Sözel ifadelerin yetersizliği, bazı zor durumların açıklanmasını ve yaşanılan duyguların tanımlanmasını imkansız hale getirebilir. Özellikle bilinçdışı süreçlerde birey, kendi duygu durumuna karşı kullandığı savunma mekanizmalarının da farkında olmayabilir. Bu noktada içten gelen gerilimi, yıkıcı olmayan bir şekilde dışa vurabilmek; psikolojik iyi oluşu sağlama ve sürdürme açısından oldukça önemlidir. Çünkü hiçbir insan, iç ve dış gerçekliği birbiriyle ilişkilendirme geriliminden kurtulmuş değildir.

Sanatsal terapide, Winnicot’un önerdiği iç ve dış gerçekliğin geçiş alanı yaratıcı süreçlerle desteklenir. Bireyin kendi dünyasındaki çeşitli tasarımları, artistik formlar yoluyla yansıtmasına ve paylaşmasına olanak sağlar.

Sanatsal Terapi

Sanatsal Terapi Ve Bireyin Savunma Mekanizması   

Duygusal krizlerde sanatsal terapi, savunma mekanizmalarının sanat ürünlerindeki yansımasını ifade eder. Bireyin ruhsal ve sosyal profiline bağlı olarak değişebilen savunma mekanizmalarına yol açan 4 temel çatışma kaynağı vardır; Ölüm, Özgürlük, Varoluşçu Yalıtım, Anlamsızlık.

Ölüm: Birey ölümün kaçınılmaz olduğunun farkındadır. Bu farkındalıkla beraber, var olmayı devam ettirme arzusu noktasında gerilim yaşanır.

Özgürlük: Bireyin hayatındaki her şeyden, tüm yaşadıklarından, yaşam tarzından ve tüm seçimlerinden sadece kendisini sorumlu tutan bir bakış açısıyla özgürlük anlayışı, içsel gerilime neden olur.

Varoluşçu Yönelim: Her birey kendi varoluş sürecine kendisi başlar ve varoluştan tek başına ayrılır. Bu bilinçle birey, yalnızlık kaygısının da getireceği bir gerilim yaşar.

Anlamsızlık: Yaşam amacıyla doğrudan ilişkilidir. Birey, kendi yaşam amacını gerçekleştirmeye yönelik inancına anlam yüklemesi sürecinde gerilim yaşar.

Savunma mekanizmalarını harekete geçiren bu çatışmalar, bireyin yeni durumu kontrol ederek yaşamını tekrar yapılandırmasına veya tamamen geri çekilerek panik ve endişe içinde yaşamını sürdürmesine neden olur. Rollo May’e göre bireyin yaşamını tekrar yapılandırması için, kendi benliğinde cesaret oluşturması gereklidir.

Cesaret, tüm psikolojik erdemleri olanaklı kılar.

Rollo May, Courage to Create/Yaratma Cesareti

Rollo May’in Cesaret Tanımlaması Ve Sanatsal Terapi İlişkisi

Fiziksel Cesaret: Duyarlılığın ve dinleme yeteneğinin geliştirilmesi, düşünmenin öğrenilmesi ile meydana gelir. Sanatsal terapide birey, çeşitli zihinsel tasvirlerle psikolojik bir iç görü yaşar. Bu noktada sanatsal terapi, duygusal olgunlaşmanın da aracı olarak görülebilir.

Moral Cesareti: Diğer insanların duygularıyla özdeşleşme sağlanılması ile oluşur. Sanatsal terapi, duygu aktarımını güçlü bir şekilde gerçekleştirir.

Toplumsal Cesaret: Diğer insanlarla sosyal ilişkiler geliştirebilme cesaretidir. Sanatsal terapi, bireyin sözel olarak kendisini ifade edemediği otizm, mental retardasyon, travma sonrası stres bozukluğu, davranış bozukluğu gibi durumlarda sosyal ilişkiyi sağlama ve sürdürme noktasında önemli bir araçtır.

Yaratma Cesareti: Bireyin yeniden inşasında yeni biçimlerin, yeni sembollerin, yeni modellerin bulunmasıdır. Yaratıcılık, bireyin kendisini gerçekleştirme süreci olarak duygusal sağlığın en yüksek derecesini ifade eder. Bu noktada dışavurum aracı olan sanat, yaratıcılığın bir göstergesidir.

Sanatsal Terapide Gestalt Yaklaşımı

Bireyin kendisine dair tüm özelliklerinin farkında olması ve kendisini bir bütün olarak görebilmesi, psikolojik iyi oluşu sağlama açısından gereklidir. Bu noktada kişilik kutuplaşmasının önüne geçilmesi amacıyla, yaşamı da her yönüyle değerlendirebilmek ve tek bir alana yoğunlaşmamak önem kazanır. Sanatsal terapide birey yaşamını gözden geçirir, duygularını tasvir etme ve çözümleme noktasında farkındalık kazanır, bir şeyler üretmenin verdiği hazla kontrol sahibi olduğunu fark eder, şimdiki yaşantısının getirdiği sınırlama ve zorluklara karşı gelecek yaşantısına yönelik tüm olasılıkları değerlendirebilme sürecine başlar. İkincil düşünmenin, farklı bir bakış açısıyla hayata yeniden başlayabilmenin yolunu açar.

Sanatsal terapi, görsel imgelemenin bütünleştirici ve iyileştirici özelliği üzerinden temellenmiştir. Bilinçdışının dışavurumu olarak görülebileceği için, daha derin duygusal durumların çözümlenmesi ve psikolojik eğilimlerin ortaya çıkmasını sağlama açısından önemli bir araçtır.

KAYNAKÇA:

1

2

3