiş gruptan gelen RNA’yı alan eğitilmemiş salyangozlar, sanki onlara da şok verilmiş gibi, araştırmacılar dokundukları zaman tepki vermişler; ortalama 40 saniye boyunca, kendilerini savunur şekilde daralmışlar.

Bu sırada, eğitilmemiş bağışçılardan RNA alan eğitilmemiş salyangozlar, savunma tepkilerinde herhangi bir değişiklik sergilememişler.

“Sanki hafıza nakli yapmışız gibiydi” diyor Glanzman.

Araştırmacılar deneyin bir sonraki aşaması için, eğitilmemiş salyangozlardan motor nöronları ve duyusal nöronları çıkarmışlar ve bunları ayrı olarak veya her bir tipten bir nöron içeren çiftler halinde petri kaplarına koymuşlar.

Ardından, eğitilmiş ve eğitilmemiş salyangozlardan alınan RNA’ları bu kaplara koyup, nöronlar üzerindeki etkileri gözlemlemişler.

Araştırmacıların bulduğuna göre, eğitimli salyangozların RNA’sı eklendikten sonra, duyusal nöronların uyarılganlığı artış gösterdi; söz konusu etki, eğitim sırasında salyangozların kuyruğuna elektrik şokları uygulandığı zaman da gözlenmişti.

Ayrıca elbette, eğitilmemiş salyangozların RNA’sının duyusal nöronlar üzerinde böyle bir etkisi olmamıştı.

Aplysia californica

Hafıza depolamasının, sinapslarda gerçekleşen değişimlerle mümkün olduğu, şu an büyük ölçüde kabul ediliyor. Ancak Glanzman, bunların aslında nöronların kendi içlerinde depolandığına inanıyor ve kendisinin yaptığı deney, bu olasılığı gösteriyor.

“Eğer anılar sinapslarda depolansaydı, bizim deneyimiz hiçbir şekilde işe yaramazdı” diyor.

Elbette bu olasılığın onaylanması için daha fazla araştırmanın yapılması gerekecek.

Trinity College Dublin Üniversitesinde biyokimyacı olan ve araştırmada yer almayan Tomas RyanThe Guardian‘a şöyle söylüyor: “Bu ilginç bir durum ancak ben, anı nakletmiş olduklarını düşünmüyorum”

“Bu çalışma bana şunu söylüyor; belki de hayvandaki en temel davranış tepkileri, bir çeşit anahtar içeriyordur ve Glanzman’ın çıkardığı şeylerin içinde, bu anahtara basan bir şey vardır.”

Bu çalışma birçok alzheimer hastası için bir umut olabilir ama yukarıda bahsettiğim bilim kurgu filmindeki gibi bir olay için daha çok araştırma gerekiyor. Bu gerçekleşse bile her şeyi geri getirmek ya da her şeyi unutmak ister miydiniz? 

 

Kaynak:https://popsci.com.tr/bilim-insanlari-bir-salyangozdan-baska-bir-salyangoza-ani-nakli-yaptiklarini-soyluyorlar/