Kimi zaman bir dizi ya da film karşısında nasıl olduğunu anlamadan uykuya dalarız ve birden kendimize geldiğimizde birkaç sahneyi kaçırmış oluruz. İşte o uykuya nasıl daldığımızı farketmediğimiz, halk arasında şekerleme dediğimiz ve yaklaşık 1 ila 30 saniye arasında gerçekleşen bu hafif uyku durumuna mikro uyku denmektedir. Salvador Dali de büyük bir ressam olmasının sırrının bu mikro uykular olduğunu söylemiştir. Hadi kısa bir mikro uyku turu atalım.

Mikro uykudayken kişi, bazı hallerde, gözleri açık durumda olsa bile bakışlarını belli bir noktaya sabitlemiş bir şekilde bakabilir ve çevreden gelen uyaranlara verdiği tepkinin süresinde düşüş olabilir. Ayrıca uykuya dalıp gittiği anlarda etrafında ne olduğuna dair pek bir şey hatırlamayabilir. Peki bunun sebebi nedir?

Mikro Uykunun Sebepleri

En önemli sebeplerinden biri yeterli uykuyu alamamaktır. Bu durumlarda beynimiz, bu açığı kapatmak için gün içerisinde herhangi bir işin ortasında bizi uyku durumuna sokabilir. Mikro uykuya dalacak kadar uykusuzsanız, vücut tepkileriniz dörtte bir saniyeden yarım saniyeye kadar yavaşlar. Tabii yaptığımız işlerin monotonluğu da bu duruma geçilmesi için güzel bir ortam oluşturmaktadır. Sürekli slayttan dersi okuyan hocaların dersinde istemsizce kafaların öne doğru eğilmesi, ya da uzun yol seyahatlerinde saatlerce araba sürerken bazı şoförlerin istemsizce gözlerinin kapanması gibi…

Tabii bu son verdiğim örnek maalesef ki birçok kazaya da yol açabiliyor. Araştırmalara göre erkek sürücülerin %45’i, kadın sürücülerinse %22’si araba sürerken kısacık uyuyakalabiliyorlar, yani microsleep’i trafikteyken yaşıyorlar. Ve ölümlü trafik kazalarının neredeyse %20’si işte bu direksiyon başındaki microsleep yüzünden gerçekleşiyor. O yüzden uzun yolda mutlaka 10-15 dk’lık dinlenme molalarınızı aksatmayınız sevgili okurlarımız!

Salvador Dali ve Albert Einstein’ın da ortak özelliği olan bu durumu onlar nasıl kullanıyordu?

Şekerleme uykusu

Öncelikle bir sandalyeye otururlar ve ellerine ağır bir anahtarlık alırlarmış. Tam ellerinin alt hizasına da bir tabak gibi ses çıkartabilecek bir şey bırakırlarmış. Anahtarlar ellerindeyken uykuya dalar ve derin uykuya geçtiklerinde anahtarlık ellerinden kayıp yere düşünce de gürültü ile uyanırlarmış. Bu iki dehanın da kullandığı bu uyku hali ; hypnagogic duyu denilen, bir kişinin uykuya dalarken veya uyanırken yaşadığı akılda kalıcı rüya benzeri deneyimleri yaşatmaktadır.

Hypnagogic durumdaki kişi her ne kadar tamamen uyanık gibi gözükse de beyin dalgaları kişinin teknik olarak uyuduğunu gösterir. Ayrıca kişi bulunduğu durum hakkında tamamen bilinçli olabilir. Bu durum, bazı teknikler kullanarak bilinçli olarak uyanma durumundan direkt rüya durumuna girmesiyle oluşur. Birçok sanatçı, müzisyen, mimar, mühendis ve yaratıcılık isteyen diğer meslekteki insanlar, düşüncelerini özgür bırakıp yeni yaratıcı fikirler üretmek için hypnagogia’dan faydalanmışlardır.

Hypnagogic Uyku

Düzenli bir uyku döngüsü dört aşamadan oluşur. İlk aşamada teknik olarak uykuda değilizdir, burada yaklaşık 5 dakika geçiririz. Tabii daha da uzun sürebilir. Beyin aktivitesi yavaşlamaya başlar, vücut ısısı düşmeye başlar, kaslar gevşer, gözler yavaşça yan yana hareket eder. Çevremiz hakkındaki farkındalığımızı kaybederiz ama yine de kolayca uyanabilecek düzeydeyizdir. Halk dilinde gözlerimi dinlendiriyorum uyku biçimidir 🙂

Uyanıklık ve uyku arasında olan bu durumdur işte hypnagogic durum. Bu durumdayken, halüsinasyonlar (genellikle şekiller, desenler ve sembolik görüntüler) görebilir, sesler duyabilir ve neredeyse fiziksel hisler hissedebilirsiniz. (Hani sanki bazen bir uçurumdan düşüyormuş gibi hissedip ani bir irkilme yaşarız ya..)

Tabii gece ilk uykuya daldığınızda geçtiğiniz hipnagojik durumu, muhtemelen sabah uyandığınızda hatırlamıyor olacaksınız. Bu nedenle Dali ve bunu deneyen diğer kişiler, bu mikro uykuyu gün içerisinde yaparak bilinçlerini zinde tutmuşlardır. Bunu yaparak, aşama 2 uykusuna geçmeden önce kasten uyanabilir ve kısa uykuları sırasında ortaya çıkan bilgileri hemen yazabilirlerdi. Bu “hipnagojik şekerlemelerin” yaratıcılıklarını artırdığını ve zihinlerini yeni içgörülere ve sorunların çözümlerini bulmaya açtığını fark etmişlerdir.

Bu uygulama, Aristoteles döneminden beri vardır ve özellikle sezgisel kavrayışların keşfi olan Romantik Çağ’da popülerdi. Beethoven’ın kompozisyonlar için ilham aldığı söylenirken, yarı uyku esnasında Viyana’ya gider. Başka bir ünlü besteci Richard Wagner, hızlı bir kaçış sırasında gördüğü bir rüyaya göre tüm operayı kaleme aldığı söylenir. Ayrıca Isaac Newton, Descartes ve Einstein’ın mikro uyku halindeyken teorileri ve yenilikleri hakkında fikir sahibi oldukları söyleniyordu.

Her şeyin olduğu gibi mikro uykuya dalmanın da yararlı tarafları varken zarar verici bir hale de dönüşebilir. Dali ve Einstein gibi dâhiler bu kısa süreli uyku evresini kontrol altına alarak zihinlerinin daha açık bir hale gelmesini sağlamış ve ilham verici bir hale dönüştürmeyi başarmışlardır. Ancak yukarıda da bahsettiğim gibi bilinçli olmadan yakalandığınız bu mikro uyku durumları sizleri kötü bir duruma sokabilir.

Bu durumu deneyen ya da bir anısı olan arkadaşlarımızın hikayelerini yorumlarda bekliyoruz 🙂 Bilgiyle Kalın..

Kaynak Ve İleri Okuma:

1 , 2, 3