Merhaba Kreatifbiri okuyucuları. Dünya genelinde devam eden pandeminin sonuçlarından biri de evlerimize kapandığımız bu günlerde her şeyin sanal bir hal almış olması. Dijital çağ geliyor/gelecek derken içinde bulunduğumuz bu süreç, pek çoğumuzun aşina olmadığı uygulamaları kullanmayı öğretti bile. Muhtemelen X kuşağı neslindeki yöneticilerin çoğu online toplantı uygulamalarından habersizdi ancak şuan adapte olup bir toplantıdan bir toplantıya geçiyorlar. Aynı şekilde Z kuşağı neslinin yeni üyeleri bilgisayardan ders dinlemeye alışmakla kalmadı, online teneffüslerinde birbirlerine ses kaydı göndermeye dahi başladı. Hal böyle olunca çağımızın önemli buluşlarından internetin hayatımıza etkisini irdelemeden geçemiyoruz. Sanal Hayatlar, orijinal adı ile Disconnect ise üç farklı olay zinciri ile internetin hayatımıza etkisini göstermek isteyen oldukça çarpıcı bir yapım.

sanal hayatlar-disconnect

Hikaye Nerede Başladı?

Sosyal hayat var olduğundan bu yana toplumu tanımlamak için pek çok kavram kullanılmıştır. Bunlar arasında ağ toplumu; özellikle enformasyon teknolojilerinin gelişmesiyle sosyal ilişkilerin televizyon sistemleri, eğlence stüdyoları veya siteleri, kısacası sinyal üreten her şey ile özdeşleşmesiyle kullanılan en yaygın kavramdır. Kavram, içerisinde interaktif bir toplum vaadinde bulunsa da ağ toplumun yarattığı yeni toplum biçiminde insanlara gerçek dünya ile sanal dünya arasında bir kopuş yaşattığı da yadsınamaz. Gerçek dünya ile ilişkileri bozulan bir gencin internet ortamında oluşturduğu sanal hayatı ile gerçek dünyasındaki yalnızlığını kapatma arzusunu işlerken Disconnect de tam olarak bu noktaya ışık tutuyor. Ancak burada edindiği yeni ağlar ile yalnızlığını törpülemek isterken kendini daha da mutsuz edecek olaylara sürüklediğine tanık oluyoruz.

Sanal Hayatlar 1

Ağ toplumun beraberinde getirmiş olduğu bir diğer özellik ise teknoloji tarafından kontrol edilen insanların körelmesi, yaratıcılıkları ve bireysel özgürlüklerinin yok olmasıdır. Hal böyleyken eleştirel düşünme yetileri de ortadan kalkmaktadır. Filmde bunun yansımasını ise henüz çok genç olmasına rağmen sohbet sitelerinde çalışan gençlerin bedenleri üzerinden sanal bir hayat kurgulamasında rastlıyoruz. İnsanların teknoloji tarafından kontrol edildiği bir toplum yerine insanların teknolojiyi kontrol ettiği bir toplum sistemi oluşturabilirsek, ancak bu tarz sanal cemaatler kurma ihtiyacı duymadan gerçek ilişkilerimiz ile gerçek toplumlar oluşturabiliriz.

Sanal Hayatlar 2

Nasıl Sonuçlandı?

Kitle iletişim araçları yalnızca internet özelinde değil diğer kolları ile de kültür ve endüstriyi iç içe geçirmiş ve birtakım bozulmalara sebep olmuştur. Aslında yukarıda bahsedilenlerin ana kaynağı budur. Yüz yüze iletişimin azaldığı, kültürel bağların devam ettirilmediği bir toplum haline gelmemiz insanları sanal cemaatler içerisinde var etmeye başlamıştır. Filmin son ayağını oluşturan üçüncü olay ise genç bir çiftin dolandırılmasıdır. Burada dolandırılmalarına sebep olan; bir sitede, sanal bir ortamda sohbet edip eşi ile paylaşamadığı sorunlarını bir başkasına anlatma isteğidir. Sosyal ilişkilerin gelmiş olduğu bu çarpık durumu sanırım görmeyenimiz yoktur, çünkü pek çok arkadaş ortamında muhabbetler kısalmış, uzun aralardan sonra görüşüldüğünde önemli olan hal hatır sormaktansa anı ölümsüzleştirmek için çekilen fotoğrafların olması tüm gerçekliği ile geldiğimiz noktayı göstermektedir.

Teknolojinin nimetlerini elbette yok sayamayız ancak sınırını belirleyebilmek, gerçek hayatımız ile kopuşuna engel olabilmek bizlerin elinde. Yüzlerce film izleyebiliyor olmak, online eğitimler almak, hatta online kitaplar okuyabiliyor olmak şahane. Ancak tüm bu süreci birlikte yaşadığımız insanlar ile ne kadar aktif geçiyoruz? Ya da kendimiz ile? Yaşadığımız süre boyunca kendimiz ile de konuşmayı ihmal etmeyelim. Sağlıkla kalın.

Sosyal medyayı ele alan diğer filmlere bu yazıdan ulaşabilirsiniz.

Kaynakça: 1 , 2

Editör: Sena Bakı