Sigmund Freud küçük yaşlardan itibaren kendi benliğini korumak, iç ve dış çatışmalardan en az etkilenmek ve kendini rahatlatmak için herkesin savunma mekanizması oluşturduğundan bahsetmiştir. Kaygı konusundaki ilk görüşleri, nevrotik hastaları üzerindeki incelemelerine dayanır. Başlarda kaygının iç ve dış engeller nedeniyle uygun bir biçimde boşaltılmayan ve ruhsal yapı içinde biriken psişik enerjinin bir sonucu olarak ortaya çıktığını söyler, yapısal modeli geliştirdikten sonra ise kaygının egonun bir işlevi olduğuna karar vermiştir. Savunma mekanizmalarını herkes kullanır. Bu durum bazen bilinçli bazen bilinçsiz olarak kullanılır ve sürekli kullanımı anormal durumlara neden olur.

Savunma Mekanizmaları ne işe yarar?

  • Üst benlik ve benlik ideali tarafından belirlenen suçluluğu ve değersizliği düzenler.
  • İlişkilerin bozulmaması için uğraşır.
  • Güvenlik duygusunu sürdürmeye çalışırlar.
  • Benliğin dağılmaktan korur.
savunma

Kişilik bozuklukları normal kişilik işlevlerinin aşırıya kaçmasından kaynaklanır ve kişi, sorunları kendinde değil çevresinde aramaya çalışır (alloplastik uyum). Bu savunma mekanizmaları nevrotik, sınırda ve psikotik kişilik yapılarında farklı bir düzene sahiptir. Nevrotiklerde bastırma ile birlikte diğer üst düzey savunma düzenekleri daha çok kullanılır. Bunun tersine sınırda kişiliklerde ve psikotiklerde alt düzey savunma düzenekleri ön plandadır.

Alt Düzey Savunma Mekanizmaları: Bu mekanizma kaygı, çatışma yaratan durumları bilinçdışında tutamaz.

Üst Düzey Savunma Mekanizmaları: Bu mekanizma kaygı, çatışma yaratan durumları bilinçdışında tutarlar.

Bastırma ile birlikte; karşıt tepki kurma, yalıtma, yapma-bozma, ussallaştırma, düşünselleştirme, yer değiştirme, yansıtma, inkar, döndürme gibi üst düzey savunma düzenekleri benliği iç dünyadaki çatışmalardan korur.

Bölme ile bağlantılı alt düzey savunma düzenekleri geri çekilme, yansıtmalı özdeşim, ilkel inkar, ilkel ülküleştirme, ilkel değersizleştirme, tümgüçlülük ve tümgüçlü kontroldür. Bunlar ise hasta için önemli olan kişilerle yaşadığı çelişkili deneyimleri çözüp ayırarak ve etkin bir biçimde ayrı tutarak, kişiyi çatışmalardan korumaya ve güvenlik hissinin sürdürmeye çalışırlar.

Psikotiklerde ise inkarın şiddeti gerçekliğin algılanışını çarpıtır. Utanç, suçluluk, değersizlik hisleri ve dürtüler gerçekliği korkutucu hale getirirken alt düzey savunma mekanizmaları gerçekliğin algılanışını ağır bir biçimde bozar. Tüm zorluklara rağmen kendilik bir arada tutulmaya çalışılır.

Savunma Mekanizmalarını ilkelden olguna sıralanması şu şekildedir;

1) Narsisistik Savunmalar

En ilkel, çocuk savunmalardır.

  • İnkar (Yadsıma):Ego hoş olmayan gerçek bir durumla yüzleşmeyi reddederek kendini korumaya alır. Kaygı yaratacak durumun yok sayılmasıdır.
  • Bastırma: Temel olarak kaygı yaratacak düşünce ve duyguların bilincin dışında tutulmasıdır. Kişinin başından geçen bir olayı hiç hatırlamaması buna bir örnektir.
  • Çapıtma:Kişinin kendi gerekliliklerine göre dışarıyı çarpıtmasıdır.
  • Yansıtmalı Özdeşim:Kişiye acı veren ya da iyi gelen durumları kişiye yansıtmadır.
  • Bölme:İyi ve kötünün tamamen bütünleşmemesidir.Sınır kişilik örgütlenmelerinde fazla görülür.
  • İdealizasyon:Kişinin iyiyi iyi kötüyü kötü olarak görmesidir. İyilik ve kötülüğün tek bir şey de olduğu kabul edilmez.
  • Yansıtma:Kişinin kendi kabul edilemeyecek dürtü,duygu ve düşünce ve davranışlarını diğer insanlara ya da nesnelere yüklemesidir.
savunma

2) Olgun Olmayan Savunmalar

Ergenler, erişkinlerde psikotik olmayan hastalıklarda sık kullanılır

  • Eyleme dökme: Yaşanılan acınn üstesinden gelemeyecek olgunlukta değilse kişi olumsuz sonuçları düşünmeden davranışsal ya da sözel tepki vermesidir.
  • Kilitlenme: Psikozlarda görülebilen bu mekanizmada geçici olarak düşüncenin ya da davranışların kesilme halidir.
  • Hipokondriazis: Yaşanılan olumsuz duyguyu karşı tarafa olan saldırganlık dürtüsünü kendine dönüştürerek kaygıdan uzaklaşır.
  • Özdeşleşme: Kişinin hoşuna gitmeyen özelliklerini kendisinin sahip olmak istediği özelliklere sahip bir kimsenin yerine koymasıdır.
  • İçe atma: Kişinin başka birinin özelliklerini benimsemesidir.
  • Gerileme: Kaygı yaratacak bir durumda daha önceki bir dönemin gelişmemiş çocuksu davranış biçimlerine dönüştürmesidir.
  • Somatizasyon: Ruhsal belirtiler yerine vücutta oluşan yakınmalardır.

3)Nevrotik Savunma Mekanizmaları

OKB ve histerik yapıda kişiler ve stres altındaki kişiler yoğunlukla kullanır.

  • Yer değiştirme: İçgüdüsel dürtü kabul edilebilir bir nesne ya da kişiye yönelir.
  • Yalıtma (İzolasyon): Fikir ya da anının duygusal tarafı hissedilmeyerek bastırılarak yaşanmasıdır.
  • Kontrol etme: İçte yaşanan kaygıyı azaltmak için bireyin etrafında olan her şeyi düzenleme istediğidir. OKB bireylerde çok fazla görülür.
  • Ayrıştırma: Bilince zor gelen yaşantıların bilinçten uzaklaştırarak, ayrı bir şekilde faaliyete geçmesidir.
  • Entellektüalizasyon: Kişinin sahip olduğu duygu, düşünce ve davranışları asıl kaynağından farklı alana yönelterek düşünce düzleminde tatmin etmesidir. Duygu, düşünce ve davranışın dışa yöneldiği zaman olumsuz etkilerin olacağı düşüncesi ile kişi eyleme dökmeksizin düşünce düzleminde bu arzusunu doyurmayı hedefler.
  • Tersine çevirme (Reaction-formation): Bir konuya yönelik aynı anda hissedilen, birbiriyle çatışan iki duygudan biri önem kazanıp, daha çok ortaya çıkarken, diğer duygunun yokolması durumudur.

4) Olgun Savunma Mekanizmaları

Sağlıklı yetişkinler sıklıkla kullanır.

  • Anticipation: Gelecekte oluşabilecek olumsuzluklara karşı planlar yapmak.
  • Asceticizm: Bilinçli olarak zevk almaya dayanan tüm şeylerden vazgeçerek belli hedefe ulaşmak, büyük bir hedef, ülkü peşinden koşarak rahatlık, keyif vb. davranışları bir kenara gitmek.
  • Humor (Mizah): Etrafında ki insanları olumsuz etkilemeden duygu ve düşüncelerini mizah yoluyla anlatmak.
  • Yüceltme: İlkel dürtülerin asıl amaç ve nesnelerinden ayrılarak toplumca kabul edilen ya da onaylanan davranışlarla doyum sağlanmasıdır.
  • Bilinçli Bastırma: Fikir, duygu ya da istediğin bilinçli şekilde bastırılmasıdır.

Editör: Minem Kesen