Refik Anadol, 1985 yılında İstanbul’da doğdu. Şu an Los Angelas’ta yaşamaktadır. ABD’de oldukça güzel işlere imza atan, sanatını alışık olmadığımız formlarda sunarak etkileyici işlere sahip bir medya sanatçısı, yönetmen ve tasarımcıdır.

Refik Anadol sanatsal üretimini şu şekilde anlatıyor: Sanat üretimimde mimariyi kanvas, ışığı ve veriyi materyal olarak kullanıyorum. Bugüne baktığımızda kamusal alanın bizlere her gün ilham vermesi gerekirken şu anda bizler, bu alanda tersi bir gerçeklikle tasarlanmamış kaosun yer edinme yarışının arasına sıkışmış bir haldeyiz. Bu duruma karşı geliştirdiğim projeler kimi zaman kalıcı bir dijital heykel çalışması olabiliyorken kimi zaman filarmoni orkestrası ile eş zamanlı üretilen görsel/işitsel bir performans da olabiliyor. Teknoloji, kullandığım üretim yöntemlerinin göbeğinde yer alıyor. Los Angeles’taki stüdyomda birçok takım arkadaşı ile çalışmayı prensip edindim. Böylelikle çok daha ileri gidebilmeyi, görülmemiş ve yapılmamışa dair bambaşka perspektif arayışını güçlendirmeyi başardım.

“Varlığına inandığım geleceğin eksiksiz bir şekilde var olabilmesi için kişisel gelişim ve üretimin hiç durmaması gerektiğini inanıyorum.”

Sanat, düşünce ve ideolojileri ifade edebilmenin en doğru yollarından bir tanesidir. Sanatınızı resim, edebiyat, heykel gibi yollarla icra edebilirken dijital araçları da kullanabilir misiniz? Refik Anadol’un medya sanatlarının mimari ile köprü kurduğu üç boyutlu video haritalama işleri, sanatın dijital araçlar ile yapılabileceğine onur ve başarı ödülleri de alarak takdir edilen örnekler sunmaktadır.

En çok ses getiren çalışmalarından biri olan Infinity Room, zekanın bile yapay olabildiği bir gerçekliğin üzerimizdeki etkilerini ışık, zaman ve mekân ile kesiştiği noktayı inceliyor. Kavram olarak sonsuzluğu seçtiği bu projede, çağdaş algoritmalar vasıtasıyla klasik düz sinema projeksiyon ekranını üç boyutlu kinetik ve arkitektonik bir görselleştirme uzamına dönüştürmek amacıyla söz konusu yanılgısal mekân altyapısını parçalarına ayırmaya ve izleme deneyiminin sınırlarını aşmaya yönelik radikal bir çaba sarf edildi. Bu proje, yapılan çalışmayı bedenden ayrılmış tekno-ütopik bir fanteziye kaçış yolu olarak kullanmak yerine, bizim kendimizi ve çevremizi yeniden taze bir biçimde algılamamızı sağlayacak bir dönüş aracı olarak işlev görmeyi hedefliyor. Bunu sağlamak için ise bizi alışkın olduğumuz algılarımızdan ve dünyada olmaya dair kültürel açıdan eğilimli varsayımlarımızdan geçici olarak uzaklaştırıyor.

refik anadol
Mimari Sınırlardan Kurtulmak

Heyecan verici projelerinden WDCH Dreams; Los Angeles Filarmoni iş birliğiyle hayata geçirilen proje, özel bir tasarıma sahip Walt Disney Konser Salonu’nda gerçekleştirildi. Proje oluşturulurken Filarmoni’nin 100 yıllık dijital arşivleri kullanıldı ve bu proje atölyenin hayata geçirdiği en büyük projelerden birisi. Refik Anadol, projesini ’’Her bir şekil arşivden alınan bir bilginin temsili. Bu algoritmaları bir fırça gibi kullanmak. Şiirdeki denge gibi. Bazen karşınıza çıkan sonuçlar gerçek bazen makine tarafından yaratılmış oluyor. Ürettiğim her proje bir çeşit bilim kurgu hikayesi. Bu hatırlayan, öğrenen ve hayal eden bir bina hakkında.’’ cümleleri ile özetliyor. Cepheyi bezeyen şovun yanında Anadol, konser salonunun içine de ziyaretçilerin şov için kullanılan dijital malzemeler ile etkileşim kurabileceği bir enstalasyon hazırladı.

Sanatta Yapay Zeka: Refik Anadol Kimdir? 1

Refik Anadol, işlerini tasarlarken data ve makine zekasını bir araç olarak kullanarak alışılmadık mekan deneyimlerinin izini sürüyor. Hem iç mekan hem dış mekan işleri ile izleyicisine yeni fonksiyon ve mekan alternatifleri hayal etme imkanı sunan Anadol’a göre tüm mekanlar ve cepheler birer kanvas niteliğinde. “Bir mekan bizi hissedebilir mi, bizimle gerçekten etkileşime geçebilir mi, kendi kendine hatıralar yaratabilir ve rüya görebilir mi?” işlerinde kendisine sorduğu sorulardan bazıları.

Sanat şüphesiz ki insanoğlunun elindeki en büyük güçlerden birisi; kullandığınız araç ne olursa olsun ister kalemleri, boyaları, kameraları ister tamamen yapay zeka ve dijital ekranları kullanın sanat, eşsiz bir dışavurum aracıdır. Son dönemlerde teknolojinin gelişmesiyle birlikte sanatın da yöntem değiştirdiğini gözlemliyoruz. Artık teknolojiyle çok daha bütünleşik çağdaş sanat anlayışına aşina olmaktayız. Bu yeni dönemin en gözde, en üretken sanatçılarından biri de sanatıyla algılarımızla oynayıp bize sanal bir gerçeklik sunan, görünmeyeni görünür kılmayı hedefleyen, veri resimleri ve veri heykelleri alanındaki öncü isim Refik Anadol.

Bana çok ilham veren bir isim oldu ve sınırların ötesindeki yaratıcılığın bizi çok daha büyük bir kaynağa sürüklediğine dair motivasyon sağladı. Kendimizi ifade etme yöntemi olarak neyi seçersek seçelim henüz hala keşfedilmemiş yöntemler var ve kullanılmakta olan yöntemler ile bile insanları çok farklı yolculuklara çıkarabilmek hala mümkün.

Çalışmalarını incelemek isteyenler için:

  • Melting Memories (Eriyen Hafızalar) – İstanbul (Türkiye), 2018
  • Wind Of Boston: Data Paintings (Boston Rüzgarı: Data Resimleri) – Boston (A.B.D.), 2017
  • Virtual Depictions: San Francisco  (Görsel Tasvirler: San Fransisko) – San Fransisko (A.B.D.), 2015
  • Archive Dreaming (Arşiv Rüyası) – İstanbul (Türkiye), 2017
  • Visions Of America: Amériques (Amerika’nın Tasavvurları) – Los Angeles (A.B.D.), 2014
  • Infinity Room (Sonsuzluk Odası) – İstanbul (Türkiye), 2015
  • Liminal Room (Liminal Oda) – İstanbul (Türkiye), 2015
  • Augmented Structures (Çoğaltılmış Strüktürler) – İstanbul (Türkiye), 2013

Anadol’un çalışmalarına kendi sitesi üzerinden de ulaşabilirsiniz. Kendi sitesinden de çalışmalarını takip edebilirsiniz.

Geçtiğimiz günlerde Refik Anadol, Sanatta Yapay Zeka başlıklı bir YouTube canlı yayınına katıldı. İlgili yayına buradan ulaşabilirsiniz.

Editör: Berfincan Doğan