Endüstri devrimi, olağanüstü bir değişim ve yenilik dönemiydi. Çığır açan bu dört icat ise dünya tarihinde bu radikal zamanı anlayabilmemiz açısından çok önemli.

Teknolojik ilerleme oranı, sanayi devriminden önceki yüzyıllar boyunca mütevazı bir hızda ve sabit bir şekilde artmaktaydı. Sanayi devrimiyle birlikte ise sonraki 100 yıllık dönemde, modern dönemi yaratan dönüşüm ivmesi başladı. Bu dönem, insanlık tarihinde eşine çok az rastlanır bir sosyal devrim ve teknolojik ilerleme çağıydı. Sanayi devriminden bize sözünü etmeye ve tartışmaya değer düzinelerce buluş kalsa da bugün yaşadığımız dünya üzerindeki en kalıcı etkiyi bu dört gelişme bıraktı.

Buhar Motoru Sanayi Devrimine Güç Veriyor

James Watts’ın tasarımına dayanan bir 19. yüzyıl buhar motoru.

sanayi devrimi

Endüstri devrimi denince ilk akla gelen icat, 1760’larda James Watts tarafından icat edilen ve devrimin temel taşı sayılan “buhar motoru” idi. 1712’de Watts, daha fazla geliştirilip geliştirilemeyeceğini görmek için Thomas Newcomen tarafından icat edilen ve hava motoru adı verilen daha eski bir makine üzerinde çalışıyordu. Newcomen’in hava motoru, kömür madenlerinden su pompalamak ve havalandırma sağlamak için tasarlanmıştı ancak Watts genel amaçlı kullanılabilecek bir makine arıyordu. En sonunda ise bu hava motorunu Matthew Boulton ile birlikte maden pompası ve vantilatör basitliğinden çıkarıp gerçekten devrim yaratacak bir makineye dönüştürdü.

Watts ve Boulton’un geliştirdiği bu buhar motoru tasarımı, endüstri devrimine yeni icatlar katacak ve bu yeni icatların her türlü duruma uygun, kullanışlı birer icat olmasını sağlayacak kadar çok yönlü olacaktı. Watts’ın buhar motorunda yaptığı kritik yenilik ise motorun itici gücünü oluşturan doğrusal hareketten ziyade döner hareketiydi. Bu buluş aynı zamanda teknolojinin gelişmesini de sağladı ve sanayi devriminin sembolü olmaya devam etti. Buhar motoru olmasaydı sanayi devriminin başlaması mümkün olmazdı.

Büküm Makinesi

İp eğirme (büküm) makinesi, ilk önemli “endüstriyel” makine olarak kabul edildi.

sanayi devrimi

Büküm makinesi inanılmaz bir gerekliliğin ürünüydü. İngiltere’de 1700’lerin ortalarından itibaren yaşanmaya başlayan tekstil patlaması, fabrikalardaki dokuma tezgahlarında kullanılmak üzere ihtiyaç duyulan pamuk ve yün ipliğinin miktarlarında bir artışa sebep oldu. Yarı vasıflı işçilerin tekstil fabrikalarına satış yapmak için ipliği evlerinde elle eğirdikleri mevcut ev endüstrisi sistemi, endüstrinin talebini karşılayamadı. Bu yüzden birçok insan bir makine oluşturmak ve servet kazanabilmek için yarışıyordu.

Dolayısıyla James Hargreaves, aslında iplik eğirme makinesini icat eden ilk kişi değildi. Hargreaves’in makinesi, endüstri devrimi sırasında İngiltere’nin tekstil fabrikalarında bu kadar yaygın kullanılmıyordu. Başkaları da kendi makinelerini yapmıştı. Yine de 1770 yılında patentini aldığı büküm makinesi ile sanayi devriminin en kritik icatlarından birini yapan kişi olarak geniş çapta itibar kazandı. Çünkü büküm makinesi, tekstil imalathanelerinde kumaş üretmek için gereken üretim sürecinin tamamen sanayileşebilmesine olanak sağlayan bir makineydi. Büküm makinesi tekstil imalatçılarını inanılmaz derecede zengin ve karşılığında Hargreaves’i de o derecede ünlü yaptı.

sanayi devrimi

Sanayileşme, endüstri devriminin kalbinin ta kendisidir ve insanlar için çalışmanın ne anlama geldiğini kalıcı olarak yeniden tanımlamıştır.

Büküm makinesi ve devamında gelen diğer makineler sanayileşmeyi İngiltere’den, Avrupa ve Kuzey Amerika’nın ötesine yaydı ve üretimi sonsuza dek değiştirdi.

Vapur

Buharla çalışan bir vapura yolcular binerken.

sanayi devrimi

Endüstri devriminin en önemli iki mirasından biri; teknolojinin uzak mesafelere insanları ve malzemeleri taşıma biçimimizde yaptığı değişikliklerdir. Demiryolları uzun zamandır madenlerde maden cevheri taşımak için kullanılıyordu. İlk ticaret günlerinden bu yana mallar ve insanlar her zaman tekneyle seyahat ediyorlardı ancak buhar makinesi bu faaliyetlerin uygulanma şeklini tamamen değiştirdi.

Bir gemiye güç vermek için yeni icat edilmiş buhar motorunu kullanmak, 18. yüzyılın sonlarında pek çok mucidin kafasındaydı. Hatta Robert Fulton adında bir Amerikalı, prototip buharlı tekneler bile olsa teknolojiyi ticari kullanıma getiren ilk kişi oldu. İlk çalışan vapurunu 1803’te Fransa’daki Seine nehrinde açtığında nehirde sadece akıntı yönünde 3-4 mil hızla yürüdü.

Buharlı vapurlara kadar nehir taşımacılığı tamamen nehirlerdeki akıntının yönüne bağlıydı ve nehrin iki yönde de verimli kullanılmasını engelliyordu. Buharlı vapurlar, bu engelleri ortadan kaldırarak insanların ve malların nereye ve ne kadar uzağa gidebileceği konusunda önemli bir esneklik sağladı.

Asıl dönüm noktası ise okyanusları geçmek için yapılmış buharla çalışan gemilerdi. İnsanlar, denize açılıp kıyı şeridinin güvenliğinden uzaklaşmaya başladığından beri hava ve rüzgar sebebiyle okyanus seyahatini riskli ve güvenilmez buluyordu. Buhar gücü bir gecede bunu değiştirdi. Buhar motorları ile gemiyi ileri itmek için gerekli güç bulundu ve bu da gemilerin hava koşullarından bağımsız olarak okyanusta hareket etmesine izin verdi.

Lokomotif

İnsanların ve malların topraklarda hareket etme biçiminde devrim yaratan lokomotif.

sanayi devrimi

Aynı zamanda karada da benzer bir ulaşım devrimi yaşanıyordu. İngiltere’nin Cornwall kentinde bir maden mühendisi olan Richard Trevithick 1801’de lokomotifi tanıttı.

Watts’ın buhar makinesi üretim ve madencilikte yaygın bir şekilde kullanılıyordu ve Trevithick bu makinenin ne kadar güçlü olduğunu biliyordu. Yine de bu makine, bir vagonu karada taşıyacak kadar verimli değildi. Watts’ın kendisi, dönme hareketine güç vermek için düşük basınçta buhar kullanılan motorunun sınırlarının farkındaydı ve motoru daha yüksek basınçta çalıştırmanın güvenli ve hatta mümkün olmadığının farkındaydı. Yine de Trevithick, boyutunu büyütmeye gerek kalmadan da daha güçlü olacak yüksek basınçlı bir buhar motoru üretebileceğine inanıyordu. Çalışmalarının sonucunda ise kömürü, İngiltere’nin kömür zengini bölgelerinden alıp kömür yoksulu Cornwall’a çok daha ucuza götürmek için ilk lokomotif motoru üretti. Lokomotif, ülkelerin su yoluyla ulaşılamayan bölgelerine ulaşım sağladı ve bazı izole bölgeleri birbirine bağladı.

Yaşadığı yerlerden birkaç kilometre öteye gidemeyeceğini, orada yaşayamayacağını düşünen bir millet için lokomotif, İngiltere’de ve çok geçmeden tüm dünyada kişisel hareket ve seyahat hakkındaki düşünceleri değiştiren devrimci bir gelişme oldu.

Kaynakça: 1